4. Hukuk Dairesi 2010/555 E. , 2010/13018 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 23/06/2008 gününde verilen dilekçe ile tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, devletin kusursuz sorumluluğuna ilişkin Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine ilişkin 12/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafın…
**4. Hukuk Dairesi 2010/555 E. , 2010/13018 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 23/06/2008 gününde verilen dilekçe ile tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, devletin kusursuz sorumluluğuna ilişkin Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine ilişkin 12/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Davacı, ... ili, ... ilçesi, ... köyü 114 parselin ½ payını, sahibi olarak görünen ... oğlu ... ... tarafından verilen vekaletname gereğince vekili olan ... ...'dan tapu sicil müdürlüğünce düzenlenen resmi senetle 29.04.1992 günü satın aldığını; taşınmazın gerçek sahibinin ... ... oğlu ... ... olduğunun, kendisine satış yapan kişinin ise taşınmazın gerçek sahibinin mirasçılarından ... oğlu ... ... olduğunun, kadastro tespiti sırasında gerçekte ... ... olan baba adının ... olarak yazıldığını, bu hatanın Devletin sicillerin doğru tutulmasına ilişkin görevini savsamasından ileri geldiğini, uğradığı zarardan Devletin sorumlu olduğunu belirterek, satın aldıktan 10 yıl kadar sonra aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davası kabul edilerek tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı Hazine ise, kadastro tespitinde ... olduğu belirlenen baba adının nüfusta ... ... olduğunun sonradan ortaya çıktığını, memurun kusurlu eylemi bulunmadığından Devletin sorumlu tutulamayacağını, tescilden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkeme ise, taşınmazın gerçek sahibinin ... ... oğlu ... ... olup tapu kaydında ve kadastro tespit tutanağında ... oğlu ... ... olarak geçtiği, tapuda yapılan işlem sırasında gerçek tapu sahibinin mirasçısı olan 1929 doğumlu ... oğlu ... ... tarafından ... ...'a verilen 17.04.1992 günlü vekaletname ile birlikte fotoğraflı muhtarlık belgesinin de eklenmesi nedeniyle bu usulsüz işlemin gerçekleştiği, taşınmazın gerçek sahibinin mirasçısı olan 1929 doğumlu ... ...'ın bu yerin kendisine ait olmadığını bilebilecek durumda olmasına rağmen bu yerin vekaletname ile satışını yapmakla kusurlu sayılabileceği, taşınmazın gerçek sahibine ait olmadığından gerçek bir vekaletname olarak kabul edilemeyen vekaletname ile gerçekleşen satışın geçerliliği bulunmadığından nedensellik bağının kesildiği, zarar gördüğünü iddia eden davacının sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak taşınmazı satın aldığı kişiye dava açabileceği, davalının Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, istem reddedilmiştir.