8. Hukuk Dairesi 2018/14337 E. , 2020/2066 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı üçüncü kişi vekili, borçlu şirket ile müvekkili firma arasında 08.12.2009 tarihli alacağın temliki sözleşmesi imzalandığını, bu sözl
**8. Hukuk Dairesi 2018/14337 E. , 2020/2066 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı üçüncü kişi vekili, borçlu şirket ile müvekkili firma arasında 08.12.2009 tarihli alacağın temliki sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden borçlunun üçüncü kişiler nezdinde doğmuş ve doğacak olan tüm hak ve alacaklarının müvekkili şirkete gayri kabili rücu olarak devir ve temlik edildiğini,üçüncü kişi konumunda olan davalılara temlik ihbarnamelerinin bildirildiğini, Kadıköy 3. İcra Müdürlüğünün 2009/14891 Esas sayılı dosyası kapsamında dosya alacaklısı tarafından temlik borçlusu şirketin üçüncü kişiler nezdinde ki alacaklarının haczi için üçüncü kişilere İİK 89/1 maddesi gereğince haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiğini, temlik bildirimine rağmen, ödeme taahhüdünde bulunduklarını, bir kısmının ödeme yaptığını belirterek müvekkillerine temlik edilen toplam 281.283,00- TL tutarındaki alacak üzerindeki istihkak iddialarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, davacı şirketin ABD uyruklu bir şirket olduğunu, teminat yatırması gerektiğini, muafiyet anlaşması olmadığını, davanın süresinde açılmadığını, tebligatların haciz ihbarnamesinden sonra gönderildiğini, borçluya aktarım olmaksızın borçlunun tüm alacaklarının temlik edilmesinin de muvazaa göstergesi olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı üçüncü kişiler, husumetten ret kararı verlilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, temlik sözleşmesine dayanarak icra takip dosyasında taraf olmayan davalılara davanın yöneltildiği, icra takip dosyasında haciz ihbarnamesi gönderilmiş olmakla yasal sorumlulukları gereğince icra takip dosyasına karşı mükellefiyetleri bulunduğundan davalı üçüncü kişilere husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile davanın husumetten reddine, davalı alacaklı yönünden ise, istihkak yönünden yasal şartların oluşmadığı, davanın ispatlanamadığı, davacının istihkak davası yerine genel hükümlere göre hakkını araması gerekirken istihkaka konu olmayan bir hususa dair talepte bulunduğu gerekçesi ile davalı alacaklı yönünden açılan istihkak davasının yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48. maddesi’nde ‘’(1) Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. (2) Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.’’ düzenlemesine yer verilmiştir. 6100 Sayılı HMK’nın 114/ 1-ğ maddesinde ‘’ Teminat Gösterilmesine İlişkin Kararın Gereğinin Yerine Getirilmesi’’ hususu dava şartlarından biri olarak kabul edilmiş,HMK 115. maddesinde ise;’’ (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, davacı üçüncü kişinin Amerika Birleşik Devletleti tabiyetinde bir şirket olduğu anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu Mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu sebeple Mahkemece, yabancılık teminatı hususunun 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 48. maddesi hükmü çerçevesinde irdelenmesi gerekirken, bu husus irdelenmeden, doğrudan işin esasına girilmesi doğru olmamış, hükmün bu yönden re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 03.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.