12. Ceza Dairesi 2018/4839 E. , 2018/7705 K. "" Mahkemesi :Sulh Ceza Hakimliği Karar Tarihi : 11/01/2018 Taksirle öldürme suçu ile ilgili yapılan soruşturma sonucunda Alaca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21.11.2017 gün ve 2016/764 soruşturma, 2017/97 karar sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin Sungurlu Sulh Ceza Hakimliği'nin 11.01.2018 gün ve 2018/68 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kan…
**12. Ceza Dairesi 2018/4839 E. , 2018/7705 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Sulh Ceza Hakimliği Karar Tarihi : 11/01/2018 Taksirle öldürme suçu ile ilgili yapılan soruşturma sonucunda Alaca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21.11.2017 gün ve 2016/764 soruşturma, 2017/97 karar sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin Sungurlu Sulh Ceza Hakimliği'nin 11.01.2018 gün ve 2018/68 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, somut dosya kapsamına göre 03/09/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasına ilişkin düzenlenen 28/12/2016 tarihli trafik bilirkişisi raporuna ve 25/08/2017 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre meydana gelen kazada şüphelinin kusurunun bulunmadığının belirtildiği, Alaca Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, söz konusu raporlara göre şüphelinin kusurunun bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 05/09/2013 tarihli ve 2012/19402 esas ve 2013/19286 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk değerlendirmesinin ancak mahkeme hakimi tarafından yapılabileceği, kusurun değerlendirmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, konunun tknik bilgiyi gerektirmesi, hakimin hukuk bilgisi ile sorunu çözemeyeceği durumlarda bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiği durumlarda dahi bilirkişinin inceleme yetkisinin kusurla ilgili olmayıp, işin tekniği ve norma aykırı davranışın belirlenmesi ile sınırlı olacağı, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu, mahkemelerin gerçeklerini açıklamak suretiyle bilirkişi raporlarına itibar edip etmeme hususunda takdir ve değerlendirme hususuna haiz olduğu, bilirkişi tarafından münhasıran hakimin takdir yetkisinde bulunan kusurluluk konusundan herhangi bir değerlendirme yapılmaması gerekmekle birlikte, bu yöndeki bir değerlendirmenin de hakimi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı, meydana gelen olay nedeniyle keşif yapılarak bilirkişi raporu aldırılması ve soruşturmanın buna göre sonuçlandırılması gerektiği gözetilmeden yapılan eksik soruşturma sonucu verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği belirtilerek,