1. Hukuk Dairesi 2010/7244 E. , 2010/8995 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TERKİN Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 2759 parsel sayılı taşınmazın tahminen 887 m² lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, tescile tabi olmayan alanlar olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan bölümünün tapu kaydının iptali ile terkinine karar verilmesini istemiştir.…
**1. Hukuk Dairesi 2010/7244 E. , 2010/8995 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TERKİN Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 2759 parsel sayılı taşınmazın tahminen 887 m² lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, tescile tabi olmayan alanlar olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan bölümünün tapu kaydının iptali ile terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 3402 Sayılı Yasa’nın 5841 Sayılı Yasa ile değişik 12/son maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ...’in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan iptal, sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 2759 parselin geldisi olan 45 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin tapu kaydına istinaden 10.6.1973 tarihinde yapıldığı, itiraz edilmeksizin 18.12.1973 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 9.6.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olduğu halde dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da İnançları Birleştirme Kararı nedeniyle davayı kaybederse, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır.(Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5. cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21/12/1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12/09/1977, 5445/5655 dipnot 161: 10.HD 24/02/1976, 6296/1297) Bunun yanında, avukatlık ücreti de yargılama giderlerinden sayılır. (29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı) Davacı Hazine, temyiz dilekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa da değinmiştir.