DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/183 E. , 2024/88 K. T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/183 Karar No : 2024/88 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACI): … VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Gerçek emtia teslimi veya hizmet ifas…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/183 E. , 2024/88 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/183 Karar No : 2024/88 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACI): … VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Gerçek emtia teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde edildiğinden bahisle düzenlenen vergi tekniği raporuna istinaden aralarında davacının da bulunduğu kişiler adına adi ortaklık şeklinde tesis edilen vergi mükellefiyetinin iptali istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Uyuşmazlıkta, adi ortaklık şeklindeki organizasyon içinde sahte fatura düzenleme faaliyetinde bulunduğunun … hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu ile tespit edildiğinden bahisle aralarında davacının da bulunduğu kişiler adına mükellefiyet tesis edildiği anlaşılmaktadır. Vergi mükellefiyeti tesis edilmesi, … hakkında düzenlenen vergi tekniği raporuna dayandırıldığından, mükellefiyetin hukuka uygun olup olmadığının tespiti için anılan raporun incelenmesi gerekmektedir. Güneşli Vergi Dairesi mükellefi … hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu'nda aşağıdaki tespitlere yer verilmiştir: i. Mükellef 02/01/2009 tarihinde işe başlamış olup 31/12/2009 tarihinde işi terk etmiştir. ii. Mükellefin 2009 yılı katma değer vergisi matrahı 2.348.692,33 TL, gelir vergisi matrahı ise 7.038,81 TL'dir. iii. 2009 yılı gelir vergisi beyannamesinde gayri safi hasılat tutarı 2.356.086,08 TL olarak beyan edilmiştir. iv. 2010 yılına ilişkin gelir vergisi beyannamesi verilmemiştir. v. 2009 yılının Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici vergi matrahları sırasıyla 601,26 TL, 1.159,08 TL, 7.038,81 TL'dir. vi. 2009 yılının Temmuz-Eylül dönemi ile 2010 yılında geçici vergi beyannamesi verilmemiştir. vii. 2009 yılı muhtasar beyannameleri verilmiş olup beyan edilen işçi sayısı aylar itibarıyla 14 ila 18 arasında değişmektedir. 2009 yılının Haziran döneminde işçi çalıştırıldığına yönelik beyanı bulunmamaktadır. viii. MERNİS adresine gönderilen defter ve belge isteme yazısı tebliğ edilememiş, muhtara bırakılmıştır. Defter ve belgeler ibraz edilmemiştir. ix. 2009 yılı katma değer vergisi beyanlarında 662,62 TL ödenecek vergi çıkmıştır. x. 2009 yılında mükellefe mal sattığını Bs bildirim formları ile beyan eden mükelleflerin bildirim tutarı 390.406,00 TL olup bu mükellefler hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporları bulunmaktadır. xi. 2010 yılında katma değer vergisi beyannamesi verilmemiştir. xii. Mükellefin işi terk tarihi 31/12/2009 olmasına rağmen 2010 yılında mükelleften mal veya hizmet aldığını Ba bildirim formları ile beyan eden mükelleflerin bildirim tutarı 230.901,00 TL'dir. xiii. 2010 yılında mükellefe mal teslimi veya hizmet ifasında bulunulduğuna dair Bs bildirimi bulunmamaktadır. xiv. Mükellefin işi terk tarihi olan 31/12/2009 tarihi itibarıyla elinde kalan faturaların tespiti amacıyla tanzim edilen tutanakta en son kullanılan faturanın seri ve sıra numarasının … ve düzenleme tarihihin 31/12/2009 olduğu tespit edilmiştir. xv. 2009 yılı muhtasar beyannamelerinde 14 ila 18 arası işçi çalıştırdığını beyan etmesine rağmen rapor tarihi itibarıyla tahakkuk eden gelir (stopaj) vergilerini ve sosyal güvenlik paylarını ödemediği tespit edilmiştir. xvi. Mükellefin 2009 yılı Bs formunda yer alan (Ba formuyla mükelleften mal veya hizmet satın aldığını beyan eden firmalar arasında bulunan ) firma tarafından mükellef adına düzenlenen çeklerin, muhasebecisi olan ve daha önceden de çeki düzenleyen firmanın muhasebeciliği yapan, haklarında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporları bulunan kişiler tarafından tahsil edildiği tespit edilmiştir. xvii. Çekleri tahsil eden iki kişiden birinin adresinde bulunamaması nedeniyle bilgisine başvurulamamış olup diğeri ise ifadesinde, iş yerinde fason dikim yapıldığı, faturaların iş yerinde düzenlendiğini beyan etmiştir. xviii. Mükellefin çalışanı olarak görünen şahısların bir kısmı ifadesinde, mükellefi ismen tanıdıklarını, firmanın patronu olarak gözüktüğünü, fason dikim yapıldığını, mükellefin iş yerine belli aralıklarla geldiğini, hasılattan pay aldığını belirtmiştir. Bir kısmı ise mükellefi tanımadıklarını ...'ın patron olduğunu beyan etmiştir. xix. Konu hakkında … ifadesinde, iş yerinin daha önceden Ay Tekstil adına kardeşinin üzerinde olduğunu, ...'e devredildiğini, patronun kendisi olmadığını, çalışan olduğunu, işçileri koordine ettiğinden ve işçilerle kendisi muhatap olduğundan yönetici olarak tanındığını belirtmiştir. xx. İş yerini kiraya verenler ifadelerinde, iş yerinin ...'a kiraya verildiğini, Ay Tekstil ünvanı altında işletildiğini beyan etmiştir. xxi. 05/01/2009 tarihinde yapılan açılış yoklamasında, mükellefin fason konfeksiyon işine başladığı, iş yerinin takriben 600 metrekare büyüklüğünde olduğu, yoklama esnasında 15 ücretlinin çalıştığı, iş yerinde 1 adet büro masası, 3 adet koltuk, 17 adet dikiş makinası olduğu, ambar, depo ve şubesinin olmadığı tespit edilmiştir. xxii. 02/02/2010 tarihinde yapılan yoklamada ise mükellefin adresinde bulunmadığı, 31/12/2009 tarihi itibarıyla işini terk ettiği tespit edilmiştir. xxiii. Mükellefin düzenlediği faturaların tevkifatlı satışları içeren fason dikime dayalı satışlar ile tevkifata tabi olmayan mal satışlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. İnceleme elemanınca yukarıda yer verilen tespitlerden hareketle ..., ... ve diğer iki kişinin organizasyon halinde sahte fatura düzenledikleri sonucuna ulaşılarak bu kişiler adına adi ortaklık şeklinde vergi mükellefiyeti tesis edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Vergi tekniği raporunda davacının gerçek emtia teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan fatura düzenleyen organizasyonun parçası olduğu hususu temelde işçilerin bir kısmının ve iş yeri sahiplerinin ifadeleri ile delillendirilmiştir. Bu ifadelerle davacının ifadesi birlikte değerlendirildiğinde, iş yerinin eskiden davacının kardeşinin üzerine olması, daha sonra ...'e devredilmesi, davacının orada işçi olarak çalışmaya devam etmesi ve işçilerin davacıyı eski haliyle tanımaları hayatın olağan akışıyla çelişmemektedir. Aynı zamanda işçilerin tamamının ifadesi de bu yönde değildir. Dolayısıyla, yalnızca bu iki veriden hareketle davacının sahte belge düzenleyen organizasyonun içinde bulunduğu yolundaki çıkarım hukuken itibar edilebilir değildir. Bu durumda, adi ortaklık sözleşmesi kapsamında davacının emeğini veya malını ortak bir amaca erişmek üzere diğer ortaklarla birleştirdiğine dair açık veya zımni iradesinin olduğu hususu davalı tarafından hukuken itibar edilir, yeterli ve somut delillerle ortaya konulamadığından, davacı hakkında tesis edilen mükellefiyet kaydında hukuka uygunluk görülmemiştir. Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal etmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 01/07/2021 tarih ve E:2016/8488, K:2021/3758 sayılı kararı: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti esastır. Uyuşmazlıkta, davacının mükellefiyet açılışından itibaren ... ile bağlantı halinde olduğu, bu kapsamda iş yeri kiraladığı, iş yerinde çalışan işçilerin beyanları ile çek tahsilatları göz önüne alındığında davacı adına adi ortaklık kapsamında tesis edilen mükellefiyet işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. ... Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: Davacı adına ... hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunu done alan takdir komisyonu kararları uyarınca vergi ziyaı cezalı olarak re'sen tarh edilen 2009 yılı gelir vergisi ile aynı yılın Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici vergiler, ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kaldırılmış olup söz konusu karar kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Vergi Mahkemesi ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: ... hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile aralarında davacının da bulunduğu kişiler tarafından adi ortaklık halinde sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura düzenlendiği hususunun somut tespitlerle ortaya konulduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek aksi yöndeki gerekçeyle verilen ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Israr kararının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE, 2- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.