13. Hukuk Dairesi 2016/1570 E. , 2016/9637 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar, murisleri ... kullandığı tüketici kredisi nedeni ile davalı banka tarafından aleyhlerine icra takibi başlatıldığını,
**13. Hukuk Dairesi 2016/1570 E. , 2016/9637 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar, murisleri ... kullandığı tüketici kredisi nedeni ile davalı banka tarafından aleyhlerine icra takibi başlatıldığını, muris hakkında hayat sigortası yapılmış ise borçlu olmadıklarını, yapılmadıysa bile tüketici kredi sözleşmesinin 17. maddesine göre davalının kusurlu olduğunu, bu nedenle davalıya borçları bulunmadığını ileri sürerek Samsun 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/3920 Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadıklarının tespiti ile kötüniyet tazminatının davalı bankadan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; davacıların, murisleri İbrahim Alev’in kullanmış olduğu 25/09/2008 tarihli tüketici kredisi nedeniyle Samsun 1. İcra Müdürlüğünün 2010/3920 esas sayılı takip dosyasında icra takip tarihi itibari ile 14.285,27 TL asıl alacak, 409,07 TL faiz, 20,52 TL BSMV, 113,00 TL belgelendirilemeyen mahkeme masrafı olmak üzere toplam 14.940,86 TL borçlu bulunmadıklarının tespiti ile icra takibinin bu miktar yönünden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, tüketici kredisi alınması sırasında hayat sigortası yapılmamış davacılar murisinin ödemeler devam ederken vefatı sebebiyle, borcun mirasçılarca ödenmesi amacıyla başlatılan icra takibi yönünden menfi tespit istemine ilişkindir. Davalı, davacıların murisi İbrahim Alev’in bankadan kredi kullanırken sigorta bedeli ödememek için hayat sigortası yaptırmadığını, kendilerinin sigorta yaptırmak hususunda bir yükümlülüklerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, Mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınarak; davalı banka tarafından keşide edilen 07.04.2010 tarihli ihtarnamenin, 4077 sayılı Kanun’un 10. Maddesindeki yasal koşulları taşımadığı, buna göre davacıların ancak icra takip tarihine kadar ödenmeyen taksitleri nedeni ile sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinde “... Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir. Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez” hükmü yer almaktadır. Dosya kapsamı ile borçlu murisin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmüş olduğu sabittir. Buna göre davacı bankanın kredi sözleşmesinin 6.2. maddesinde saklı tuttuğu hakkını kullanabilmesi için 4077 sayılı kanunun 10. maddesi hükmüne göre birbirini izleyen en az iki taksidin belirlenerek ödenmesi, aksi halde bakiye tüm taksitlerin muaccel olacağı uyarısını taşıyan ve 7 gün süreli ihtarname gönderilmesi gerekir. Davalıya yapılan ihtarın usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşıldığından bu ihtar 4077 sayılı kanunun l0. maddesi şartlarına uygun bir muacceliyet ihtarı olarak kabul edilemez ve dolayısıyla tüm kredi borcu için takip yapılamaz. Anılan nedenlerle Mahkemenin, davacıların ancak icra takip tarihine kadar ödenmeyen kredi taksitleri nedeni ile sorumlu olduğunun takdirinde bir isabetsizlik yok ise de; mahkemece hükme esas alınan 03.06.2014 havale tarihli ek bilirkişi raporu incelendiğinde; davalı bankanın 25.05.2010 takip tarihi itibari ile alacak miktarının toplam 6.275,08 TL olduğu, bunun 186,06 TL’sinin kat tarihinden takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi olduğu, böylece davacının 14.827,86 TL miktar kadar borçlu olmadığı kanaati rapor edilmiştir. Bununla birlikte ortada usulüne uygun bir muacceliyet ihtarı olmadığına göre; bilirkişinin takip tarihi itibari ile ödenmemiş taksitlere ihtar tarihine kadar akdi faiz, ihtar tarihinden takip tarihine kadar ise temerrüt faizi işletmesi, mahkemece de söz konusu raporun hükme esas alınarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 3-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı yanın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yan yararına BOZULMASINA, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın davalıya iadesine, 05/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.