Başvuru, kadastro tespitine itiraz davasında eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda adil olmayan karar verilmesi, temyizde ileri sürülen itirazların gerekçe belirtilmeden reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kadastro tespitine itiraz davasında eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda adil olmayan karar verilmesi, temyizde ileri sürülen itirazların gerekçe belirtilmeden reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 4/3/2013 ve 12/3/2013 tarihlerinde Antalya Kadastro Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. 2013/1985 ve 2013/1825 numaralı bireysel başvuru dosyalarının konu yönünden hukuki irtibatları nedeniyle 2013/1824 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 19/3/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 16/4/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 17/6/2013 ve 25/10/2013 tarihlerinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşler, muhtelif tarihlerde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Bir kısım başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanını 23/7/2013, 13/12/2013 ve 6/12/2013 tarihlerinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Ahmet Avcı (birinci başvurucu) ve Yaşar Avcı ile diğer başvurucuların murisi İ.A. aleyhine, Antalya ili Kepez ilçesi Sinan Mahallesi'nde bulunan tapulu taşınmazlarının sınırları dışında fazladan yer kullandıkları gerekçesiyle komşu parsel malikleri tarafından 19/7/1962 tarihinde müdahalenin meni davası açılmıştır. Anılan davada her iki taraf da davaya konu yerin kendi tapu kayıtları kapsamında kaldığını iddia etmiştir. Dava konusu yerin bulunduğu bölgede yapılan kadastro çalışması sırasında bu yer, başvurucular ve diğer davalılara ait 191 ila 197 sayılı parseller içinde tespit görmüştür. Öte yandan dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tespit işlemi yapılmış olması nedeniyle Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada görevsizlik kararı verilerek dosya, Antalya Kadastro Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada 23/10/1996 ve 30/12/2004 tarihlerinde verilen iki karar Yargıtay ilgili dairelerince bozulmuştur. Bu arada bir kısım başvurucunun murisi olan İ.A.nın7/5/2002 tarihinde vefatı üzerine davayı mirasçıları takip etmiştir. Davaya ilişkin yargılama sürecinde birçok kez keşif yapılıp tanık ve mahalli bilirkişiler dinlenerek teknik bilirkişilerden raporlar alınmış, dosyadaki bozma ilamlarında belirtilen ve taraflarca bildirilen deliller toplanmıştır. Mahkeme 9/3/2010 tarihli ve E.2006/129, K.2010/1 sayılı kararı ile dava konusu yerin başvurucular ve diğer davalıların dayandıkları tapu kayıtları kapsamı içinde kaldığına kanaat getirerek davacıların davalarının reddine; 191 ila 197 sayılı parsellerin, kadastro sırasında tespit gördükleri yüzölçümleri ile davalılar adına tesciline karar vermiştir. Anılan hükümde 796 m2 alanlı 191 sayılı parsel, 499 m2 alanlı 194 sayılı parsel ve 666 m2 alanlı 193 sayılı parsellerin sırasıyla başvurucular Ahmet Avcı (birinci başvurucu), Yaşar Avcı ve bir kısım başvurucunun murisi İ.A. adına ayrı ayrı tapuya tesciline karar verilmiştir. Davacıların temyizi üzerine söz konusu karar da Yargıtay Hukuk Dairesinin 28/12/2010 tarihli ve E.2010/8475, K.2010/7864 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Anılan Yargıtay ilamı şöyledir:“... Davacılar K.Ö. ve arkadaşlarının dayandıkları ve kadastro sırasında 250 ila 269 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtları ile diğer davacı ve davalıların dayandıkları ve kadastro sırasında davalı 191 ila 197 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtları1930’lu yıllarda Hazinenin temliki ile oluşmuşlardır. Davacılar K.Ö. ve arkadaşları tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıp Kadastro Mahkemesine aktarılan dava, 1962 tarihinde açılmıştır. Dosyada mevcut keşiflerde alınan beyanlardan taşınmazlar arasında kadim bir ortak sınır bulunmadığı, taşınmazların Hazinenin temlikinden sonraki tarihlerde peyder pey kullanılmaya başlandığı anlaşılmaktadır. 191 ila 197 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının sınırında “cebel” ve “kayalık” okunmakla söz konusu tapu kayıtları değişebilir sınırlıdır. 250 ila 269 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan 1937 tarih 30 ve 31 sıra numaralı tapu kaydından gelen tapu kayıtlarının bu taşınmazlara uyduğu, güneylerinde bulunan 249 parsel sınırı ile doğudaki Sinan Arkı ve batıda yer alan “kayalık” sınırlarının sabit olduğu görülmektedir. Sözü edilen tapu kayıtlarının toplam miktarı 150 dönüm yani 850 metrekare olup 250 ila 269 parsel sayılı taşınmazların toplam yüzölçümü 625 metrekaredir. Tapu kayıtlarında yazılı toplam yüzölçümüne göre eksik kalan miktar 225 metrekaredir. Buna karşılık diğer davacı ve davalılar adına tespit olunan 191 ila 197 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtlarının toplam yüzölçümü 834 metrekare olup 191 ila 197 parsel sayılı taşınmazların toplam yüzölçümü ise 810 metrekare olmakla tapu kayıt miktarına göre meydana gelen fazlalık 976 metrekaredir. Bu durumda, kayıt miktar fazlasının davacılar K.Ö. ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kayıtları kapsamında kaldığının kabulünde zorunluluk bulunmakta olup, tapu kayıtları hukuki kıymetlerini de kaybetmemişlerdir. Dava, Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarıldığından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/ maddesi uyarınca, mahkeme tarafından resen araştırma yapılması ve gerçek hak sahipleri adına tesçil kararı verilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca dava konusu 191 ila 197 parsellere revizyon gören tapu kayıtlarına kuzeydeki Cihadiye Köyü tapulama sahası sınırı (yani 191 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırı) ve doğudaki Sinan Arkı sınırı esas alınmak ve kuzeyden başlanarak miktarları kadar kapsam tayin edilmek suretiyle tespit malikleri adlarına, kayıt miktar fazlası olan bölümün ise 269 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırından itibaren hesap edilerek davacılar adlarına tesçiline karar verilmelidir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile dosya kapsamına uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA ...karar verildi.” Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 21/2/2012 tarihli ve E.2011/654, K.2012/37 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulune, kısmen reddine; kadastro sırasında 191 ila 197 sayılı parseller içinde başvurucular ve diğer davalılar adına tespit gören 36076,10 m2lik dava konusu yerin, davacıların dayandıkları tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edilerek bu kısmın davacı adına, 191 ila 197 sayılı parsellerden geri kalan bölümün ise önceki karar gibi davalılar adınatapuya kayıt ve tesciline dair hüküm kurulmuştur. Anılan hükümde 191 sayılı parselin alanının 13789,00 m2, 194 sayılı parselin alanının 6894,50 m2 ve 193 sayılı parselin alanının 6894,50 m2 olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. Söz konusu karar, bu kez başvurucular tarafından temyiz edildiğinden Yargıtay Hukuk Dairesinin 9/10/2012 tarihli ve E. 2012/4940, K. 2012/7723 sayılı ilamı ile onanmıştır. Anılan onama ilamının ilgili kısmı şöyledir:“Dosya içeriğine ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ... karar verildi.” Başvurucuların karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 21/1/2013 tarihli ve E. 2012/9445, K. 2013/30 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Nihai karar başvuruculara 2/2/2013, 7/2/2013 ve 11/2/2013 tarihlerinde tebliğ edilmiş; başvurucular 4/3/2013 ve 12/3/2013 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemi aracılığıyla alınan nüfus kayıtlarından, bireysel başvuru incelemesi devam ederken başvurucu Ahmet Avcı’nın (birinci başvurucu) 19/8/2014 tarihinde, başvurucu Dudu Avcı’nın 6/12/2014 tarihinde vefat ettikleri tespit edilmiştir. B. İlgili Hukuk 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yeri tayinde;A) Kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur.B) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tespit yapılır.C) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır.D) Hazinece, özel kanunlar hükümlerine göre değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık, taşınmaz malla birlikte satış, tefviz, tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren on yıl geçmiş ise, miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir.Bu maddede yazılı taşınmaz mallarda meydana gelen fazlalıklar hakkında şartlar uygun bulunduğu takdirde, 14 üncü ve 17 nci madde hükümleri uygulanır.” 3402 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine resen devrolunur.” 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”