Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3550 E. , 2024/6013 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3550 Karar No : 2024/6013 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1-... 2-... 3-... 4-... 5-... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmek
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3550 E. , 2024/6013 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3550 Karar No : 2024/6013 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1-... 2-... 3-... 4-... 5-... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacılar tarafından; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi Mevkinde yer alan ... Mad. San Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan Kırma Eleme Tesisi Kapasite Artışı ve Pasa Değerlendirme Projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 14. maddesi gereğince tesis edilen... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk ...ce Mahkemesi kararının özeti: Dosyadaki bilgiler ve bilirkişi raporundaki tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararının maden, çevre ve jeoloji mühendisliği açısından uygun bulunmuş ise de, ziraat mühendisliği ve orman mühendisliği açısından, proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanı çevresindeki 3 km sınırı içinde kalan daha düşük seviyede bulunan tarım alanları ve zeytinlik alanların üzerinde birikim göstereceği, dava konusu ÇED dosyasının incelenmesinden maden işletme sürecinin uzunluğu ve yıl içindeki çalışma süresi dikkate alındığında toz etkisinin devamlı ve etkili olacağı, projenin bulunduğu alan ve çevresinin 3 km sınırı içinde bulunan ova-yamaç şeklindeki fizyografyadaki alanların bölgede zeytin ağacı tarımının yapıldığı en eski tarım alanlarından biri olması, kırma-eleme tesisinin 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlara olası etkileri ile ilgili açıklamaların ve alınacak önlemlerin yeterince açıklanmadığı, bu yönü ile ÇED dosyasının yetersiz/eksik hazırlanıldığı, proje alanında ve yapılacak yeni yollar ile kullanılan yolların güzergahlarının ve uzunluğunun belirlenmediği, yeni yolların yapımı ve kullanılan yolların ihyası sırasında kaç ağacın kesileceği, cinsi ve yaşları ile sahanın işletme süreci boyunca ağaçların artım miktarı kaybı hesaplanmadığı, güzergahın belirlenmesinde ormanların entansif ormancılığın yapılabileceğinden daha küçük parçalara bölünmemesinin dikkate alınmadığı, Bern sözleşmesi EK.II listesinde olan sürüngen ve kuş türlerinin nasıl korunacağı açıklanmadığı bilgilerine yer verilerek, bu bilgiler doğrultusunda yapılan değerlendirmeler neticesinde dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararının uygun bulunmadığı, bu durumda, yukarıda kısmen yer verilen hususlarla ilgili ÇED dosyasının yetersiz/eksik olarak hazırlandığı, proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanının 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlarına olan etkisinin değerlendirilmediği, bu yönde bir tedbir alınmadığı, tozun zeytinlik alanlara zarar vereceği, zeytinlerin gelişmesine olumsuz etkisi olacağı görüldüğünden söz konusu proje ile ilgili olarak verilen "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin 02/11/2023 tarih ve E:2023/12410, K:2023/5915 sayılı kararıyla, ''...dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının gerekçeleri arasında her ne kadar, ÇED dosyasının yetersiz/eksik olarak hazırlandığı, proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanının 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlarına olan etkisinin değerlendirilmediği, bu yönde bir tedbir alınmadığı, tozun zeytinlik alanlara zarar vereceği, zeytinlerin gelişmesine olumsuz etkisi olacağı görüldüğü sonucuna yer verilmişse de; dosyada bulunan dava konusu işleme dayanak İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün projeye dair olumlu görüşünün bulunduğu, bu görüş yazısında ise ''konuyla ilgili olarak yeni bir alanda izin verilmesine gerek olmadığı, aynı sahada mermer ocağı çalışmaları yürütülürken ortaya çıkan pasanın ortadan kaldırılması amacıyla ve ...Valiliği Mahalli Çevre Kurulunun 10/03/020 tarihli kararının 6. maddesinde 'madencilik faaliyetleri kapsamında kurulması planlanan yeni kırma eleme tesislerinin kalıcı malzemelerle tamamen kapalı ortam içerisine alınması, kapalı ortam içinde ve dışında ilgili mevzuat gereğince toz indirgeme sistemlerinin kurulması ve gerekli tedbirlerin alınması' çerçevesinde ... koordinatları arasında kalan önceden izin verilmiş alan içerisindeki 0,15 ha alanda ilgili tesisin yapılmasının uygun mütaala edildiği belirtilmiş olup, buna göre, uyuşmazlık konusu faaliyetin, ocağın zeytinliklere mesafesinin ölçümünün yapılarak, daha önceden izin verilmiş alanın zeytinlik alanlara mesafesinin tespiti ile dava konusu kırma-eleme tesisi kapasite artışı projesi kapsamında zeytinlik alanlara mesafe olarak ne kadar yaklaşıldığının tespit edilerek, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak şekilde kimyevi atık bırakıp bırakmadığı, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığı hususu ile projenin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının açıklığa kavuşturulması amacıyla (gerekirse yerinde yeniden keşif yaptırılarak) ek rapor hazırlatılması sonrasında, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan; İdare Mahkemesince bozma kararı üzerine verilecek kararda, bozma kararı öncesi hükme esas alınan ve yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda diğer disiplinler bakımından yapılan değerlendirmelerin göz önüne alınmasında herhangi bir hukuki engel bulunmadığı da açıktır.'' denilerek bozulması üzerine, bozma kararına uyulmayarak, Mahkemenin ilk kararında ısrar edilmesi yolunda İdare Mahkemesince verilen kararda; bilirkişi raporundaki tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu işlemi Maden, Çevre ve Jeloji Mühendisliği açısından uygun bulunmuş ise de, ziraat mühendisliği ve orman mühendisliği açısından, proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanı çevresindeki 3 km sınırı içinde kalan daha düşük seviyede bulunan tarım alanları ve zeytinlik alanların üzerinde birikim göstereceği, dava konusu ÇED dosyasının incelenmesinden maden işletme sürecinin uzunluğu ve yıl içindeki çalışma süresi dikkate alındığında toz etkisinin devamlı ve etkili olacağı, projenin bulunduğu alan ve çevresinin 3 km sınırı içinde bulunan ova-yamaç şeklindeki fizyografyadaki alanların bölgede zeytin ağacı tarımının yapıldığı en eski tarım alanlarından biri olması, kırma-eleme tesisinin 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlara olası etkileri ile ilgili açıklamaların ve alınacak önlemlerin yeterince açıklanmadığı, yapılmak istenilen bu proje ile özellikle pasa döküm alanlarının hemen yanında (70 m gibi) bulunan zeytinlik alanlardan başlamak üzere 3 km içinde çok yoğun olarak bulunan bu zeytin ağaçlarının büyük bir bölümünün toz etkisinde kalabileceği, verimli ekili mutlak tarım arazisi ile zeytin dikili özellikli tarım arazilerine söz konusu maden alanı ve kırma eleme tesisinin batısından ve güneyinden 150 metre uzaklıkta bulunduğu, yine söz konusu kırma eleme tesisinin doğusundan 220 metre uzaklıkta başlayan badem ve zeytin dikili özellikteki tarım arazilerinin bulunduğu, maden ocağı ve içinde kurulması planlanan kırma eleme tesisi ile kuzey, batı ve doğusunda bulunan ekili ve dikili zeytinlik alanları arasında bir doğal eşiğin olmadığı, bu tarım alanları ile kırma-eleme tesisi alanı ile pasa döküm alanlarının çok yakın konumda olması nedeniyle ve bu alanların ortasında bir ada şeklinde tepelik alan halinde olan maden sahasının tüm yönlerden esen hafif rüzgarlardan bile etkileneceği, maden sahasına tarım alanlarının 70 metre mesafede başladığı, toz etkisini önleyebilecek doğal eşik özelliğindeki yükseltilerin bulunmadığı, dava konusu kırma-eleme tesisinin tozdan daha düşük yükseklikteki tarım arazilerinin ve yerleşim yerlerinin doğrudan etkileneceği, bu yönü ile ÇED dosyasının yetersiz/eksik hazırlanıldığı, proje alanında ve yapılacak yeni yollar ile kullanılan yolların güzergahlarının ve uzunluğunun belirlenmediği, yeni yolların yapımı ve kullanılan yolların ihyası sırasında kaç ağacın kesileceği, cinsi ve yaşları ile sahanın işletme süreci boyunca ağaçların artım miktarı kaybı hesaplanmadığı, güzergahın belirlenmesinde ormanların entansif ormancılığın yapılabileceğinden daha küçük parçalara bölünmemesinin dikkate alınmadığı, Bern sözleşmesi EK.II listesinde olan sürüngen ve kuş türlerinin nasıl korunacağının açıklanmadığı bilgilerine yer verilerek, bu bilgiler doğrultusunda yapılan değerlendirmeler neticesinde dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu işleminin uygun bulunmadığı, bu durumda, yukarıda kısmen yer verilen hususlarla ilgili ÇED dosyasının yetersiz/eksik olarak hazırlandığı, proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanının 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlarına olan etkisinin değerlendirilmediği, bu yönde bir tedbir alınmadığı, tozun zeytinlik alanlara zarar vereceği, zeytinlerin gelişmesine olumsuz etkisi olacağı görüldüğünden söz konusu proje ile ilgili olarak verilen "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle, Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ısrar edilerek, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1- Davalı idare tarafından; bozma kararı sonrasında herhangi bir ek rapor alınmadan, ısrar edilmesine karar verildiği, temyize konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davalı idare yanında Müdahil tarafından; Mahkemenin ısrar hakkı bulunmamasına rağmen, verilen ısrar kararının usul yönünden bozulması gerektiği, ÇED Raporunda gerekli değerlendirmelerin yapıldığı, ÇED Olumlu Kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ:... DÜŞÜNCESİ :2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılama usulüne tabi davalarda, Mahkemelerin ısrar hakkı bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ile önceki kararda ısrar edilmesi yönündeki Mahkeme kararının, aşağıda yer verilen gerekçelerle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...... sayılı kararının, Danıştay Dördüncü Dairesinin 02/11/2023 tarih ve E:2023/12410, K:2023/5915 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyulmayarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen .... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istemiyle davalı idare ile davalı yanında müdahil tarafından Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna yapılan başvuru sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2024/1628, K:2024/1684 sayılı kararı ile ivedi yargılama usulü kapsamındaki uyuşmazlıklarda Mahkemelerin ısrar hakkının bulunmadığı, Mahkemece verilen kararın ısrar kararı olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle ısrar kararına konu olmayan uyuşmazlık hakkında temyiz incelemesi yapılmak üzere, Dairemize gönderilen dosyada; Mahkemece maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından, bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : ...ili, ... ilçesi, ... Mahallesi Mevkinde yer alan ... Mad. San Tic.Ltd.Şti. tarafından yapılması planlanan Kırma Eleme Tesisi Kapasite Artışı ve Pasa Değerlendirme Projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 14. maddesi gereğince ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı tesis edilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesinde; "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır. (Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/99 md.) Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının %10’unu geçemez." hükmü yer almaktadır. 03/04/1996 tarih ve 22600 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Zeytinciliğin Islahı Yabanilerin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesinde "Zeytinlik Saha: Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antepfıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız çeşitleri veya şahıs arazisi olan tapuda bu şekilde kayıtlı sahalar ile orman sınırları dışında olup da 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli makilik ve fundalıklardan oluşan en az 25 dekarlık alan" olarak tanımlanmış; (03/04/2012 tarih ve 28253 sayılı Resmî Gazete'de Yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) "Zeytinlik Sahalarda Sanayi Tesisi Kurulmasının Önlenmesi" başlıklı 23'üncü maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde "Zeytinlik sahaları içerisinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinyağı fabrikası hariç, zeytinin vegetatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak, "Çevresel Etki Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler... (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelere hiçbir teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez...' kuralına yer verilmiş olup; 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler ile Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise, Bu Yönetmeliğin EK-2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Jeoloji Yüksek Mühendisi Gültekin Tarcan, Ziraat Mühendisi Mustafa Bolca, Çevre Mühendisi Serkan Eker, Maden Mühendisi Aylin Metin ve Orman Mühendisi Nazif Sertel'den oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; - Projenin maden mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda; söz konusu projenin, ...İli, ... İlçesi, ... Köyü mevkii sınırları içerisinde bulunduğu, 1345,15 ha II-A grubu dolomit ocağı sahasının Şemsi Nur Yörük uhdesinde bulunduğu, ruhsat alanının tamamında... İnşaat Yapı Malzemeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş firmasının rodövansçı olarak bulunduğu, ... Madenciliğe ait ...Tesisi, Mobil Mıcır Yıkama-Eleme Tesisi, ... Karıştırma Tesisi ile Hazır Beton Tesisi Projesi kapsamında 2014 yılında ÇED Olumlu Belgesi alındığı, ayrıca ... ile ... Madencilik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. arasında ruhsat sahasının 16,21 hektarlık kısmı için rodövans sözleşmesi bulunduğu, sahanın 8,54 hektarlık kısmında ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından planlanan 4.900 m3/yıl kapasite blok mermer üretim faaliyeti için, ...Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararı verildiği, 4.900 m3/yıl kapasite ile planlanan açık ocak işletmesinde üretim faaliyetlerinin devam ettiği süreçte pasa malzemesinin değerlendirilmesinin gündeme gelmesiyle, ... Madencilik San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 8,54 ha alan içerisinde belirlenen 1.500 m² lik alanda 120.000 ton/yıl kapasiteli Kırma Eleme Tesisi planlandığı, ... Mad. İnş. Yapı Malz. San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı ÇED Olumlu Kararı verilen ve faaliyette olan 4.001.040 ton/yıl kapasiteli Kırma-Eleme Tesisine ilave ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından mevcut ve oluşacak pasanın değerlendirilmesi için 120.000 ton/yıl kapasiteli kırma eleme tesisi faaliyetinin, kapasite artışı olarak değerlendirildiği, proje alanı içerisinde yaklaşık 300.000 ton pasa malzemesi bulunduğu, kapasite artışı planlanan kırma-eleme tesisi faaliyetinin hammadde ihtiyacı öncelikle mevcut durumda bulunan pasa malzeme ile karşılanacağı, proje alanında, faaliyet sahibi tarafından alınan ÇED Gerekli Değildir kararından önce ocak üretim çalışmaları yürütülmüş olup üretim aşamasında oluşan pasa malzemesi ocak alanı içerisinde depolandığı, mevcut durumda proje alanında üretim faaliyetleri devam ettiği, mevcut olan pasa malzemesinin kırma-eleme tesisinde işlem görmesi ile boşalacak alanda, mermer ocağı üretim faaliyetine devam edileceği, aynı doğrultuda yapılacak yeni üretim faaliyetleri sonucunda oluşacak pasa malzemesi mevcut pasa depolama alanında geçici olarak depolandıktan sonra kırma eleme tesisinde değerlendirileceği, bu bağlamda pasa malzemesinin stoklama sorunu ve görüntü kirliliği nedeni ile ekonomik olarak değerlendirilebilmesi için belli boyutlara getirilerek tane boyutlarına göre sınıflandırılması ve bu şekilde pazarlanmasının amaçlandığı, keşif esnasında yapılan incelemede; pasa döküm alanının uygun olmadığı, pasa sahasında basamaklandırma yapılmadığı, pasa malzemesinin bulunduğu döküm alanının bu hali ile stabil olmadığı gibi hem görsel hem de çevresel olarak olumsuz etkileri olacak durumda olduğu, dava konusu proje ile bu pasa malzemesinin kırma-eleme tesisinde değerlendirileceğinin belirtildiği, ayrıca mevcut pasanın kullanımı sonrasında gerçekleştirilecek açık ocak üretiminde oluşacak pasa malzemesinin de bu tesiste değerlendirileceği için ruhsat alanında pasa malzemesi olmayacağının ÇED raporunda taahhüt edildiği, ÇED Raporunda; Kurulacak kırma eleme tesisinin fabrika tipi olacağı ve tamamen kapalı sistem olacağı, tesis içinde toz kaynağı olan her bir ünitenin (bunker, kırıcılar, elekler, bantlar) kapalı ortam içerisine alınacağı ve kapalı ortam içerisine alınan ünitelere toz indirgeme sistemi (... filtre) kurulacağı ve emisyonun baca yolu ile atılacağı, proje kapsamında gerçekleştirilecek olan iş ve işlemlerin tamamının kontrollü olarak yapılacağı, proje kapsamında mevzuatın gerekliliklerinin yerine getirileceğinin taahhüt edildiği, planlanan kırma tesisinin kapalı ortam içinde yapılacak olmasının ortaya çıkacak tozun dış ortamda yayılmasını minimize edeceği, planlanan kırma-eleme tesisinin temel olarak uygun olduğu, mevcut pasanın ve sonrasında açık ocak üretiminde oluşacak pasa malzemesinin, davaya konu kırma-eleme tesisinde değerlendirilmesinin, güvenlik, çevre ve görsel açılardan uygun olacağı, - Projenin jeoloji mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu projeyle ilgili hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda, söz konusu projenin jeolojik ve hidrojeolojik açıdan saha gerçeklerine uygun olarak tanıtıldığı, paleozoik mermerler üzerinde yer alan pasa malzemesinin bulunduğu alanda açık ocak işletmeciliği ile mevcut ve yeni oluşacak pasa malzemesinin kırma eleme tesisinde işletilmesinin planlandığı, söz konusu saha ve yakın çevresinde yüzey suyu ve yeraltı suyu durumları, alınması gereken önlemler ve taahhütler belirtilerek ilgili kurumlardan olumlu görüşler alındığı, önlemlerin alınması ve belirtilen taahhütlere uyulması durumunda söz konusu etkinliğin jeolojik ve hidrojeolojik açıdan olumsuz etkisinin olmayacağı düşünüldüğünden, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının Jeoloji Mühendisliği açısından uygun olduğu, - Projenin çevre mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda; ÇED raporuna göre proje alanında yılda 12 ay, ayda 25 gün, günde 16 saatlik çalışma programında açık ocak madenciliği ile 132.000 t/yıl (pasa ve blok mermer) çıkartılacak olup kırma-eleme tesisinde 120.000 t/yıl malzeme işleneceği, kırma-eleme tesisi (KET) kapasitesinin günlük kapasitesinin 400 ton olduğu, kurulacak kırma eleme tesisinin kapalı sistem olacağının belirtildiği , stok alanında ise 5 m yüksekliğinde depolanmış toplam yaklaşık 21.500 m3 ürün bulundurulacağı, ÇED raporunda, kırma eleme tesisinin tamamen kapalı olacağı, emisyonun baca yolu ile atılacağı ve %95 verimlilik ile çalışacak baz ... filtre sistemi kullanılacağının belirtildiği, Kırma-Eleme Tesisi’ne en yakın yerleşim yerinin güneybatı yönünde 640 m mesafede olup ÇED alanı güneybatısında 495 m mesafede ... Mahallesinin bulunduğu, aynı zamanda ÇED alanının etrafında tarlalar bulunmakla beraber proje alanına en yakın tarlanın yaklaşık 100 m batısında ve 175 m doğusunda olduğu, KET ile Kaplancı arası mesafe yaklaşık 1325 m olduğu, sonuç olarak, ÇED raporunda verilen iş kapasitelerine ve toz emisyonunun önlenmesine yönelik taahhütlere uyulması durumunda, madencilik faaliyetinin ilgili yönetmeliklerde verilen sınır değerleri sağlaması yönüyle çevresel etkilerinin kabul edilebilir düzeyde kalacağı kanaatine varıldığı, dolayısıyla "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının uygun görüldüğü, - Projenin orman mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda; kurulması planlanan kırma-eleme tesisinde yapılacak üretim çalışmaları, mermer ocağı işletmeciliğinde oluşacak pasanın değerlendirilmesine yönelik olup üretim aşamasında ayrıca bir pasa malzemenin oluşmayacağı, pasa malzemesi oluşmamasının faaliyet sahibinin taahhüdü altında olduğu ve bu doğrultuda herhangi yeni bir pasa depolama alanının da oluşturulmadığı, kırma-eleme tesisinden çıkacak bypass malzemesinin de aynı doğrultuda satışının gerçekleştirileceği, proje alanında yapılacak yeni yollar ile kullanılan yolların güzergahlarının ve uzunluğunun belirlenmediği, yeni yolların yapımı ve kullanılan yolların ihyası sırasında kaç ağacın kesileceği, cinsi ve yaşları ile sahanın işletme süreci boyunca ağaçların artım miktarı kaybının hesaplanmadığı, güzergahın belirlenmesinde; ormanların, entansif ormancılığın yapılabileceğinden daha küçük parçalara bölünmemesinin dikkate alınmadığı, Bern Sözleşmesi ek.II listesinde yer alan sürüngen ve kuş türlerinin nasıl korunacağının açıklanmadığı, bu nedenlerle, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının uygun olmadığı, - Projenin ziraat mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda ise; keşif sırasında faaliyet alanının ve içindeki mevcut işler haldeki ocak alanı, toprak stok alanı, kırma-eleme tesisi vb ünitelerin ekili ve dikili tarım alanlarına, özellikle zeytinlik alanlara olan uzaklığı, konumu ve bu alanlar ile aralarında maden alanı ile zeytinlik alanları ayıracak doğal eşik özelliğindeki arazi yükseltisi ve uzun boylu orman varlığınının bulunup bulunmaması konuları olarak incelendiği, genel olarak mermer ocaklarının ve ocak içindeki kırma-eleme tesislerinin tarımsal yapıya olan etkileri incelendiğinde, 90-100 metre arasındaki arazi yüksekliğinde tepe şeklindeki maden alanının çevresindeki daha düşük seviyede ortalama 40-45 metre yükseklikteki ova yapısındaki ve daha düşük yükseklikte tarımsal ekolojik alan bütünlüğü içeren mutlak arazi sınıfındaki ekili tarım arazileri ve farklı türdeki dikili ağaçlar ile zeytinlik alanlardaki ağaçların vejetatif ve generatif gelişimini, kırma eleme tesisinin tarım alanlarına çok yakın olması arada toz dağılımını sınırlayacak/engelleyecek bir doğal eşiğin bulunmadığı, aksine maden alanının ve yapılması planlanan kırma-eleme tesisinin daha yüksek konumda olması ve bu yükseklik nedeni ile her yönden esen rüzgara açık olması nedeniyle ocağın işletilmesi esnasında oluşabilecek oluşacak tozun daha düşük kotta olan ve maden alanının neredeyse güney yönü hariç tümünü çevreleyen tozdan farklı seviyelerde etkileneceğinin açık olduğu, ÇED Dosyası sayfa 4’de “Proje alanında yılda 12 ay, ayda 25 gün, günde 16 saat (çift vardiya) üretim faaliyetlerinde bulunulması planlanmaktadır.” şeklindeki açıklamadan; çalışmanın her ne kadar toz oluşumunu engellemek amacıyla kırma-eleme tesisinde kapama önlemleri alınsa da kırma-eleme tesisinde madenin kırılması, pasanın taşınması, kırma elemeden sonra oluşan mıcırın taşınma sürecinin 12 ay ve günde 16 saat çift vardiya şeklinde devamlı olacağı düşünüldüğünde, toz ve zararlı etkinin az da olsa yıllar içinde katlanarak artacağı, özellikle kırma-eleme tesisi tarım alanlarına uzak bir konumda olsa ve işletme sürecinde oluşabilecek tozun aşamayacağı arada dağ, tepe şeklinde doğal eşik özelliğindeki bir yapı olsa idi bu zararlı toz etkisinin olmayacağının düşünülebileceği, ancak şekil 3-7’de görüleceği üzere maden ocağı ve içinde kurulması planlanan kırma eleme tesisi ile kuzey, batı ve doğusunda bulunan ekili ve dikili ile zeytinlik alanlar arasında bir doğal eşiğin bulunmadığı, bu tarım alanları ile kırma-eleme tesis alanı ile pasa döküm alanlarınının çok yakın konumda olmaları, kırma eleme tesisinin ve maden sahasının daha yüksek konumda olması nedeniyle tüm çevresinin ekili ve dikili tarım alanları ile zeytinlik alanlar şeklinde olduğu ve bu alanların ortasında bir ada şeklinde tepelik alan halinde olan maden sahasının tüm yönlerden esen hafif rüzgarlardan bile etkileneceği, maden alanında oluşan az miktardaki toz etkisinin bile çok yakın konumda olan ekili-dikili ve zeytinlik alanlar ile 1200 metre uzaklıktaki ... yerleşim alanını az da olsa toz ve gürültü açısından etkileceği, bu bağlamda, maden sahasına yerleşim alanının 900-1200 metre ve tarım alanlarının 70 metre gibi mesafede başladığı göz önüne alındığında; maden alanından yerleşim alanı ile maden alanının daha düşük seviyede olduğu ve arada olası toz etkisini önleyebilecek doğal eşik özelliğindeki yükseltilerin bulunmadığı, daha yüksek alandaki maden ocağı içinde kurulması planlanan dava konusu kırma-eleme tesisinden tozdan daha düşük yükseklikteki yerleşimlerin ve tarım arazilerinin doğrudan etkilenecekleri kanaatine varıldığı, ÇED dosyasında, kırma eleme tesisinin olası zararlı etkilerinin giderilmesi ile alınacak önlemlerle ilgili yeterli açıklamanın yapılmadığı, konunun genel olarak anlatıldığı, bunun büyük bir eksiklik olduğu, tesisin ve özellikle de 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlara kırma-eleme tesisinin olası etkileri ile ilgili açıklamalar ve alınacak önlemlerin yeterince açıklanmadığı, bu yönü ile Çed dosyasının yetersiz/eksik hazırlanıldığı, dava konusu projenin yapılmak istenildiği alanın 3 km çevresindeki tüm yönlerde yoğun kapama şeklinde dikimi yapılmış bakımlı, oldukça yaşlı zeytinlik alanların bulunduğu, yapılmak istenilen bu proje ile özellikle pasa döküm alanlarının hemen yanında (70 m gibi) bulunan zeytinlik alanlardan başlamak üzere 3 km içinde çok yoğun olarak bulunan zeytin ağaçlarının büyük bir bölümünün toz etkisinde kalabileceği kanaatine varıldığı, yapılması planlanan kırma eleme tesisinin çalışması, pasanın dışarıdan veya maden içinde mermer pasasının taşınmasından kaynaklanabilecek tozların çok yakın konumdaki ekili, dikili ve 3 km uzaklık içinde bulunan alandaki zeytin ağaçlarının vegatatif ve generatif gelişmesine olumsuz etkisi olacağı yönünde görüş bildirildiği görülmektedir. Bu durumda; dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının gerekçeleri arasında her ne kadar, ÇED dosyasının yetersiz/eksik olarak hazırlandığı, proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanının 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlarına olan etkisinin değerlendirilmediği, bu yönde bir tedbir alınmadığı, tozun zeytinlik alanlara zarar vereceği, zeytinlerin gelişmesine olumsuz etkisi olacağı görüldüğü sonucuna yer verilmişse de; dosyada bulunan dava konusu işleme dayanak İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün projeye dair olumlu görüşünün bulunduğu, bu görüş yazısında ise ''konuyla ilgili olarak yeni bir alanda izin verilmesine gerek olmadığı, aynı sahada mermer ocağı çalışmaları yürütülürken ortaya çıkan pasanın ortadan kaldırılması amacıyla ve ...Valiliği Mahalli Çevre Kurulunun 10/03/020 tarihli kararının 6. maddesinde 'madencilik faaliyetleri kapsamında kurulması planlanan yeni kırma eleme tesislerinin kalıcı malzemelerle tamamen kapalı ortam içerisine alınması, kapalı ortam içinde ve dışında ilgili mevzuat gereğince toz indirgeme sistemlerinin kurulması ve gerekli tedbirlerin alınması' çerçevesinde ... koordinatları arasında kalan önceden izin verilmiş alan içerisindeki 0,15 ha alanda ilgili tesisin yapılmasının uygun mütaala edildiği belirtilmiş olup, buna göre, uyuşmazlık konusu faaliyetin, ocağın zeytinliklere mesafesinin ölçümünün yapılarak, daha önceden izin verilmiş alanın zeytinlik alanlara mesafesinin tespiti ile dava konusu kırma-eleme tesisi kapasite artışı projesi kapsamında zeytinlik alanlara mesafe olarak ne kadar yaklaşıldığının tespit edilerek, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak şekilde kimyevi atık bırakıp bırakmadığı, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığı hususu ile projenin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının açıklığa kavuşturulması amacıyla (gerekirse yerinde yeniden keşif yaptırılarak) ek rapor hazırlatılması sonrasında, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan; temyize konu kararda, Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına konu Mahkeme kararından farklı olarak, karar gerekçesine ''... yapılmak istenilen bu proje ile özellikle pasa döküm alanlarının hemen yanında (70 m gibi) bulunan zeytinlik alanlardan başlamak üzere 3 km içinde çok yoğun olarak bulunan bu zeytin ağaçlarının büyük bir bölümünün toz etkisinde kalabileceği, verimli ekili mutlak tarım arazisi ile zeytin dikili özellikli tarım arazilerine söz konusu maden alanı ve kırma eleme tesisinin batısından ve güneyinden 150 metre uzaklıkta bulunduğu, yine söz konusu kırma eleme tesisinin doğusundan 220 metre uzaklıkta başlayan badem ve zeytin dikili özellikteki tarım arazilerinin bulunduğu, maden ocağı ve içinde kurulması planlanan kırma eleme tesisi ile kuzey, batı ve doğusunda bulunan ekili ve dikili zeytinlik alanları arasında bir doğal eşiğin olmadığı, bu tarım alanları ile kırma-eleme tesisi alanı ile pasa döküm alanlarının çok yakın konumda olması nedeniyle ve bu alanların ortasında bir ada şeklinde tepelik alan halinde olan maden sahasının tüm yönlerden esen hafif rüzgarlardan bile etkileneceği, maden sahasına tarım alanlarının 70 metre mesafede başladığı, toz etkisini önleyebilecek doğal eşik özelliğindeki yükseltilerin bulunmadığı, dava konusu kırma-eleme tesisinin tozdan daha düşük yükseklikteki tarım arazilerinin ve yerleşim yerlerinin doğrudan etkileneceği,...'' paragrafı eklenmişse de Mahkeme tarafından önceki bozma kararının gereği olan araştırmanın yapılmadığı, bozma kararında belirtilen hususlara ilişkin olarak ek bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verildiği, bu sebeple, bozma kararının gereği yerine getirilmeksizin verilen temyize konu kararda, belirtilen yönden de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 31/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; ...ili, ... ilçesi, ... Mahallesi Mevkinde yer alan ... Mad. San Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan Kırma Eleme Tesisi Kapasite Artışı ve Pasa Değerlendirme Projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 14. maddesi gereğince tesis edilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle açılmıştır. Temyize konu Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde;, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararının maden, çevre ve jeoloji mühendisliği açısından uygun bulunduğu, ziraat mühendisliği ve orman mühendisliği açısından ise proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanı çevresindeki 3 km sınırı içinde kalan daha düşük seviyede bulunan tarım alanları ve zeytinlik alanların üzerinde birikim göstereceği, dava konusu ÇED dosyasının incelenmesinden maden işletme sürecinin uzunluğu ve yıl içindeki çalışma süresi dikkate alındığında toz etkisinin devamlı ve etkili olacağı, projenin bulunduğu alan ve çevresinin 3 km sınırı içinde bulunan ova-yamaç şeklindeki fizyografyadaki alanların bölgede zeytin ağacı tarımının yapıldığı en eski tarım alanlarından biri olması, kırma-eleme tesisinin 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlara olası etkileri ile ilgili açıklamaların ve alınacak önlemlerin yeterince açıklanmadığı, bu yönü ile ÇED dosyasının yetersiz/eksik hazırlanıldığı, proje alanında ve yapılacak yeni yollar ile kullanılan yolların güzergahlarının ve uzunluğunun belirlenmediği, yeni yolların yapımı ve kullanılan yolların ihyası sırasında kaç ağacın kesileceği, cinsi ve yaşları ile sahanın işletme süreci boyunca ağaçların artım miktarı kaybı hesaplanmadığı, güzergahın belirlenmesinde ormanların entansif ormancılığın yapılabileceğinden daha küçük parçalara bölünmemesinin dikkate alınmadığı, Bern sözleşmesi EK-II listesinde olan sürüngen ve kuş türlerinin nasıl korunacağı açıklanmadığı bilgilerine yer verildiği ve ilgili ÇED dosyasının yetersiz/eksik olarak hazırlandığı, proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanının 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlarına olan etkisinin değerlendirilmediği, bu yönde bir tedbir alınmadığı, tozun zeytinlik alanlara zarar vereceği, zeytinlerin gelişmesine olumsuz etkisinin olacağı tespit edilmiş olup, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dosyada bilirkişilerden ek rapor alınması ya da yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmadığı düşüncesi ile temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.