3. Hukuk Dairesi 2015/19810 E. , 2017/10226 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okuunp gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıyla aralarındaki 26/08/2008 tarihli protokol ile Klas-BCS laciv…
**3. Hukuk Dairesi 2015/19810 E. , 2017/10226 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okuunp gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıyla aralarındaki 26/08/2008 tarihli protokol ile Klas-BCS lacivert kutu olarak adlandırılan yeni bir sistem geliştirilmesi konusunda anlaştıklarını, tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmediğini, dava tarihine kadar 3 yıldan fazla süre geçmesine rağmen tek bir raporlamada dahi bulunmadıklarını, yanların 23/02/2011 tarihinde gerçekleştirdikleri toplantıda da bu hususun görüşüldüğünü, 24/06/2011 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshederek 50.000 USD'nin iadesinin talep edildiğini, 06/07/2011 tarihli cevabı ihtarnamede, sistemi koruma kontrol genel müdürlüğünde kurduklarını, aktif olarak çalıştığını, ancak cihazın test amaçlı Amerika Merkezlerine götürüldüğünü bildirdiklerini belirtmişler, protokol çerçevesinde ödenen 50.000 USD'nin iadesine, mahrum kalınan kardan şimdilik 20.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, protokole konu sistemi geliştirdiklerini, Tarım Bakanlığı bünyesinde bir operasyon merkezi kurularak yazılım ve donanımlarının hazırlandığını, ancak Tarım Bakanlığı nezdinde kurulun Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü örgütlenmesinin henüz tamamlanmamış olması nedeniyle cihazın kullanılmasına başlanamadığını, bu hususun mücbir sebep olup davacı tarafından da bilindiğini, protokolün 16. maddesinde belirtilen taraflar arasında yazılı bir mutabakat bulunmadığını, yine 17. maddeye göre davacının görüşme girişimi olmadığını, böylelikle iyi niyet kurallarına aykırı davranıldığını, 50.000 USD karşılığında düzenlenen 02/01/2009 tarihli faturaya itiraz edilmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, yanlar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından feshinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında 01.08.2008 tarihli işbirliği sözleşmesi ve davaya konu 26.08.2008 tarihli protokol bulunmakta olup, dava konusu uyuşmazlık taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanununda "Adi şirket" ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda "Adi ortaklık sözleşmesi" başlıkları altında yapılan tanımlarda adi ortaklık, "iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Adi ortaklık sözleşmesi geçerlik şekli olarak herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak, ispat şekli bakımından yasal delillerle kanıtlanması gerekir.