8. Hukuk Dairesi 2023/524 E. , 2024/943 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı da…
**8. Hukuk Dairesi 2023/524 E. , 2024/943 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılardan ... vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ....Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 60 parsel ... 65.424,33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesinde şagilinin ....oğlu ... olduğu belirtilerek, mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı ..., tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair 04.06.2010 tarihli kararın davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairece; "çekişmeli taşınmazın tespit tutanağının edinme sebebi sütununda; 1965 tarihli toprak tevzi haritasında 32 nolu mera parseli olarak gösterilen ve Geyikli Köyünde kalan kısmı kapsamında kaldığı, tablendikatif listesinde köy orta malı olarak belirtme yapıldığı, paftanın zemine uymadığı, şeklen yararlanıldığı belirtilerek, mera niteliğiyle sınırlandırıldığının yazıldığı, davacının dayandığı Eylül 1940 tarihli ve 1 nolu tapu kaydının 19.000,00 m2 yüzölçümlü olup, sınırlarının “Pasinlere giden yol,... Yolu, ....” olarak okuduğu, bu haliyle sınırlarının gayri sabit hudutlu olduğu, haritasının bulunmaması nedeniyle tapunun miktarıyla geçerli olduğu, anılan tapu kaydının, kadastro sırasında, miktarından çok fazla olarak komşu 101 ada 54, 55, 56, 57, 61, 62, 63 parsellere revizyon gördüğü ve tapu malikinin mirasçıları adına tespit ve tescil edildikleri ve bu parsellerin öncesinde de toprak tevzi çalışmaları sırasında 442 ve 443 tevzi parselleri olarak tarla niteliği ile gösterildiği dosya kapsamından ve aynı gün temyiz incelemesi yapılan komşu 101 ada 66 parsel ... taşınmaz ile karar düzeltme incelemesi yapılan komşu 101 ada 67 parsel ... taşınmaza ait dava dosyalarının içeriğinden anlaşıldığı, Diğer bir anlatımla; Mahkemenin tapu kaydının taşınmazları kapsadığı yönündeki gerekçesinde isabet bulunmadığı, ancak 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14 ve 46/1. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde zilyetlikle kazanılabilmesinin mümkün olabileceği, ne var ki, bu yönde yapılan incelemenin de yeterli bulunmadığı, taşınmaz başında davada menfaati bulunmayan komşu köylerden seçilecek bilirkişilerin dinlenmesi gerekirken, aynı köyden yerel bilirkişilerin dinlenilmesiyle yetinildiği, zirai bilirkişi tarafından sunulan raporda, taşınmazın bir kısmının taşlı, bazı bölümlerinin eğiminin fazla, bir bölümünün sulanabilen çayır niteliğinde bulunduğu, bu nedenle taşınmazın kendi içinde bir bütünlük göstermediği belirtilmesine rağmen, raporun yeterli olup olmadığının tartışılmadığı ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarının rapora eklenmediği Bunlardan ayrı olarak; meraların mülkiyet hakkı Hazineye, kullanım hakkı ise ilgili köy ya da belediye tüzel kişiliğine ait olup, bu nedenle mera vasfıyla sınırlandırılan taşınmazlar hakkında açılan davalarda husumetin, Hazine'nin yanında ilgili Köy ya da Belediye Tüzel Kişiliğine de yöneltilmesi zorunlu olduğu, somut olayda dava, Hazine ve Geyikli Köyü Tüzel Kişiliği hasım gösterilerek doğru şekilde açılmış ve yargılamaya devam edilmiş ise de, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6360 ... Kanun hükümleri uyarınca Geyikli Köyünün Tüzel Kişiliğinin ortadan kaldırılarak mahalle statüsüne dönüştürüldüğünden, ... ile Köprüköy Belediye Başkanlığının da ilgili kamu tüzel kişiliği sıfatıyla davada taraf olmaları gerektiği belirtilerek, öncelikle yöntemine uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması daha sonra taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, ziraat bilirkişilerinden ve harita mühendisinden alınacak raporlar ışığında bölgede yapılan toprak tevzi çalışmaları ile 32 nolu mera parseli ile yine sınırında bulunan 23 nolu tablendikatifte köy orta malı olarak belirtilen parsel kapsamında kalıp kalmadığı, taşınmazın, toprak tevzi ile belirlenen mera parseli kapsamında kaldığının ancak öncesinin mera olmadığının belirlenmesi halinde, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesinde öngörülen davacı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulması ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu edilen ve fen bilirkişisi tarafından ''A'', "B", "C" ve "D" harfli yerlerin davacıların kök murisi Mehmet Bey tarafından uzun yıllardır zilyetliğinde bulunduğu ve çayır biçmek suretiyle kullanıldığı, Ziraat bilirkişi raporuna göre mera sayılmayan yerlerden olduğu, çayır vasfında Kadastro Kanunu m.14 hükmü gereğince işbu kişiler adına tapuya kayıt ve tescil şartlarının oluştuğu, fen bilirkişince "E" ve "G" harfi ile gösterilen alanların dere yatağı olduğu ve Kadastro Kanunu m.16/C hükmü gereğince dere olarak belirlenen bu bölümlerin haritasında bu niteliği ile gösterilmek üzere tescil harici bırakılması gerektiği, fen bilirkişince "F" harfi ile gösterilen alanın ziraat bilirkişi raporuna göre komşu tapulu mera arazileriyle toprak özellikleri bakımından uyumlu olduğu, A, B, C ve D ile gösterilen bölümlerden ve diğer parsellerden doğal bir sınır ve kuru dere ile ayrıştığı, üzerinde mera bitkilerinin olduğu, kadimden beri mera olarak kullanıldığı gerekçesiyle; Davanın kısmen kabulü ile; dava konusu 101 Ada 60 parsel ... taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 26.09.2022 tarihli rapor ve ekindeki krokide "A" harfi ile gösterilen 1869,26 metrekarelik kısmın bu taşınmazdan ifrazı ile aynı adanın başka parsel numarası verilmek suretiyle çayır vasfıyla, "B" harfi ile gösterilen 3384,89 metrekarelik kısmın bu taşınmazdan ifrazı ile aynı adanın başka parsel numarası verilmek suretiyle çayır vasfıyla, "C" harfi ile gösterilen 15831,91 metrekarelik kısmın bu taşınmazdan ifrazı ile aynı adanın başka parsel numarası verilmek suretiyle çayır vasfıyla, "D" harfi ile gösterilen 2730,75 metrekarelik kısmın bu taşınmazdan ifrazı ile aynı adanın başka parsel numarası verilmek suretiyle çayır vasfıyla muris ...'in terekesi 12 pay olarak kabul edilmek suretiyle payları oranında mirasçıları adına (hüküm yerinde isimleri ve payları gösterilerek) tapuya kayıt ve tesciline, "E" harfi ile gösterilen 2081,61 metrekarelik kısım ile "G" harfi ile gösterilen 1049,92 metrekarelik kısmın bu taşınmazdan ifrazı ile devletin hüküm ve tasarrufu altında alanlar olması ve Kadastro Kanunu m. 16/C hükmü gereğince dere vasfıyla tescil harici bırakılmasına, "F" harfi ile gösterilen 38476,00 metrekarelik kısmın aynı ada ve parsel numarası ile tespit gibi mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına, karar verilmiş, hüküm, yargılama sırasında ölen davacı ... mirasçılarından ... vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... mirasçılarından ... vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; davacı ... mirasçılarından ... vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden Köprüköy Belediye Başkanığından, 161,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 266,20 TL'nin temyiz eden ...'ten alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.