5. Ceza Dairesi 2010/646 E. , 2011/3101 K. Ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit ve nitelikli cinsel istismarı suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’nın yapılan yargılanmaları sonunda; tüm sanıkların ırz ve namusa tasaddide bulunma suçlarından mahkümiyetine dair, Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 09.07.2008 gün ve 2006/36 Esas, 2008/116 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş olduğundan…
**5. Ceza Dairesi 2010/646 E. , 2011/3101 K.** **"İçtihat Metni"** Ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit ve nitelikli cinsel istismarı suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’nın yapılan yargılanmaları sonunda; tüm sanıkların ırz ve namusa tasaddide bulunma suçlarından mahkümiyetine dair, Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 09.07.2008 gün ve 2006/36 Esas, 2008/116 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Mağdurenin 24.08.2005 tarihli beyanında; suç tarihinde 3. sınıf öğrencisi olduğunu ve sanık ...’in eylemlerini 2003 yılı içerisinde, 14.04.2006 tarihli duruşmada ise 2. sınıf öğrencisi olduğu sırada gerçekleştirdiğini anlattığı nazara alındığında, sanığın 2003 yılı içerisinde, birden fazla işlediği eylemleriyle ilgili olarak teselsülün sona erdiği tarihin kesin olarak belirlenemediği, mağdurenin beyanı sanık lehine yorumlandığında suç tarihinin en son 2003 yılı okul sezonunun bitimi Haziran ayı olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumda ise adı geçen sanığın işlediği kabul edilen ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi Haziran 2003 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık ... hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince; Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 30.03.2010 gün ve 2010/8-43 Esas, 2010/71 sayılı kararında izah edildiği gibi sanıkların sabit kabul edilen eylemlerinin birden fazla kişi ile mağdurenin sıhhatine büyük bir noksanlık verecek şekilde zincirleme biçimde ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunu oluşturduğu, anılan suçun 765 sayılı TCK.nun 415/2. maddesi uyarınca üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirdiği ve aynı Yasanın 418/2 ve 417. maddelerinin tatbiki sonucunda uygulanacak cezanın altı sınırı nazara alındığında hakkında uzlaşma hükümleri uygulanamayacağından tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan sanıkların, 5237 sayılı TCK.nun 31/2 ve 2253 sayılı Kanunun 20. maddeleri anlamında, işledikleri ırz ve namusa tasaddide bulunma fiillerinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadıkları, davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişmiş olup olmadığı hususlarını saptayan raporları alındıktan ve sanık ...’in atılı suçu 2003 yılında tek başına işlediği, diğer sanıklar Özgür, Ersin, Önder ve Tayfun’un ise 2004 yılı içerisinde eylemlerini birlikte gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında, 765 sayılı TCK.nun 418/2. maddesi kapsamında kabul edilen, mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın hangi tarihteki eylemler sonucu meydana geldiği konusunda Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7 ve 23. maddelerine uygun teşekkül etmiş ilgili İhtisas Kurulundan ek görüş sorulduktan sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırmayla ve çocukların cinsel istismarı, fiili livata ve cinsel taciz suçları için düzenlenen raporlarla yetinilip yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.