10. Hukuk Dairesi 2011/12464 E. , 2012/19539 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :124-55 Dava rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, mesl…
**10. Hukuk Dairesi 2011/12464 E. , 2012/19539 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :124-55 Dava rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, meslek hastalığı sonucu sigortalının sürekli işgöremezlik durumuna girmesi nedeniyle Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanun 26. madde uyarınca davalı işverenlerden rücuan tahsiline ilişkin olup, mahkemece; davalı işyerlerindeki çalışma ortamı ile meslek hastalığı arasında illiyet bağı bulunmadığından bahisle davanı reddine karar verilmiştir. Mahkemece yapılan araştırma ve alınan kusur raporu yetersiz olup, hükme esas alınamaz. İşverenlerin meslek hastalığından sorumlu tutulabilmesi için 506 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca, sigortalının bu işverenlerin hizmetinde çalışırken meslek hastalığına tutulduğunun ve meslekte kazanma güç kaybının bu hastalıktan kaynakladığının ve eski işinden fiilen ayrılma zamanı ile hastalığının meydana çıkması arasında, hastalık için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü’nde belirlenen süreçten (Yükümlülük süresinden) daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Burada önemli olan hastalığı belirleyen rapor tarihi değil tıbbi verilere göre hastalığın ortaya çıktığı tarihtir. Sosyal Sigortalar Kanunu madde 18’de gösterilen yükümlülük süresi buna göre belirlenmelidir. Sigortalıda 04.05.2007 tarihinde saptanan ve %39,2 oranında meslekte kazanma gücü kaybına neden olan meslek hastalığı pnomokonyozdur. Hükme dayanak kılınan kusur raporunda, davalı işyerlerindeki çalışma ortamlarının mesleki pnömökonyoz hastalığına yol açacak nitelikte olmadığı, bu hastalığa kot kumlama işinde çalışırken yakalandığı bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre;sigortalının, ... Madencilik AŞ'e ait işyerinden 10.01.2004 ile 30.04.2005 tarihleri arasında 210 günlük bildirimi, diğer davalıya ait işyerinde ise, 09.05.2005 ile 01.03.2006 tarihleri arasında 235 günlük çalışmasının olduğu,dava dışı kot taşlama işyerinde ise, 01.07.2002 ile 01.11.2002 tarihleri arasında 121 günlük çalışma bildiriminin bulunduğu anlaşılmakla, sigortalının bildirilen bu sürelerin dışında da çalışıp çalışmadığı, hangi işyerlerinde ne kadar çalıştığı, bu işyerlerindeki çalışma ortamlarının nasıl olduğu,hangi olumsuz etkenlere maruz kaldığı ve mesleki pnömökonyoz hastalığının oluşmasına katkılarının ne oranda olduğu hususları yeterince açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu nedenle, gerekirse, çalışma yerlerinde keşif de yapılarak, bu eksiklikler giderilmeli, işyerindeki çalışma koşulları saptanmalı ve buna göre meslek hastalığı ile davalılara ait işyerlerindeki çalışma koşulları yönünden hastalığın oluşması ve ilerlemesi bakımından illiyet bağı olup olmadığı ve uygun neden sonuç bağının varlığı halinde ise işverenlerin kusur payı; aralarında sigortalıda oluşan meslek hastalığı konusunda uzman doktor bilirkişinin de bulunacağı ehil bilirkişi heyeti marifetiyle; saptanmalıdır. Davalı işverenlerin kusuru saptanırken; meslek hastalığının oluşmasında, farklı tarihlerde hizmetinde çalışılan işverenlerin birlikte kusurları olmayıp ayrı zamanlarda ve ayrı ortamlarda meslek hastalığının oluşmasına birbirleriyle irtibatlı olmaksızın katkılarının bulunduğunun, alınacak kusur raporu ile anlaşılması halinde ve bu nedenle her işverenin sadece kendi kusuru oranındaki maddi zarar miktarından sorumlu tutulması gerektiği gözönünde bulundurulmalıdır. O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.