20. Hukuk Dairesi 2015/603 E. , 2015/6399 K. "" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı .... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği .... köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği y…
**20. Hukuk Dairesi 2015/603 E. , 2015/6399 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı .... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği .... köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının kendi yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece; davanın reddine, dava konusu 1.11.2010 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A), (B) ve (C) harfleri ile işaretli toplam 4415,73 m2 yüzölçümlü bölümlerin ham toprak vasfıyla .... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup dairece bozulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02/06/2014 gün ve 2014/3357 E. - 5996 K. sayılı kararında özetle: "Mahkemece, taşınmazın tarımsal amaçlı kullanılmadığı, davacı yararına zilyetlik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin gerekçesi dosya kapsamına uygun düşmediği gibi, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda taşınmaz (A), (B) ve (C) rumuzları ile gösterildiği halde bu kısımların toplam miktarı üzerinden tescil hükmü kurulması, yine dere yatağı olduğu için tescile tâbi olmayan (C) bölümünün tesciline karar verilmesi de isabetsizdir. Diğer taraftan, dosyada bulunan orman bilirkişi raporuna göre, taşınmazın kesinleşmiş tahdidin dışında kaldığı, 1963 yılına ait memleket haritasında çalılık rumuzlu yeşil alanda, 1983 ve 1995 yıllarına ait memleket haritalarında açık alanda görüldüğü, eğiminin %7-8 olduğu ve orman sayılan yerlerden olmadığı, ziraat bilirkişi raporuna göre ise, taşınmazın (A) harfi ile işaretli bölümü üzerinde 3-15 yaşlarında çeşitli meyve ağaçları ile iki adet ev ve bir ahırın bulunduğu, bu bölümde 20-25 yıllık tarımsal faaliyetin bulunduğu ve imar - ihyanın yapıldığı, (C) harfi ile gösterilen kısmının dere yatağı olduğu, (B) harfi ile gösterilen kısmının ise dik yamaçlı olup tarıma elverişli olmadığı, tanık ve yerel bilirkişiler ise taşınmaz üzerindeki zilyetlik süresinin yaklaşık 30-35 yıl olduğunu bildirmişlerdir. Bu olgular karşısında, taşınmazın (A) harfi ile işaretli bölümü yönünden 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerinde belirtilen zilyetlik koşullarının oluştuğu, (C) harfi ile işaretli bölümünün dere yatağı olduğu ve (B) harfi ile işaretli bölümde zilyetlik koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, (A) harfi ile işaretli bölüm yönünden davanın kabulü ile davacı adına tesciline, (B) ve (C) harfleri ile işaretli bölümler yönünden davanın reddine, (B) harfi ile işaretli bölümün .... adına tesciline karar verilmesi gerekir." denilmiştir.