Başvuru; işyerinde mesai sırasında öldürülme olayı meydana gelmesi neticesinde açılan tazminat davasının reddi nedeniyle yaşam hakkının, davanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; işyerinde mesai sırasında öldürülme olayı meydana gelmesi neticesinde açılan tazminat davasının reddi nedeniyle yaşam hakkının, davanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucuların yakını olan S.Y. (işçi), Karayolları Genel Müdürlüğüne (İdare) bağlı bakım istasyonunda gece bekçisi olarak çalışmakta iken E.P. (zanlı) tarafından 10/6/2010 tarihinde işyerinde ve S.Y.nin mesaisi devam ederken silahla vurularak öldürülmüştür. Yapılan ceza yargılaması sonucunda zanlı, Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 23/5/2013 tarihli kararla kasten öldürme, hırsızlık, 10/7/1953 tarihli ve 6136 Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından mahkûm edilmiş; karar Yargıtay incelemesinden geçerek 15/9/2014 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkûmiyet kararında yaptıkları ortak bir iş nedeniyle S.Y. ile zanlı arasında sorun yaşandığı, olay günü zanlının S.Y.nin işyerine gittiği, aralarında tartışma çıktığı, tartışma sırasında zanlının ateşli silahla vurmak suretiyle S.Y.yi öldürdüğü, daha sonra S.Y.nin aracıyla cesedi taşıyarak baraj köprüsünün ayağına bıraktığı, S.Y.ye ait aracı sattığı kabul edilmiştir. Başvurucular 23/5/2014 tarihinde Kırıkkale İş Mahkemesi nezdinde, İdare ve zanlı aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Başvurucular özetle yakınları olan S.Y.nin İdareye ait bakım istasyonunda gece bekçisi olarak çalışmaktayken işyerine hırsızlık kastıyla gelen zanlı tarafından öldürüldüğünü, Ağır Ceza Mahkemesince zanlının mahkûmiyetine karar verildiğini, olayının aynı zamanda bir iş kazası olduğunu, İdarenin işveren sıfatıyla işyerinde çalışan işçisini korumak için gerekli iş güvenliği tedbirlerini almadığını, gece nöbet tutan işçisine silah temin etmediğini, tehlikelere karşı savunmasız bıraktığını, bu nedenle kusurlu olduğunu ileri sürmüştür. İş Mahkemesi nezdinde yapılan yargılama sırasında iş güvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik heyetten bilirkişi raporu alınmıştır. Raporda özetle S.Y.nin bina ve mal bakıcısı pozisyonunda gece bekçisi olarak görev yaptığı, gece bekçisi olarak yalnız çalışılması gereken durumlarda ve güvenliği sağlamakla görevli kişilere daha detaylı eğitim ve talimat verilmesi, bu eğitim ve talimatlara uygun çalışıp çalışmadığının düzenli olarak denetlenmesi gerekliliğinin ihmal edildiği, İdarenin/işverenin iş kazasının meydana gelmesinde %10 kusurlu olduğu, buna karşılık S.Y.nin gece bekçisi olarak görevlendirildiği bakımevinde kendi güvenliğini tehlikeye atacak şekilde talimatlara aykırı davranması nedeniyle %10 oranında, S.Y.yi silahla vurarak öldüren zanlının ise %80 oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde Kırıkkale İş Mahkemesinin 15/10/2015 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, maddi ve manevi tazminatın zanlı ve işveren sıfatı ile İdare tarafından müteselsilen ödenmesine karar verilmiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 14/10/2018 tarihli kararla davanın İdare/işveren yönünden reddedilmesi gerekirken müteselsilen sorumlu tutulması gerekçe gösterilerek bozulmuştur. Kararın gerekçesinde özetle olayın iş kazası olduğu, ne var ki bir olayın iş kazası olarak nitelendirilmesinin işverenin her durumda bu kazadan sorumlu tutulmasını gerektirmeyeceği, işverenin iş kazasından sorumlu tutulabilmesi için kusurunun kanıtlanmış olması, ayrıca işverenin kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağının bulunması gerektiği, olay gecesi S.Y.nin bina ve mal güvenliğini sağlaması gerekirken şahsen husumetli olduğu zanlı ile işyerinde görüşüp tartışmaya girdiği, olayın üçüncü kişinin kasti hareketi sonucu gerçekleştiği, şu durumda üçüncü kişinin kasti hareketinin işverenin kusuru ile olay arasındaki illiyet bağını kestiği hususlarına dayanılmıştır. Karara muhalif kalan bir üye özetle ilgili mevzuat uyarınca İdarenin/işverenin işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin gerekli tedbirleri almadığı, işyerindeki denetim ve gözetim görevini tam olarak yerine getirmediği, bu nedenle işverenin de sorumlu olduğu gerekçesi ile çoğunluk görüşüne katılmamıştır. Bozma sonrası yapılan yargılamada Kırıkkale İş Mahkemesi 28/3/2019 tarihli kararla Dairenin bozma ilamına uyarak İdare/işveren yönünden davanın reddine karar vermiştir. Bu karar aleyhine başvurucuların yaptığı temyiz başvurusu Dairenin 30/1/2020 tarihli kararı ile reddedilmiş ve karar onanarak kesinleşmiştir. Başvurucular Yargıtay onama ilamını Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden 23/3/2020 tarihinde öğrendikten sonra 25/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur (COVID-19 tedbirleri kapsamında yargı alanındaki sürelerin 26/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanun ile 30/4/2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile 13/3/2020 tarihinden 15/6/2020 tarihine kadar durdurulduğu dikkate alındığında başvurunun süresinde yapıldığı anlaşılmıştır.). Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.