T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1425 Esas KARAR NO: 2026/366 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 04/04/2024 NUMARASI: 2020/240 E. - 2024/66 K. DAVA: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) Marka (Maddi Tazminat İstemli) Marka (Manevi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 30/06/2020 KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi içi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1425 Esas KARAR NO: 2026/366 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 04/04/2024 NUMARASI: 2020/240 E. - 2024/66 K. DAVA: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) Marka (Maddi Tazminat İstemli) Marka (Manevi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 30/06/2020 KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yurtdışında tarım ve hayvancılık ekipmanları, kurulumu ve servisi yaptığını, ..../06/2014 yılında kurulduğunu, "..." markasını .../08/2016 tarihinde ... sicil numarasıyla tescil ettirdiğini, markasını reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, sektöründe bilinen ve aranan bir marka haline geldiklerini, bu marka ile ithalat ve ihracat faaliyetlerinin devam ettiklerini, davalılardan ...'un ... merkezli "...Ltd" şirketinin ortağı ve müvekkili firmanın .......bayisi olduğunu, bu firmaya sadece 2018 yılında 100 bin Euro civarında çeşitli vasıf ve mahiyette emtia sattıklarını, diğer davalı ...' ün ise .... bildiği için müvekkilinin .....'da ki işlerine ücret mukabili yardımcı olduğunu, ... ile ...'ün birlikte .... nezdinde ... sicil numarasıyla "... Şti." ni kurduklarını, müvekkili firmanın kendileri vasıtasıyla sözleşme imzaladığı yabancı firmalara "... firmasının adresi, vergi dairesi, vergi numarası ve hesap numarası değişti, yeni sözleşme imzalamamız lazım" diyerek, sanki müvekkili firmaymış gibi yeni ama geçmiş tarihli sözleşme imzalamaya ikna ettiklerini, şüphe uyandırmamak için bu sözleşmelerde müvekkilinin imzasını benzeterek imzaladıklarını, müvekkilinin faturasının aynısını ekleyerek amir bankalara verdiklerini, bankaları kandırarak akreditif sözleşmelerini kendi firma adlarına çevirdiklerini, daha sonra da firmalarının unvanını değiştirdiklerini, müvekkilinin firması ile benzer unvanlı şirket kurduklarını, müvekkilinin "..." ibaresini ticaret unvanlarında, fatura ve irsaliyelerinde kullandıklarını, davalıların eylemlerinden dolayı müvekkilinin işlerinin olumsuz manada etkilendiğini, üçüncü şahısların müvekkili firma zannederek davalı firma ile sözleşme imzaladıklarını, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, zarara uğrattıklarını, haksız rekabette bulunduklarını, müvekkilinin tazminat alacağının 6769 sayılı SMK “nın 151/2-b bendinde düzenlenen yoksun kalınan kazanca olarak hesap edilmesini istediklerini, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat, 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işlemiş ve işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ettiklerini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla mütecaviz tarafından yapılan haksız rekabetin tespitine, önlemesine, giderilmesine, tüm olumsuz sonuçların kaldırılmasına, tüm mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı ve talepleri kabul etmediklerini, yetki itirazlarının olduğunu, davanın şirkete açılması gerektiğini, ancak şirket ortaklarının da dahil edilmesinin hukuku zorlamak olduğunu, davanın husumet yönünden reddini talep ettiklerini, müvekkili ... ...... .... Şti'nin (yeni unvan ....... Şti.) davacı şirket ile bağlarının Türkiye'deki tedarikçilerinin olduğu, davalının ...'da faaliyetleri bulunduğu, davacının faaliyetinin bu ülkelerde olmadığını, davacıdan süt sağım odası tedarik etiklerini, davacının ürünleri .....den aldığını, müvekkilinin davacı şirketten tedarik ettiği ürünleri yukarıda belirttikleri ülkelerde pazarlamasını yaptıklarını, davacı şirketin faaliyet alanının yurt içinde olduğunu, müvekkilinin ise yurt içinde faaliyetinin bulunmadığını, "..." isminde birçok Avrupa ülkesinde şirket bulunduğunu, müvekkilinin faaliyet gösterdiği ülkelerde davacı şirketin faaliyeti bulunmadığı gibi, marka değerinin de olmadığını, esasında davacı şirketin ...isimli bir firmanın yan şirketi olduğunu, davacının....' un fiyat ve ürün vermediği müşterilere ürün vermek için kurulmuş bir yan şirket olduğunu, marka hakkına tecavüz gibi bir kasıtları olmadığını, davacı şirketin kendisinden yapmış oldukları alımları kesmeleri üzerine şikayetçi olduğunu, müvekkil şirketin logosunun farklı olduğunu, davacının faal şirket olmadığını, yılda birkaç iş yaptığını, davacı ile herhangi bir sözleşmelerinin olmadığını, kendi müşterilerinin davacıyı tanımadıklarını, bağları olmadığını, esasen müvekkillerinin ticari olarak davacı ile anlaşamayınca ve şirketten mal almayı bırakınca davacı şirketin hukuken dava açma ve şikayet etme yoluna gittiğini, davacının ticari kayıtları incelendiğinde durumun ortaya çıkacağını, müvekkilinin ticaret odasına yapılan şikayetten sonra unvanını değiştirdiğini savunarak, açıklananlar ve Mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle; öncelikle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili mahkeme olan Bakırköy Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Mahkeme aksi kanaatte olması ihtimalinde müvekkillerden ... ve ... için davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, mümkün olmadığı takdirde davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. BEDEL ARTIRIMI: Davacı vekili dosyaya sunduğu 20/12/2023 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat taleplerini 273.523,05 TL olarak artırdıklarını beyan etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ..../04/2024 tarihli 2020/.... E. - 2024/.... K. sayılı kararıyla; "... aldırılan bilirkişi raporuna göre davalı kullanımlarının markasal kullanım olduğunu, ayrıca haksız rekabet teşkil ettiğini, 151/2-b kapsamında maddi tazminat tutarının 273.523,05 TL olarak hesaplandığı, itiraz üzerine aldırılan ek raporda da kök rapordaki görüşlerin muhafaza edildiği, davalıları hakkında açılan ceza dosyaları celp edilip incelendiğinde Bakırköy ... Fikri Sınai Haklar Ceza Mahkemesince marka hakkına tecavüz suçundan beraat kararı verildiği, İstanbul Büyükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/... esas, 2023/.... karar sayılı dosyası ile davalı sanıklar hakkında haksız rekabet yönünden ceza verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, buna göre tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde davacı şirketin ... esas unsurlu ticari unvanı ile 24/06/2014 tarihinde ticaret siciline kayıt olduğu, davalı şirketinde yine ... esas unsur ticari unvanı ile 27/11/2018 tarihinde siciline kayıt olunduğu, davalıların şirketin ortakları oldukları, yine davacı şirketin ... numaralı ... ibareli markanın 07 ve 35. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davacı ve davalı şirketin ortak olarak tarım hayvancılık ziraat sektöründe kullanılan makinalar alanında ticari faaliyette bulundukları, ... ibaresi yönünden davacının hem marka tescili hemde ticari unvanı yönüyle davalılara nazaran öncelik ve üstün hak sahibi olduğu, davalı şirket ortaklarından ...'un daha önce davacı şirketin ... bayiliğini yaptığı, diğer davalının da davacı şirketin rusça bilmesi sebebiyle bir takım işlerinde yardımcı pozisyonda çalıştığının dosya kapsamından anlaşıldığı, davalılarca davacı şirket ile yapmış oldukları ticari faaliyetler kapsamında davacı şirketin ticari unvanının esas unsuru olan ... ibaresinin ayniyet derecesinde benzer ibare ile aynı ticari faaliyet alanında şirket kurup tescil ettirmeleri yine davalılarca kullanılan özellikle faturalar üzerinde ... ibaresinin tek başına büyük bir şekilde yazılıp kullanıldığı, bu kullanımın ticari unvan kullanımından ziyade markasal kullanım olduğu, tarafların kullanımlarının ayrıca ticari unvanlarının da esas unsurunun aynı olması sebebiyle ortalama tüketici nezdinde tek bir firmaymış gibi algılanıp karıştırılmaya yol açtığı, özellikle de müşterilerin yabancı ülkedeki kişi ve kurumlar olması sebebiyle iltibas tehlikesinin daha çok mevcut olduğu, bu yönüyle bakıldığında davalı eylemlerinin SMK 29 maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz, TTK 55/1-a.4 maddesi uyarınca ise haksız rekabet teşkil ettiği bu nedenle davacının SMK 149. Maddesi uyarınca maddi manevi tazminat talebinde bulunabileceği, maddi tazminat talebi yönünden SMK 151/2-b maddesinde davalıların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede ihlal dönemi içerisinde 273.523,05 TL net kazanç elde edildiği bu bedelin maddi tazminat olarak davacıya verilmesi talebinin mahkememizce de uygun bulunduğu, manevi tazminat talebi yönünden de davalıların sosyal ekonomik durum tespit tutanağı incelenen ticari defterler, davalıların davacı ile geçmiş ticari ilişkileri olmasına rağmen aynı markayı ve ticaret unvanını kullandıkları da dikkate alındığında 50.000,00 TL manevi tazminatın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: HÜKÜM:Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Davalılar tarafından davacının marka hakkına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, giderilmesine, davalılar tarafından ... veya benzeri ... ibaresinin markasal olacak şekilde internet fiziki ve sosyal medya hesapları ile her türlü mecrada kullanımının yasaklanmasına, kullanılan tabela reklam vasıtası basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, 2-Hükmün masrafı davalılardan alınmak üzere traji yüksek 5 ulusal gazetelerden birinde ilanına, 3-Maddi tazminat yönünden davanın kabulü ile 273.523,05 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Fazlaya ilişkin istemin reddine..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Davalılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçelerindeki beyanlarını tekrarla, Mahkemenin yeterli gerekçeye yer vermeden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğuna karar vermesinin haksız ve hukuksuz olduğunu, Müvekkilinin ticaret unvanını .../06/2019 tarihinde ...Ltd. Şirketi olarak değiştirdiğini,Müvekkilinin gerek "..." ibaresini ticaret unvanında kullandığı 7 aylık dönemde, ne de ticaret unvanını değiştirdikten sonra "..." markasıyla herhangi bir ürün ya da hizmet satışı yapmadığını, Markalar arasında idari, ekonomik, ticari bağın olmaması, fonetik yönlerden tamamen farklı olması, çekirdek unsurunun da farklı olması nedeniyle markalar arasında ilişkilendirmenin söz konusu olmadığını,Bilirkişi raporlarında, müvekkili ile davacı şirketin aynı coğrafi alanlarda faaliyet göstermedikleri belirlenmesine rağmen, yerel Mahkemenin gerekçeli kararında bu hususa hiç değinmediğini, Markaların benzer olmadıklarının çıplak gözle dahi görüldüğünü, yerel Mahkeme kararının bu yüzden bozulması gerektiğini,Müvekkili şirketin Türkiye'de bir ticari faaliyeti bulunmadığını, ...'da faaliyette bulunmak üzere kurulduğunu, müvekkilleri ile davacı şirket arasında bayiilik ilişkisi bulunmadığını, müvekkillerinin davacı şirketi ...'daki müşterilerine tedarikçi olarak kullandıklarını, davacının bu müşterileri, müşterilerin de davacıları tanımadıklarını, yani bu müşterilerin davacı tarafından bulunmuş ve anlaşma sağlanmış müşteriler olmadıklarını,Mahkemenin davacının iddialarıyla ilgili araştırma yapmadan, Bankalara müzekkere yazmadan, davacıya iddialarına ilişkin belgeleri sunması için süre de vermeden eksik inceleme ile hüküm kurduğunu,Davacının müvekkili Jahongir Hudaynazarov'a 100.000,00 Euro bedelli ürün sattığı, davalı ...'ün de yardımcı olduğuna dair iddialarının da doğru olmadığını, bu paranın müvekkiline ödendiğine dair bir belge bulunmadığını,Ceza Mahkemesinde marka hakkına tecavüz suçundan açılan davada müvekkilinin beraatine karar verildiğini, yerel Mahkemenin bu beraat kararının hukuk hakimi için de bağlayıcı olup olmadığını değerlendirmeden davanın kabulüne karar verildiğini,Ceza Mahkemesinde yapılan vakıa tespitinin hukuk hakimini de bağlayacağını, Bakırköy 3. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2021/266 Esas, 2022/114 Karar sayılı kararında, müvekkili sanıkların marka hakkına tecavüz ettiklerine dair herhangi bir delil mevcut olmadığından CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatlerine karar verildiğini, yerel Mahkemece bu kararın hukuken değerlendirilmediğini belirterek, açıklanan nedenlerle, haksız ve hukuka aykırı olarak verilen kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 03/11/2015 başvuru, .... tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının davacı şirket adına 07 ve 35. sınıflarda "...Tarım, hayvancılık, ziraat sektörlerinde ve tahıl/meyve/sebze/gıda işletmesinde kullanılan makineler ve .... mekanizmalar.." emtiası da dahil olmak üzere tescilli olduğu tespit edilmiştir.Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; davacı şirketin .../06/2014 tarihinde tescil edildiği, faaliyet alanının süt teknolojileri ve makinaları olduğu, davalı şirketin ise 27/11/2018 tarihinde tescil edildiği, ortaklarının ... ve ... oldukları, faaliyet alanlarının tarımsal ürün imalatı ile tarımsal proje yapmak, tarımla ilgili her türlü konuda teknoloji, danışmanlık hizmetleri yürütmek vb. hizmetler olduğu tespit edilmiştir.Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı ilamı incelendiğinde; sanıkların ..., ....., ... .. oldukları, şikayetçinin "..." markasına tecavüz ettikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, sanıkların bu marka ile herhangi bir ürün ya da hizmet sunduklarına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verildiği tespit edilmiştir. Büyükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/... Esas, 2023/..... Karar sayılı ilamı incelendiğinde; şikayetçinin davacı şirket, sanıkların ..., ... ve .... oldukları, haksız rekabet suçundan yargılama yapıldığı ve sanık ...'ın beraatine, diğer sanıkların ise şikayetçi şirket ile aynı ticaret unvanını kullanarak aynı iş kolunda faaliyette bulunmak, aynı müşteriler ile imzaladığı sözleşmelere benzer imzaları kullanarak sözleşmeyi ihlale ve sona erdirmeye yönelttikleri, başkasının iş ürünlerinden yetkisiz yararlandıkları ve dürüstlük kuralına aykırı hareket ettikleri gerekçesiyle mahkumiyetlerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği tespit edilmiştir.Dinlenen davacı tanığı ... beyanında; Davacı şirketin ortağı ve genel müdürü olduğunu, ...’ün bu piyasada bilinen bir kişi olduğunu, kendisinin ... olduğu için yurtdışında firmaları adına görüşme yapması için görevlendirdiklerini, kendisinin .....’a gittiğini, orada diğer davalı Johangır ile birlikte davacı şirketin ticari unvanı olan “...” ticari unvanını "....." olacak şekilde kendi adlarına şirket kurduklarını, kendilerine ait sözleşmedeki hesap numaralarını kendi hesap numaraları ile değiştirip, sözleşmeyi kendi açtıkları şirket adına yaptıklarını, fakat karşı tarafın sözleşmeye esasen davacı şirketle yaptığını zannettiklerini, bu şekilde davacı firmanın unvanını kullanarak açtıkları şirket ile şirketi zarara uğrattıklarını beyan etmiştir.Dinlenen davacı tanığı ... beyanında; Davacı şirketin ortaklarından olduğunu, davacı Şirketin hayvan çiftliklerinde kullanılan ekipmanların iç imalatını satışını gerçekleştirdiğini, ...’ün .....’da fuarda tanıştığı bir kişi olduğunu, kendisi .... bildiği için ve davacı şirket de ...’da bayi aradığı için kendisini bu hususta görevlendirdiklerini, ....isimli bayiyi bulduğunu, önceleri küçük 30-40 bin Dolarlık rakamlarla anlaşmalar yapıldığını, daha sonra kendisinin bizzat ....’a gittiğini, orada dolaştığını, toplam 2 milyon dolar ve 900 bin Euroluk anlaşmalar yaptığını, evrakı ... devletine teslim ettiğini, kendisi Türkiye’ye döndükten sonra davalıların rakamların büyüklüğü sebebi ile kendilerinden habersiz davacı şirketin ticari unvanını kullanarak aynı unvan ile bir şirket kurduklarını ve anlaştıkları kişilerle, davacı şirketmiş gibi anlaşma yaparak, malzemeleri de başka firmalardan alarak davacı şirketi zarara uğrattıklarını, davacı şirketin ortalama karının %25 olduğunu, ayrıca bu konuda yaptıkları masraflar da bulunduğunu, bu şekilde zararlarının oluştuğunu beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince marka vekili ...., mali müşavir ... ve sektör bilirkişisi ....'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 20/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda; dosyanın mevcut içeriği itibariyle, SMK' nın 7 ve 29. maddeleri kapsamında davalının iş evrakı olan faturalarda yer alan kullanımının unvansal kullanımdan ziyade "markasal kullanım” arz etmekte olduğu ve genel anlamda markalar arasında iltibas tehlikesi, karıştırılma ihtimali oluşturduğu tespit sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, işbu tespitler doğrultusunda, markaya tecavüze ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği açısından takdirin mahkemede olduğu, davalının ticaret unvanının markasal kullanımı nedeniyle davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği tespit edilmiş olup, işbu tespitler doğrultusunda, davalının kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmediği açısından nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sayın Mahkemenin takdiri davalının markaya tecavüz ettiği, haksız rekabette bulunduğu yönünde olması halinde, davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27.11.2018-30.06.2019 tarihleri arasında hesaplanan 151/2-b kapsamındaki maddi tazminat tutarının 273.523,05 TL olduğu şeklinde rapor sunulduğu görüldü.İlk derece mahkemesince aynı heyetten alınan 09/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; Dosyanın mevcut içeriği itibariyle, SMK' nın 7 ve 29. maddeleri kapsamında davalının iş evrakı olan faturalarda yer alan kullanımının unvansal kullanımdan ziyade “markasal kullanım” arz etmekte olduğu ve genel anlamda markalar arasında iltibas tehlikesi, karıştırılma ihtimali oluşturduğu tespit sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, işbu tespitler doğrultusunda, markaya tecavüze ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği açısından nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğunu, davalının ticaret unvanının markasal kullanımı nedeniyle davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği tespit edilmiş olup, işbu tespitler doğrultusunda, davalının kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmediği açısından nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğunu, tarafların Kök Rapora beyan ve itirazlarına bakıldığında, davalı vekilinin beyan ve itirazlarının Mahkemenin takdirinde olduğu, davacı vekilinin beyan ve itirazlarına ise yukarıda açıklamalar ve tespitler doğrultusunda cevap verildiği ve tazminat hesaplamasının değişmediği, Mahkemenin takdiri davalının markaya tecavüz ettiği, haksız rekabette bulunduğu yönünde olması halinde, davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27.11.2018-30.06.2019 tarihleri arasında hesaplanan 151/2-b kapsamındaki maddi tazminat tutarının 273.523,05 TL olduğu şeklinde rapor sunulduğu görüldü. G E R E K Ç E : Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Alınan bilirkişi raporları, davacıya ait marka tescil kaydı, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı ile, davalılar ... ve ...’un davacı şirket adına ...’da faaliyet gösterirken, davalı şirketi kurarak, davacının tescilli markası ve tescilli ticaret unvanında yer alan "..." ibaresini ticaret unvanında ve faturalarında markasal olarak kullandığının tespit edildiği, her iki şirketin de ticaret konusunun benzer olduğu, davalı şirketin markayı kullandığı mal ve hizmetlerin de davacının markasının tescilli olduğu 07. ve 35. sınıf kapsamında kaldığı, bu nedenle davalıların kullanımlarının SMK’nın 7/2-b maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır.Ceza davasında marka hakkına tecavüz edildiğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararı hukuk hakimi için bağlayıcı olmayacağından, SMK’nın 149 ve 150. maddeleri uyarınca, Mahkemece marka hakkına tecavüzün tespitine, önlenmesine, giderilmesine, hükmün ilanına ve maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi yerindedir.Yine davalılar ... ve ...’un , davacı şirketi temsilen ...’da faaliyet gösterirken, davacının haberi olmaksızın "..." ibaresini içeren ticaret unvanı ile yeni bir şirket kurarak, ...'da kendi adlarına faaliyette bulunmaya başlamaları da haksız rekabet teşkil ettiğinden, ilk derece mahkemesince haksız rekabete ilişkin taleplerin kabulüne karar verilmesi de yerindedir. Tüm bu nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 22.099,85 TL nispi harçtan, peşin alınan 5.525,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.574, 85 TL eksik harcın davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 2,90 TL (posta-teb-müz) masrafının davalılardan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalılar tarafından yapılan masrafların üzerlerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 27/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.