4. Hukuk Dairesi 2011/11206 E. , 2012/14315 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gaz. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 07/06/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen 21/04/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetki
**4. Hukuk Dairesi 2011/11206 E. , 2012/14315 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gaz. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 07/06/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen 21/04/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu haberler Yeni Şafak Gazetesinin 23.07.2009-24.07.2009- 29.12.2009-30.01.2010-06.02.2010 günlü sayılarında “Suikast planı iki albaydan”, “Suikast planında iki teğmen daha tutuklu”, “Amirallere suikast iddiasında bir albay daha ifade verdi”, “Amirallere suikast Poyrazköyle birleşiyor”, “Ayete kadar fişlemişler” başlıklarıyla okuyucuya sunulmuş olup, devam eden bir soruşturma ile ilgili bilgilere yer verildiği anlaşılmaktadır. Dosya içeriğinden, davacının kurmay kıdemli albay olup, Güney Deniz Saha Komutanlığı Kurmay Başkanlığı ar-ge kurul başkanı olarak görev yaptığı, bazı amirallere suikast planlandığına yönelik başlatılan soruşturma kapsamında şüpheli olduğu, 28.12.2009 günü ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nda sorgulandığı, davacının da içinde bulunduğu 19 şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 28.01.2010 günü iddianame tanzim edildiği, halen yargılamanın ... 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/34 esas sayılı dosyasında devam ettiği anlaşılmaktadır. Basının haber verme hakkı, gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile anlatım arasında düşünsel bağlılık temel kuralları ile sınırlıdır. Gerçeklik ise, somut gerçeklik değil, olayın haberin verildiği andaki beliriş biçimine uygunluk olarak anlaşılması gereken gerçekliktir. Maddi gerçekliğin saptanmasından sonra yayın yapılabileceği kabul edilecek olursa haber verme hakkı sınırlandırılmış olur. Basın, maddi gerçeği araştırma ve ortaya çıkarma göreviyle sorumlu değildir. Önemli olan ortaya çıkan bir olayın iddiaya uygun biçimde yayımlanmasıdır. Dava konusu haberlerin yayınlandığı tarihlerde, silahlı terör örgütüne üye olma suçlaması ile davacının da şüphelisi olduğu soruşturmanın devam etmekte olduğu, soruşturma kapsamında davacının ifadesinin alındığı, neticesinde kamu davası açıldığı ve yargılamanın devam ettiği anlaşıldığına göre haberler görünen gerçeğe uygundur. Her ne kadar yayın tarihleri itibari ile iddianamenin henüz mahkemece kabul edilip aleniyet kazanmadığı öne sürülmüş ise de, söz konusu soruşturmanın kamu oyunun ilgisini çekmesi nedeni ile birçok basın ve yayın kuruluşunca benzer nitelikte haberlere konu edildiği, böylelikle gizlilik vasfının kalmadığı, basının haber verme hak ve özgürlüğü kapsamında aleniyet kazanmış, kamu oyunun da ilgisini çeken konu hakkında haber yapmasının doğal olduğu, haberin yayınında özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, bazı başlıkların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmeye yönelik olarak dikkat çekici seçilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda, davacı hakkında, dava konusu haberlerde aktarılan içerikte bir adli soruşturma dosyası bulunduğu, dava konusu haberlerin görünür gerçekliğe uygun olduğu, ayrıntı niteliğindeki bir takım beyanların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun dikkatini çekmeye yönelik olduğu, görünür gerçekliği değiştirmediği, yayımlanmasında toplumsal ilgi bulunduğu, konu ile anlatım biçimi arasındaki düşünsel bağın kopartılmadığı sonucuna varılarak istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.