3. Hukuk Dairesi 2024/2723 E. , 2025/2004 K. MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/653 E., 2024/731 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Doğubayazıt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/202 E., 2021/474 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırl…
**3. Hukuk Dairesi 2024/2723 E. , 2025/2004 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/653 E., 2024/731 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Doğubayazıt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/202 E., 2021/474 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacı ...'ın 28.09.2017 tarihinde, dava dışı komşusunun çatısının tamirine yardım ettiği sırada hattın bağlı olduğu direğin söz konusu binanın duvarına bitişik olması ve hattın çatıdan yüksekliğinin de az olması nedeniyle saçın tele değmesi sonucu elektrik akımına kapılarak yaralandığını, hastanede yatarak tedavisinin 8 ay sürdüğünü, dava tarihinde de yatalak olup iki kişi tarafından hizmetinin görülebildiğini, olay nedeniyle elleri, kolları ve bacaklarında daimi sakatlıklar oluştuğunu, olay sırasında davacının cebinde 10.000,00 TL nakit parası bulunduğunu ve bunun da yandığını, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği uyarınca ve tehlike sorumluluğu da bulunduğundan davalının ağır kusurlu olduğunu, müvekkilinin yaz aylarında hem inşaatlarda usta olarak çalışıp hem de hayvancılık yaptığını, kış aylarında ise hem besicilik hem de canlı hayvan alım satım işi ile uğraştığını ve kazancının aylık 3.500,00 TL - 4.000,00 TL arasında olduğunu, iş gücü kaybının %100 olduğunu ileri sürerek; davacı ... için 100,00 TL daimi işgücü kaybı tazminatı, 100,00 TL yardımcı kişi tazminatı, 100,00 TL geçici işgücü kaybı tazminatı, 10.000,00 TL cebinde bulunan para, 100,00 TL tedavi, konaklama ve seyahat ile 150.000.000 TL manevi tazminatın; davacılardan ... için 50.000,00 TL, diğer davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın her biri için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 11.11.2021 tarihli dilekçe ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107. maddesi uyarınca, fazlaya ilişkin hakkı saklı tutarak hesap bilirkişi raporu doğrultusunda daimi işgücü kaybı tazminatını 339.984,24 TL, bakıcı giderini 12.363,84 TL, geçici işgücü kaybı tazminatını 24.772,52 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1. Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, olay tarihi itibariyle arıza onarım ve bakım işlerinin dava dışı şirkete ihale suretiyle verildiğinden hizmet alım sözleşmesi gereği sorumluluğun bu şirkete ait olduğunu, olayın meydana geldiği binanın elektrik direğinin tesis edildiği tarihten sonra gerekli emniyet mesafesi ihlal edilmek suretiyle inşa edildiğini, tesisin Yönetmeliğe uygun olarak yapıldığını ve kontroller de düzenli olarak sağlandığından müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere maddi tazminat kalemlerinin reddi gerektiğini, davacı ...'ın cebinde yandığı iddia edilen miktar bakımından bir delil bulunmadığını, faizin türü ve başlangıç tarihine dair talebin kabul edilemeyeceğini, olayın gerçekleşmesinde davacının ağır kusurlu bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Feri müdahil şirket vekili; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi heyetince hazırlanan kusur durumunun tespitine ilişkin raporda, davacının kendini tehlikeye atmak suretiyle tedbirsiz ve dikkatsiz davranarak kazaya yol açtığı sebebi ile %20 oranında, davalı şirketin ise hattın işletmesine sahip olması nedeniyle %15 oranında sorumluluğunun bulunduğu, Erzurum Atatürk Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından aldırılan maluliyet raporuna göre davacının genel beden özür oranının %63 (yüzde altmış üç) olduğu, hesap bilirkişisi tarafından hesaplanan tazminat kalemlerinin %80 kusur oranına göre davalıdan tahsiline karar verilebileceği, alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu, davacının refakatçi, cebindeki para ve diğer tedavi giderleri talebi yönünden her hangi bir bilgi, belge ve delil sunulmadığı; maluliyet oranı, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması ve caydırıcılık özelliği, davacının yaşadığı elem, acı ve üzüntü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve hakkaniyet gereği davacı ... lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği ancak davacının yakınlarının ruhsal ve sinirsel bütünlüğünün ağır bir şekilde bozulduğuna dair davacı tarafça dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı ve davacının yakınlarının doğrudan uğradıkları zararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 339.984,24 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 24.772,52 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 12.363,84 TL bakıcı giderinin olay tarihi olan 28.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davacının refakatçi, cebindeki para ve diğer tedavi giderleri ispatlanamadığından reddine, davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, diğer davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri ve feri müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, üniversite hastanesinden maluliyet raporu alınmasında isabetsizlik görülmediği, kusur raporunda davacının kusur oranı %20 olarak belirlenmiş ise de diğer kusurluların da kusur oranlarının belirlendiği ve davalının da dava konusu kazanın meydana gelmesinde %15 oranında kusurlu olduğu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusurlu olanların müteselsil sorumluluk gereğince tazminatın tamamından sorumlu tutulmasında isabetsizlik olmadığı, davalının diğer kusurlulara rücu imkanı olduğu, hesap bilirkişi raporunda TRH-2010 yaşam tablosu kullanılarak bakiye ömür hesaplandığı, davacının asgari ücret düzeyinde gelirinin olduğu, davacının ve davalının hesap bilirkişi raporuna karşı istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle; fer'i müdahil vekilinin tüm, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine; davacının yaralanması ağır bedensel zarar niteliğinde olup, adı geçenin eşi ve çocukları olan diğer davacıların manevi tazminat talep etme koşullarının oluştuğu, kabul ve reddedilen manevi tazminat miktarları yönünden taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle; bu yönden taraf vekillerinin başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 339.984,24 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 24.772,52 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 12.363,84 TL bakıcı giderinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının refakatçi, cebindeki para ve diğer tedavi giderleri ispatlanamadığından reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer davacılar ... için 40.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı ...'nin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili; davacılar ... ve ... yönünden talep edilen manevi tazminatın kısmen reddi kararının adil olmadığını, maddi tazminatın hesabında yargılama sırasındaki asgari ücret değişiminin dikkate alınmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması nedeniyle hüküm tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat miktarının hesaplanması gerektiğini, kusura yönelik itirazın dikkate alınmadığını, enerji nakil hattının uygun mesafede çekilmediğini, kusur raporu hatalı olduğundan hesaplamaya dair raporun da hatalı düzenlendiğini, enflasyon nedeniyle oluşan değer kaybının dikkate alınmadığını, uygulanan faizin alacağın enflasyonist kaybını karşılamaktan uzak olduğunu, Mahkeme tarafından hesaplanan tazminatın Merkez Bankası sitesinde bulunan enflasyon hesaplama linki kullanılarak güncellenmesi gerektiğini, faizin yetersiz olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; davacının maluliyet oranının tespiti bakımından ATK'dan rapor alınması gerektiğini, Atatürk Üniversitesinden alınan raporun hükme esas alınamayacağını, maluliyet oranı kesin olarak tespit edilmediğinden ve mesleği itibarıyla konunun uzmanından rapor alınmadığından dosya kapsamına sunulan rapora itibar edilemeyeceğini, kusur bilirkişi raporundaki tespitleri ve kusur oranını kabul etmediklerini, itirazlarının gözetilmediğini, hizmet alım sözleşmesine göre sorumluluğun yüklenici firmaya ait olduğunu, yapının ruhsatının bulunmadığını, davacı ve dava dışı 3. kişilerin asli kusurlu olduklarını, muhtemel bakiye ömrün hesaplanmasında Türkiye İstatistik Kurumu verilerinin dikkate alınması gerektiğini, asgari ücret aşılmak suretiyle yapılan hesaplamanın doğru olmadığını, inşaat işinde yılın en fazla üç ayı çalışılabildiğini, hatalı hesaplamalar içeren bilirkişi raporunu ve buna dayalı ıslahı kabul etmediklerini, lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarının düşük olduğunu, ıslah dilekçesinde manevi tazminat talep edilmediği halde manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacı ...'ın ağır bedensel zarara uğradığından bahisle yakınları lehine de manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının yakınlarının ruhsal ve sinirsel bütünlüğünün ağır bir şekilde bozulduğuna dair davacı tarafça dosyaya herhangi bir delil sunulmadığını, davacının kusur oranına göre de manevi tazminat miktarında indirim yapılmadığını, kısmen kabule rağmen yargılama giderlerinin tamamının müvekkili şirkete yüklenmesinin, harçların tamamından sorumlu tutulmasının ve fazla hesaplanmasının doğru olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, elektrik çarpması nedeniyle yaralanmadan dolayı tazminat istemine ilişkindir. 1. Somut olayda; olay neticesinde davacı ...'ın maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının üç adli tıp uzmanı tarafından hazırlanan raporda, lezyonların ayrı ayrı değerlendirilmesi ve Balthazard formülü uygulandığında kişinin genel beden özür oranının %63 olduğu ifadelerine yer verilmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden; olay tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden maluliyet oranına ilişkin rapor alınması gerektiği, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının şikayetlerine nazaran heyette bulunan hekimlerin konusunda uzman olup olmadıkları anlaşılamadığı gibi davalı vekilinin de bu yöne ilişkin yargılama sırasında itirazının bulunduğu görülmüştür. Rapor bu haliyle yetersiz olup eksik inceleme ile karar verilemez. O halde Bölge Adliye Mahkemesince; davacının olaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip geçici iş göremezlik süresi ve maluliyet oranının tespitine yönelik, Adli Tıp Kurumundan denetime elverişli rapor alındıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma nedenine göre; davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre; davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.