(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5360 E. , 2008/9032 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.01.2002 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 18.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08.07.2008 günü için yapılan tebligat üzerine gelen olmadı. Süresinde olduğu anla
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5360 E. , 2008/9032 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.01.2002 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 18.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08.07.2008 günü için yapılan tebligat üzerine gelen olmadı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 24.07.1997 tarihinde düzenlenen iki ayrı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ve 07.02.1997, 13.12.1996, 07.10.1996 ile 22.11.1996 tarihlerinde düzenlenen ayrı ayrı satış vaadi sözleşmelerine dayanılarak 1 ila 23 ve 433 parsellere davalıların elatmalarının önlenmesi, kal ve ecrimisil istemleriyle açılmıştır. Davalılardan ... ve ... vekilleri, davalı ...’in çekişme konusu taşınmazlarda iştirak halinde malik olduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazlar elbirliği mülkiyet rejimine tabi olduğundan satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı bulunmadığı ve zilyetlik de devredilmediğinden söz edilerek dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Bilindiği üzere hak, genel olarak kişiye hukuk tarafından tanınmış yetki olarak tanımlanabilir. Mutlak haklar, ait oldukları şeyler üzerinde mevcut ve tekel halinde olan yetkilerdir. Nisbi ( şahsi ) haklar ise sahibine bir borç ilişkisi dolayısı ile bir şeyin verilmesi, yapılması, yapılmaması gibi belli bir edimin yerine getirilmesini isteme yetkisi verir. Mutlak hakların maddi mallara ilişkin olanlarına ayni hak denir. Mutlak haklar herkese karşı ileri sürülebildiği halde şahsi haklar sadece borç ilişkisinin borçlusuna karşı ileri sürülebilir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi vaad alacaklısı olan tarafa şahsi hak kazandırır. Vaad alacaklısı kazandığı şahsi hakkını malik olan kişiye karşı ileri süremez. Ancak, koşulları yerinde ise kazandığı şahsi hakka dayanarak sözleşmenin diğer tarafını yukarıda sözü edildiği gibi bir şeyin verilmesi, yapılması, yapılmaması gibi belli bir edimin yerine getirilmesine zorlayabileceği gibi şahsi hakkına dayanarak mülkiyet hakkı sahibi olmayan kişilere karşı da hakkını kullanmalarına engel olunuyorsa dava yoluyla bunun giderilmesini isteyebilir. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; mahkemece, davalıların davacının dayandığı satış vaadi sözleşmesindeki bağlantıları araştırılmamıştır. Davalılar, satış vaadi sözleşmelerindeki vaad borçluları veya mirasçıları ise kuşkusuz malik sıfatlarından ötürü elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Ne var ki, satış vaadi sözleşmesi ile kazanılan kişisel hakkın kullanımına üçüncü kişiler bir neden olmaksızın elatmakta iseler dava dinlenebileceğinden bütün bu hususlar üzerinde durulmalıdır. O halde, taraflardan bu konudaki delilleri istenip toparlanmalı, lüzumu halinde yerinde keşifte yapılarak bütün deliller toplandıktan sonra sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır. Davanın eksik inceleme ve araştırmayla yazılı olduğu şekilde ve somut olaya uygun düşmeyen nedenlerle reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.