Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/3337 E. , 2024/2254 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3337 Karar No : 2024/2254 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Üniversitesi Eğitim Fakült
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/3337 E. , 2024/2254 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3337 Karar No : 2024/2254 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü'nde Yardımcı Doçent olarak görev yapmakta iken, 18.08.2016 tarihinde sona eren görev süresinin uzatılmayarak davalı kurumdan ilişiğinin kesilmesine ilişkin ... Üniversitesi Rektörlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının görevli olduğu ... Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü'ndeki görevine devam etmesi için 2547 sayılı Yasa'nın 23. maddesi kapsamında yeniden görev süresinin uzatılması konusunda idarenin yetkisinin bağlı yetki ile bağlı olmaksızın takdir hakkı kapsamı içerisinde kaldığı, idarenin bu takdir yetkisini kullanırken hukuken geçerli bir nedene dayanmak zorunda olduğu, görev süresinin uzatılması sırasında idarece ilgililerin geçmiş hizmetleri, varsa görevde iken geçirdiği disiplin soruşturmalarının dikkate alınması gerektiği açık olup, bu kapsamda hakkında açılan disiplin soruşturması sonucunda Devlet memurluğundan çıkarma cezası önerilen davacının görev süresini uzatmama yönündeki dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, müvekkilinin Anayasa ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü kapsamında barış talebini içeren metne imza attığı, barış bildirisine imza atan akademisyenlerin ifade özgürlüğüne müdahalede bulunulmasının meşru amaca yönelik olmadığı ve zorunlu toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği gerekçesiyle bildirinin Anayasa Mahkemesi'nin 2018/17635 başvuru nolu Zübeyde Füsun Üstel ve Diğerleri kararında ifade hürriyeti kapsamında bulunulduğuna karar verildiği, Anayasa Mahkemesince verilen bu karar göz önüne alındığında müvekkilinin ifade hürriyeti kapsamında görülen bildiriye imza attığı gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde kamu yararının bulunmadığının açık olduğu, davalı idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı bir şekilde kullandığı, müvekkilinin başarılı bir akademisyen olduğu, görev süresinin uzatılması talebiyle yapılan başvuruda davalı idarece müvekkilinin akademik başarısı yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı ileri sürülerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Dosyanın incelenmesinden, davalı üniversitede yardımcı doçent olarak görev yapan davacının iki gerekçe ile sözleşmesinin uzatılmadığı görülmektedir. Söz konusu gerekçelerin birincisi, 11.01.2016 tarihinde yazılı ve görsel medyada "Barış İçin Akademisyenler Bildirisi" olarak yer alan ve elektronik ortamda gerçekleştirilen imza kampanyasını imzalamış olması nedeniyle hakkında "Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edilmiş olması, ikincisi ise davacı hakkında cinsel taciz iddiasıyla Reyhanlı Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında açılan disiplin soruşturmasının devam ediyor olmasıdır. Anayasa Mahkemesi’nin 26/07/2019 tarih, 2018/17635 Başvuru Nolu “Zübeyde Füsun Üstel ve Diğerleri” konulu kararında; başvurucuların imzalamış oldukları ve basında “bu suça ortak olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin, nesnel anlamı gözetildiğinde bir bütün olarak PKK terörünün övülmesi, terörizme destek gösterisi, şiddet kullanımına, silahlı direnişe ya da başkaldırıya doğrudan veya dolaylı teşvik olarak nitelendirilmesinin mümkün görünmediği, somut olayın koşullarında başvuruya konu bildirinin internette yayımlanmasının devlet ve toplum hayatında olumsuz sonuçlar doğurduğu, devletin terörle mücadele faaliyetleri üzerinde kayda değer bir etkisi olduğunu göstermediği, hazırlanmasında veya imzalanmasında güdülen diğer amaçlar ne olursa olsun ve hangi dil ve üslup kullanılırsa kullanılsın nihai olarak bildiride o tarihlerde sürmekte olan çatışmaların sona erdirilmesi talebinin baskın olduğu, bildirinin imzalanmasına neden olan operasyonları yürüten kamu gücüne karşı ağır eleştirilerde bulunulabileceğinin öngörülmesi ve demokratik çoğulculuk açısından bunlara daha fazla tahammül edilmesi gerektiği belirtilerek başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığından Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan "ifade özgürlüğünün” ihlal edildiğine karar verilerek başvurucuların başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, ilgili kararda özetle dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildirinin hazırlanmasının ve yayınlanmasının Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan “ifade özgürlüğü” kapsamında bulunduğuna oyçokluğuyla karar vermiştir. Diğer taraftan davacı hakkında açılan adli soruşturma sonucunda, kovuşturmaya yer olmadığı karar verilmiş, hakkında yürütülen idari soruşturmada da, davacı hakkında herhangi bir cezai işlem uygulanmamasına karar verilmiştir. Hukuk devleti ilkesi gereğince; idarenin bütün eylem ve işlemleri yargısal denetime açıktır ve bu noktada, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun sağlanmasındaki en etkin araçlardan birinin de "iptal davaları" olduğu kuşkusuzdur. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1/a bendine göre; iptal davaları, idare tarafından tesis edilen işlemler nedeniyle menfaatleri ihlal edilen kişiler tarafından anılan işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı oldukları iddialarıyla açılan davalardır. İdari işlemlerde sebep unsuru, idari işlemden önce gelen ve onun dışında yer alan, idareyi bir işlem yapmaya sevkeden hukuki ve fiili etkenlerdir. İptal davalarında, sebep unsuru yönünden hukuki denetim yapılırken idareyi o işlemi yapmaya sevk eden gerekçelerin hukuka uygunluğunun incelemesi yapılmaktadır. Sebep unsurundaki bir sakatlığın işlemi de sakat hale getireceği tartışmasızdır. Bu durumda, davacının sözleşmesinin gerekçelerinden biri olan yazılı ve görsel medyada "Barış İçin Akademisyenler Bildirisi" olarak yer alan bildirinin yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararıyla ifade hürriyeti kapsamında bulunduğuna karar verilmiş olması ve sözleşmesinin uzatılmamasına gerekçe olarak gösterilen hakkında cinsel taciz iddiasıyla açılan adli soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sonuçlanması, idari soruşturma sonucunda da davacıya herhangi bir cezai işlem uygulanmamasına karar verildiğine dair hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemin gerekçelerinin hukuken ortadan kalktığı ve işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı hale geldiği anlaşılmaktadır. Öte taraftan, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olması davacının sözleşmesinin doğrudan uzatılması anlamını taşımamakta olup, davalı idarece yapılacak yeni değerlendirme sonucunda davacının akademik başarısı ve mevcut durumu (Kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden çıkarılıp çıkarılmadığı) da göz önüne alınarak sözleşmesinin uzatılıp uzatılmamasına ilişkin yeni bir karar verileceğinin de kabulü gerekmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda istinaf kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 25/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.