(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7740 E. , 2009/8185 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.04.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın tazminat talebi yönünden kabulüne dair verilen 05.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesi…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7740 E. , 2009/8185 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.04.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın tazminat talebi yönünden kabulüne dair verilen 05.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 28.11.1983 tarihli sözleşme uyarınca tapu iptali tescil, ikinci kademedeki istek ise nedensiz zenginleşmeye dayalı tazminat taleplerine ilişkindir. ... ... mirasçısı davalılar, sözleşmenin yerine getirilmediğini, açılan davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., iyiniyetli kayıt maliki olduğunu, davanın reddini belirtmiştir. Mahkemece, davalı ... iyiniyetli kayıt maliki olduğundan onun hakkındaki davanın reddine, davalılar...ve ... tapuda malik olmadıklarından onlar hakkındaki tapu iptal, tescil davasının reddine, bilirkişi raporuna bağlı kalınarak 7500 TL. tazminatın ... ... mirasçısı olan davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, davacılar ve ... ... mirasçısı davalılar temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile özellikle çekişme konusu taşınmaz 25.03.2008 tarihinde davalılardan ...’a tapuda temlik edilmiş ise de davacıların bu kişinin kötüniyetli malik olduğunu kanıtlayamamasına ve bu davalının Türk Medeni Kanununun ./.. 1023. maddesinin koruması altındaki üçüncü kişi olduğunun anlaşılmasına göre davacıların mülkiyet aktarımına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Dosyada yer alan ve tarafların mirasbırakanları arasında düzenlendiği anlaşılan “anlaşma” başlıklı sözleşmeden bir kısım davalılar mirasbırakanı ... ...’e ait tarla niteliğindeki taşınmaz üzerine davacılar mirasbırakanının masrafları kendisi tarafından karşılanmak koşuluyla fıstık fidanı dikip yetiştirmeyi borçlandığı, fıstık fidanı dikilip yetiştirildikten sonra fidanlar mahsul vermeye başlayınca taşınmazın yarı mülkiyetinin davacılar mirasbırakanına ferağ edileceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 4. maddesindeki hükme göre ise davacılar mirasbırakanı tarafından meydana getirilecek fıstıklar on senede yetişmez ve mahsul vermeye başlamazsa emek ve masraf olarak ... Fıstık’ın hak isteyemeyeceği hükmüne yer verildiği görülmektedir. 05.07.1944 tarih 12/26 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere bir kimsenin tarla niteliğindeki taşınmazını bir başka kimseye vererek onun yerine bahçe yaptırmasına ilişkin sözleşmelerde mülkiyet hakkı talep edilmesi üzerine olayda Türk Medeni Kanununun 724. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği aranır. Ancak, somut uyuşmazlıkta 709 parsel sayılı taşınmaz kayıt malikleri tarafından yukarıdaki bentte belirtildiği üzere Türk Medeni Kanununun 1023. maddesindeki korumadan yararlanan iyiniyetli üçüncü kişi davalı ...’a temlik edildiğinden davacıların mülkiyet talepleri bakımından bu husus üzerinde durulması gerekmemiştir. Tarafların hüküm altına alınan tazminata ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Karara dayanak yapılan bilirkişinin 02.02.2009 tarihli raporunda; 709 parsel üzerindeki ağaç sayısı 582, bunların değeri ise 87.700.00 TL. olarak saptanmıştır. Ancak, raporda bilirkişinin 709 parsel üzerindeki Antep fıstığı ağaçlarının 28.11.1983 olan sözleşme tarihinden itibaren 10 yıl içinde yetiştirilip mahsul vermeye başlayıp başlamadığı hakkında bir görüşü olmadığı gibi zemin üzerinde 582 adet olduğu bildirilen ağaçları da tahmine dayalı olarak saydığı görülmektedir. Üstelik davalılar, 02.03.2009 günlü dilekçeleri ile bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Mahkemece, bu itirazların hangi nedenlerle yerinde görülmediği karar gerekçesinde açıklanmamıştır. Mahkemece öncelikle uzman bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişiler marifetiyle yerinde keşif yapılarak 709 parselde yetiştirilen antep fıstığı ağaçlarının 28.11.1983 olan sözleşme tarihinden itibaren 10 yıl içinde mahsul vermeye başlayıp başlamadığı, zemin üzerindeki ağaç sayısı ve bunların dava tarihindeki değerleri saptanmalıdır. Kuşkusuz, 709 parsel üzerindeki antep fıstığı ağaçları 10 yıl içinde mahsul vermeye başlamışlarsa davacılar Borçlar Kanununun 96. maddesine dayanarak sözleşmenin ademi ifasından kaynaklanan zararlarının tahsilini davalı kayıt maliklerinden isteyebilir. Borçlar Kanununun 149. maddesi hükmünce bir sözleşmenin ilerideki bir şartın gerçekleşmesine bağlı olarak yapılması mümkündür. Yeniden yapılacak keşif ve bilirkişilerden alınacak ek raporda 709 parsel üzerindeki fıstık ağaçlarının 10 yıl içinde mahsul verir hale gelmediğinin belirlenmesi durumunda ise, 28.11.1983 tarihli sözleşmenin 4. maddesindeki “…10 senede yetiştiremez ve mahsul vermeye başlamazsa, emek ve masraf olarak mal sahibinden bir hak isteyemeyecektir…” hükmünün cezai şarta ilişkin olduğunun düşünülmesi gerekir. Yukarıda aynen yazılan sözleşme hükmüne göre de, antep fıstığı ağaçlarının 10 yıl içinde mahsul vermeye başlamadığının saptanması halinde davacılar şarta bağlı sözleşme hükmü gereğince alacak talebinde bulunamaz. Ne var ki, Borçlar Kanununun 161/son maddesi hükmü gereği “hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir ve hakimin bu durumu görevi gereği kendiliğinden dikkate alması gereklidir. O yüzden, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, 709 parsel üzerindeki davalılar mirasbırakanın emeği dikkate alınarak davacıların tazminat istemlerinin sözleşmenin 4. maddesindeki hüküm ve Borçlar Kanununun 161. maddesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Mahkemece tüm bu yönler gözden kaçırılmak suretiyle alacak istemi yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2). bent gereğince taraflar yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 30.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.