1. Hukuk Dairesi 2009/3026 E. , 2009/4318 K. "" MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, kayden davalılar adına kayıtlı 2020 parsel sayılı aşınmazın kıyı kenar çizgisi içersinde kaldığını ileri sürerek, tapu iptali, elatmanın önlenmesi ve yapıların yıkımı isteklerinde bulunmuştur. Davalılar, on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içersinde kalmadığını belirtip davan…
**1. Hukuk Dairesi 2009/3026 E. , 2009/4318 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, kayden davalılar adına kayıtlı 2020 parsel sayılı aşınmazın kıyı kenar çizgisi içersinde kaldığını ileri sürerek, tapu iptali, elatmanın önlenmesi ve yapıların yıkımı isteklerinde bulunmuştur. Davalılar, on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içersinde kalmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, taşınmazın kısmen kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı gerekçesiyle, bu kısmın tapusunun iptali ile terkinine, bu kısma davlıların elatmalarının önlenmesine karar verilmiştir. Karar,taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi aporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 4.2.1972 tarihinde yapıldığı, 1.4.1972 de kesinleştiği ve davanın 25.11.2002 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Her nekadar, nizalı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalan bölümü devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince ) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2..2009 tarihinde kabul edilip 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. Fıkrasına eklenen " bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" ve 3. Maddesi ile eklenen geçici 8. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 1.4.1974 ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12. Maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine karar verilmesi için karar bozulmalıdır. Ayrıca, davacı Hazinenin ıslahla bilirkişi raporuna göre taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan kısmının tapusunun iptali ile bu kısma davalının elatmasının önlenmesi ile yapıların yıkımını talep ettiği, mahkemece de bu talep doğrultusunda hüküm kurulduğuna göre, davada red edilen kısım bulunmadığı halde davalı yararına vekalet ücreti takdiri de doğru değildir.