T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A ... HUKUK DAİRESİ K A R A R DOSYA NO : KARAR NO : BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/1363 KARAR NO : 2023/1231 KARAR TARİHİ : 19/10/2023 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 01/12/2023 DAVACI : ... - .... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - VEKİLİ : Av. ... - DAVANIN KONUSU : İtirazın İpta…
T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A ... HUKUK DAİRESİ K A R A R DOSYA NO : KARAR NO : BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/1363 KARAR NO : 2023/1231 KARAR TARİHİ : 19/10/2023 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 01/12/2023 DAVACI : ... - .... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - VEKİLİ : Av. ... - DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali B.A.M. KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında Ardahan PTT Başmüdürlük binası cephe kaplama işinin yapılması için sözleşme imzalandığını, işin yapılması sırasında davalıya binanın cephe kaplama işi için hazır hale getirilmediğinin çeşitli yazılarla bildirildiğini, işin yapılması sırasında ortaya çıkan ilave işler konusunda da bilgi verildiğini, davalıya gönderilen ...tarihli yazı ile önceki yazılar da hatırlatılarak ödemelerin geciktiğinin bildirildiğini, 29/1/2018 tarihinde Ardahan PTT Başmüdürlüğü’ne yazılan yazı ile de işin tamamlandığının, hak edişlerin durdurulması ve ödeme ile ilgili uyarıda bulunmasının istenildiğini, davacının iş ile ilgili bir kısım ödeme almasına rağmen alacağın bir kısmının ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini belirterek Bursa .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasındaki takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının sözleşmede belirlenen hiçbir yükümlülüğünü tam ve zamanında yerine getirmediğini, dava konusu işten kaynaklı olarak henüz idarece kesin kabul işlemi yapılmadığından davalının davacının sözleşmeye aykırı davranışından dolayı oluşan zararının net olarak belirlenmediğini, davacı tarafın ifa ettiğini düşündüğü işin eksik ve ayıplı olduğunu, eksik ve ayıplı ifadan kaynaklı olarak davacı tarafından ayıpların ve eksik kısımların başka firmalara yaptırıldığını, davacının sözleşmede belirlenen süreye de uymadığını, davacının cam ölçülerinde belirtilen standartları yerine getiremediğini, bazı yerlere ise sadece düz cam taktığını, takılan camların büyük bir kısmının kırık olması nedeniyle bir kısmının davalı tarafından değiştirildiğini, bir kısmının ise hâlâ kırık olduğunu, tüm pencere doğramaları kusurlu olduğundan pencerelerin kapanmadığını, ayıplı ifaya konu olan malların ayıplarının davacı tarafından atölye ortamında giderilmediği için ilerleyen zamanlarda ayıbın tekrar ortaya çıkmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, sözleşmede işin bizzat taşeron tarafından yapılacağının belirtilmesine rağmen davacı taşeronun işin yapılması sırasında sürekli hazır bulunmadığı için davalının başka bir firmaya imalat yaptırmak zorunda kaldığını, davacının satın aldığı malzeme bedelinin bir kısmının da davalı tarafından ödendiğini, davacının eksik ve ayıplı ifasına rağmen davacıya ödeme yapıldığını, davalının yaptığı ödemelerin davacı tarafından fiilen yapılan işlerin bedelinden fazla olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, talimat mahkemesi aracılığı ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, tarafların keşfe katılmadığı, düzenlenen bilirkişi raporunun yetersiz olması nedeniyle tekrar Ardahan Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak mahallinde üç kişilik inşaat mühendisi eşliğinde keşif yapılmak suretiyle rapor tanzim edilmesinin istenilmesinin talep edildiği, talimat masrafı ve bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 6.500,00.-TL gider avansını yatırmak üzere davacı vekiline kesin süre verildiği, usule uygun gerekli ihtarat yapılmasına rağmen davacı vekilince gider avansını yatırılmadığı, davacının ne miktarda iş yaptığı, sözleşmede kararlaştırılan birimleri aşan iş ve malzeme kullanıp kullanılmadığı, buna göre iş karşılığı alması gereken alacağı ile ayıplı ve eksik iş var ise tenzil edilecek miktar belirlenerek bu ayıpların gizli ayıp mı yoksa açık ayıp mı olduğu hususları tespit edilemediğinden ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının yaptığı işe karşılık davalı taraftan bir kısım ödeme almasına rağmen ödemenin tamamını alamadığını, davacının alacağının varlığının defter incelemesi ve bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olması durumunda usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerin hukuki uyuşmazlıklarda leh ve aleyhe delil olabileceğinin izahtan vareste olduğunu, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, ticari defterlerdeki kayıtların delil niteliği taşıdığını ve bu defterlerin incelenmesi sonucunda da davalı tarafın davacıya borçlu olduğunun sabit hale geldiğini, kesin delil sayılan ticari defterlerin aksinin ancak ve ancak kesin delillerle ispat edilebileceğini, davalının borçlu olduğunu doğrular nitelikteki bilirkişi raporuna karşı davalının ancak kesin delil sunarsa borçlu olmadığını ispat edebileceğini, davalının ifa edilen işlerin ayıplı olduğu yönündeki beyanlarının asılsız ve alacağı geciktirmek maksatlı olduğunu, ayıplı ifa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ortada ayıplı bir işin olduğu bir an için düşünülse bile daha sonrasında başkaca bir firmanın ve kendilerinin işe müdahalede bulunduklarının ortada olduğunu, bilirkişi heyetince hazırlanan raporda ayıplı işlerin olduğu tespitinde bulunulmasına rağmen yapılan imalatın kim tarafından yapıldığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğunun da açıkça belirtildiğini, davacı firmadan sonra işe başkaca firmalar ve davalı yan tarafından müdahalede bulunulduğu anlaşılmakla bahse konu ayıplara davacı firmanın sebebiyet verdiğinin tespit edilemediğini, işte ayıp veya kusur bulunması halinde bunların davacı firma tarafından yapılan imalat hatasından kaynaklandığını ispat yükünün de yine davalıya ait olduğunu, iddiaların kötü niyetli ve soyut olmakla ne keşif, ne bilirkişi raporu ile tespitin gerçekleşmediğini, imalatın üzerinden yıllar geçmişken keşfe konu yerde tespite yarar bir durumun olmadığının, yeniden yapılacak keşfin dosyaya hiçbir katkısının olmayacağının açık olduğunu, 18/5/2023 tarihli celsede 14/4/2021 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı gerekçesi ve mevcut duruma göre hüküm kurulamayacağı ve yeniden keşif yapılması gerektiği yönünde ara karar kurulduğunu, keşfe konu yerde söz konusu durumun tespitine yarar bir durum bulunamayacağı, aradan geçen süre içerisinde yeniden keşif yapılması istenilen alanın davaya konu iddiaların tespitine yarar bir vaziyette bulunmayacağı, bu aşamada yapılacak keşfin o dönem mevcut olan durum hakkında herhangi bir tespite imkan vermeyeceği ve keşfin dosyayı aydınlatma amacına hizmet etmeyeceği göz önünde bulundurularak, usul ekonomisi ve dosyanın üç defa incelemeye alındığı göz önüne alınarak, eğer yeniden bir rapora/görüşe gidilecekse söz konusu keşfi yapan bilirkişi heyetine dosyanın yeniden tevdii ile ek rapor yoluna gidilmesi gerektiğinin 31/5/2023 tarihli dilekçede talep olunduğunu, mahkemenin ise makul olan bu taleplerini ara karar kurmadan ve gerekçesiz olarak reddettiğini, keşfin 5/3/2020 tarihinde yapıldığını, bilirkişi heyetinden rapor alındığını, aynı heyetten ek rapor alınması taleplerinin hukuka uygun olduğunu, gerekçenin aksine ticari defterler ve bilirkişi raporları ile davanın ispatlandığını, davalının ifa iddialarını ispatlar nitelikte hiçbir belge sunmamasına karşın işin eksiksiz ve kusursuz ifa edildiğinin sunulan fotoğraf ve belgelerden anlaşıldığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili davacının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde, iddialarının aksine davacının sözleşmede belirlenen hiçbir yükümlülüğünü tam ve zamanında yerine getirmediğini, işin eksik ve ayıplı olduğunu, bu işleri davacının başka firmalara tamamlattığını, işin ayıplı yapıldığının bilirkişi raporuyla kesinleştiğini, bilirkişi raporunda sözleşme dışı iş yapıldığının tespit edilemediğinin belirtildiğini, davacının ihtara rağmen bilirkişi raporuna süresinde itiraz etmediğini, davacıya ait faturanın taraf defterlerine kaydedilmiş olmasının davanın ispatına bir etkisinin olmadığını, fatura münderecatının ispat edilemediğini, davacı tarafın alacak iddiasının faturaya dayandığını, faturanın tek taraflı olarak düzenlenen bir belge olma özelliğiyle faturada yazılan mal veya hizmetin yapılmış olduğunu asla tek başına ispat edemeyeceğini, fatura münderecatının HMK'nun kabul ettiği delillerle ispat edilmesinin gerektiğini, taraf defteri ve defter kayıtları ile dayanak belgelerin birbirini doğrulamadığını, faturanın ya da taraf defterlerinin davalı aleyhine delil olmasının mümkün olmadığını, fatura münderecatının davacı tarafından ispatlanamadığını, bilirkişi raporu kesinleşmiş olmasına rağmen mahkemece yeniden rapor alınmasına karar verilerek davacıya gider avansını yatırmak için süre verdiğini, kesin sürede gider avansının yatırılmadığını, davacının iddiasını ispat edemediğini, işin ayıplı olduğunun kesinleştiğini belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın 2004 sayılı İİK’nun 67.maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. Davacı alacaklı vekili Bursa ... İcra Müdürlüğü’nün...esas sayılı dosyasında ... tarihinde...TL asıl alacak ile ...TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ....-TL’nın tahsili için ilamsız icra takibi başlatmış, davalı borçlunun süresinde borca ve faize itirazı üzerine itirazın iptali davası açılmıştır. Taraflar arasında ....PTT Başmüdürlük binası cephe kaplama işinin yapılması için.... tarihli sözleşmenin yapıldığı, bu sözleşmede davacının taşeron konumunda bulunduğu, davacının sözleşme konusu işi yaptığı, davalı iş sahibinin de bir miktar ödeme yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalının ne kadar ödeme yaptığı, davacının alacak miktarının ne olduğu, davacı tarafından yapılan işin ayıplı ve eksik olup olmadığı hususlarındadır. Davacı taşeron vekili sözleşme konusu işin tamamlanmasına rağmen alacağın bir kısmının ödenmediğini ileri sürerek icra takibi başlatmış, icra takibinde borcun sebebi olarak sözleşmeye dayanılmıştır. Yargılama sırasında tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucunda ...TL tutarlı faturanın her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu, davacının defterlerine göre davalının borcunun...TL, davalı defterlerine göre ise davalının borcunun...TL olduğu, cari ödemeye ilişkin bir kaydın bulunmadığı bildirilmiştir. Davalı vekili davacıya ait faturanın tarafların defterlerine kaydedilmiş olmasının davanın ispatına bir etkisinin olmadığını, fatura münderecatının ispat edilemediğini, davacı tarafın alacak iddiasının faturaya dayandığını, faturanın tek taraflı olarak düzenlenen bir belge olma özelliğiyle faturada yazılan mal veya hizmetin yapılmış olduğunu asla tek başına ispat edemeyeceğini, fatura münderecatının HMK'nun kabul ettiği delillerle ispat edilmesi gerektiğini savunmuştur. Davacı icra takibinde ve yargılama sırasında faturaya delil olarak dayanmamakla birlikte ticari defterlere delil olarak dayanmıştır. Davalı da aynı şekilde ticari defterleri delil olarak göstermiştir. Tarafların ticari defterlerin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporları dikkate alındığında ise, her iki tarafın da aynı faturayı defterlerine kaydettiği, taraflar arasında başka bir sözleşme ilişkisi olduğuna ilişkin iddia ve savunma olmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Yargıtay 6. HD’nin 2023/1909 - 2024/5226 sayılı kararında açıklandığı üzere faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nun 21/2. maddesine göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de, akdi ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nun 222. maddesine bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise bu faturanın, mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığının, bu faturadan dolayı borçlu olunmadığının yazılı veya kesin delillerle ispatlanması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı davacıya ait faturayı iade etmediği gibi kendi ticari defterlerine de kaydetmiştir. Davacının ticari defterlere delil olarak dayanması da dikkate alındığında yukarıda gösterilen Yargıtay kararında açıklandığı gibi artık borçlu olmadığı hususunda ispat yükü davalı tarafa geçmiştir. Mahkemece takip konusu borç ile ilgili oluşan sonuca göre ispat yükünün davalıda olduğu gözden kaçırılıp ispat yükünün davacıya yüklenerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Davalı cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanmış olup yargılama sırasında 21/6/2022 tarihli duruşmada davacıya yemin teklif edip etmeyeceği hususunda kesin süre verilmesi üzerine davalı vekili 30/6/2022 tarihli beyan dilekçesi ile davacıya yemin teklif etmeyeceklerini bildirmiş olup, bu husus da dikkate alındığında davalının davacıya borcu olmadığını kesin delillerle ispatlayamadığını kabul etmek gerekmiştir. Davalı davacının eksik ve ayıplı iş yaptığını, bu işlerin kendisi tarafından tamamlandığını savunarak bir kısım faturalara dayanmış ise de davalı sözleşmenin feshedildiğini ileri sürmediği gibi davacı tarafından eksik ya da ayıplı bırakılıp kendisi tarafından tamamlatılan işlerin neler olduğunu delil tespiti, tutanak gibi belge ve delillerle ispatlayamamıştır. Davalının sunduğu adi yazılı belgelerin her zaman temini mümkün olup bu belgeler savunmayı ispata yeterli nitelikte değildir. Davalı davacının sözleşme konusu işleri eksik ve ayıplı yaptığını, bu eksik ve ayıpların da kendisi tarafından giderildiğini yasal delillerle kanıtlayamadığından davalının ayıplı ve eksik iş savunmasına da itibar edilmesi mümkün değildir. Mahkemece ispat yükünün davalıda olduğu, davalıya yemin delilinin de hatırlatıldığı gözetilerek asıl alacak yönünden davalının itirazının haksız olduğu kabul edilerek davanın kabulü yerine davanın reddine karar verilmesi hatalı olup davacının istinaf talebi açıklanan sebeplerle yerindedir. 6100 sayılı HMK'nun 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davalının usulün uygun olarak temerrüde düşürülmediği de dikkate alınarak mahkemece asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, Bursa ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....tarih ve ... sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, A)Davanın KABULÜNE, Bursa ...İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı takip dosyasına asıl alacak yönünden davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, Takibin ...TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve ferileri üzerinden DEVAMINA, Koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, b)Alınması gerekli ...TL karar ve ilam harcından peşin alınan ...L harcın mahsubu ile eksik kalan...TL harcın ilk derece mahkemesince davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, c)Davacı tarafından yapılan toplam ...TL yargılama giderinin ilk derece mahkemesince davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, Davacı tarafından karşılanan toplam...TL başvuru harçlarının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d)Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13/1.maddesi gereğince ...L vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan 738,00.-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar tebliğ, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile 02/10/2025 tarihinde karar verildi. ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ...