10. Hukuk Dairesi 2024/190 E. , 2024/1271 K. MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1669 E., 2023/1770 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya İş Mahkemesi SAYISI : 2019/345 E., 2021/245 K. Taraflar arasındaki asıl dava Kurum işleminin iptali, birleşen karşı dava alacak istemine ilişkin olup, yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl dava dav…
**10. Hukuk Dairesi 2024/190 E. , 2024/1271 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1669 E., 2023/1770 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya İş Mahkemesi SAYISI : 2019/345 E., 2021/245 K. Taraflar arasındaki asıl dava Kurum işleminin iptali, birleşen karşı dava alacak istemine ilişkin olup, yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl dava davalısı/ birleşen dava davacısı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava davalısı/birleşen dava davacısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşinden ayrıldıktan sonra hiçbir zaman bir araya gelmediği halde Amasya SGK il müdürlüğü boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı iddası ile davacının babasından aldığı maaşın 01.11.2016 tarihli işlem ile iptal edilip yersiz ödeme gerekçesi ile davacıdan toplam 8.080,86 TL'nin de iadesinin talep edildiğini, davalının bu işlemini ve çıkartılan borcu kabul etmediklerini yapılan bu işlemin hukuka aykırı olduğunu müvekkilinin eşinden boşandıktan sonra çocukları ile yaşadığını davalı Kurumun tuttuğu tutanağın gerçeği yansıtmadığını tanık anlatımı ile diğer deliller ile ispat edileceğini, müvekkili aleyhine dava süresince icra takibi yapılmaması için teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini, mesnetsiz olarak çıkartılan borcun ve Kurum işleminin iptali için dava açıldığını, davalının müvekkile borç çıkartan B. 13.2. SGK. 0.65.05.04./18037558 sayılı ve 12.10.2012 tarihli işlemin iptaline, müvekkilinin murisinden almakta olduğu maaşlarının yeniden kesilme tarihi itibari ile yeniden bağlanıp ay be ay yasal faiz ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir. 2.Birleşen karşı davada davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; ...'in babasından gelir/aylık almakta iken yapılan ihbar üzerine Kurumca inceleme ve soruşturma yapıldığını, boşandığı eşi ... ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine, davalının almış olduğu aylıklar toplamı 8.080.86 TL nin yersiz yapılması dolayısıyla yersiz ödemenin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP [adres satırı maskelendi] III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1-Asıl davanın kabulü ile -Asıl dosya davalısı Kurum tarafından asıl dosya davacısı aleyhine borç çıkartan 01.11.2016 Tarihli ve 14897992 sayılı Kurum işleminin iptaline, -Asıl dosya davacısı ...'in (T.C. ....) murisi....'ten dolayı almış olduğu ölüm aylığının kesilme tarihi itibari ile yeniden bağlanmasına, kesilme tarihi itibari ile yeniden bağlanacak ölüm aylığının ay be ay yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Amasya İş Mahkemesi 2017/343 Esas sayılı birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalısı/birleşen dava davacısı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Asıl dava davalısı/birleşen dava davacısı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; babasından gelir/aylık almakta iken boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı tespit edilen ...’in almış olduğu yersiz ödemeler toplamının yersiz yapılması dolayısıyla yasal faizi ile birlikte tahsilinin gerektiği, Kuruma yapılan ihbar üzerine ... Başkanlığı Amasya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Denetmeninin , 03.10.2016 tarihli, 106 sayılı Raporunda belirtildiği gibi Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 27.09.2016 tarih E.5126345 sayılı yazıları ile ....T.C. numaralı ...’un boşandığı eşi ... T.C. numaralı ... (....) ile aynı evde birlikte yaşadıkları yönünde yapılan ihbara istinaden şahısların ikametgah olarak gösterdikleri her iki adreste yapılan durum tespiti, alınan ifadeler , çevresel soruşturma ve Kurum kayıtlarından yapılan tespitte boşandıkları tarih itibarıyla aynı evde birlikte yaşadıklarının tespit edildiğini, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalısı/ birleşen dava davacısı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl dava davalısı/birleşen dava davacısı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava davacının kesilen aylığının bağlanması ile aksine Kurum işleminin iptali, birleşen karşı dava ise yersiz ödemelerin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96'ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20 nci, 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3 üncü, 45 – 53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24 – 33 üncü, 189 uncu, 190 ıncı, 191 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı, 19 uncu, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 3. Değerlendirme Somut olayda, davacının 05.10.2015 tarihinde boşandığı, 01.11.2015 tarihinde babasından ölüm aylığı almaya başladığı, Kurumca birlikte yaşamanın tespiti üzerine, davacıya babasından dolayı ödenen aylıklara ilişkin olarak davacı adına 17.01.2016-16.11.2016 dönemine ilişkin borç kaydının yapıldığı, ihbar üzerine Kurum denetmenince yapılan 03.10.2016 tarihli fiili denetimde davacıya ait ikamette yaşayan komşularının davacı ve eski eşinin birlikte yaşadıklarını beyan ettiği, ancak ifadelerine ilişkin tutanağı imzalamaktan imtina ettikleri, anılan tutunağın bu haliyle geçerli olup usulune uygun olduğu, yine Kurum denetim elemanınca davacının boşandığı eşinin MERNİS kaydında yer alan adreste yapılan fiili denetimde, davacının eski eşinin anne ve babasının söz konusu adreste bulunduğu, oğullarının bu adreste yaşamadığını, eşiyle birlikte yaşadığını ifade ettikleri, beyanlarına ilişkin tutanağı imzaladıkları, imzalı tutanakların bu suretle usulune uygun ve geçerli olduğu anlaşılmakla, tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı gözetilerek, yargılama sırasında tutanak tanıklarının mahkemede ifadelerini değiştirmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sonuca etkili olmadığı, Kurum denetmeni tarafından tutulan raporun 5510 sayılı Kanun'un 59/2 maddesi uyarınca aksinin kanıtlanamadığı dikkate alınmak kaydıyla birlikte yaşama olgusunun varlığı kabul edilmek suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.