Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş'nin 6475 sayılı Pasta Hizmetleri Kanununun Tanımlar Başlıklı 3. Maddesinde; ğ) Evrensel posta hizmet sağlayıcısı: Evrensel posta hizmetini yetki belgesi uyarınca yürütmekle yetkili kılınan hizmet sağlayıcısını,h) Evrensel posta hizmet yükümlüsü: Evrensel posta hizmetini görev sözleşmesi uyarınca sağlamakla yükümlü kılınan hizmet sağlayıcısını,1) Görev sözleşmesi: ...'nin posta hizmetlerini sunmak üzere hak ve yükümlülüklerini belirleyen
davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin ortakları için konut inşa ettirmek amacıyla taşınmaz satın aldığını ve konut finansmanı için de kooperatifin ortaklarının tüketici kredisi kullanmasına karar verdiğini, bu amaçla 03.04.2010 tarihli genel kurulun 5. maddesinde alt yapı ve tüm inşaat işlerinin ihale edilmesi konusunda da yönetim kuruluna yetki verilmiş olup davadışı ... ile bu kapsamda 06.12.2010 tarihli inşaat yapım sözleşmesinin düzenlendiği, davalı banka ile müvekkili kooperatif arasında da "tüketici konut finansman kredi kullanma sözleşmesi" imza edildiğini, 26.11.2010 tarihli bu kredi sözleşmesinden sonra kooperatifin ortakları ile banka arasında bireysel anlamda kredi kullanılması için tüketici konut kredi sözleşmeleri imzalandığını, davalı banka tarafından haksız ve usulsüz şekilde müvekkili kooperatifin, davadışı yüklenici şirketin kullandığı krediye de kefil olmasının sağlandığını, bu sözleşmeler ile davalı bankanın, kooperatifin yüklenicisi olan ... tarafından hak ediş bazında yapılan imalat ile orantılı olarak ödeme yapması ve bu ödemelerle orantılı olarak inşaatın 31.12.2011 tarihinde bitmesi kayıt ve şartı ile konut kredisi kullandırdığını, krediyi kullanan ...nin müvekkili kooperatifin müteahhiti olduğunu, ...nin yetkililerinin ve müvekkili kooperatifin eski dönem yöneticilerinin de kredi sözleşmesinde müteahhit yanında müşterek ve müteselsil kefil olarak sözleşmeyi şahsen imzaladıklarını, ancak bunun yanında müvekkili kooperatifin yüklenici adına kefil olma yetkisi olmamasına rağmen ve bu husus genel kurul tutanakları ile de sabitken kooperatifin de bu sözleşmede kefil yapıldığını, kooperatifi temsilen eski iki yöneticinin kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalamış olduğunu, müvekkiline 21.02.2013 tarihinde tebliğ edilen ve davalı banka tarafından gönderilen hesap kat ihtarında borçlu .... 'nin nakit kredi borcuna ilişkin genel kredi sözleşmesine kooperatif olarak müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile atılan imza nedeniyle ve borç ödenmediğinden bahisle muacceliyet kast ettiği, borcun ödenmemesi halinde icra takibine başlanacağının bildirildiğini, cevabi ihtar ile itirazlarını sunduklarını, bu ihtarda da belirttikleri üzere, müvekkili kooperatif genel kurullarında muhatap yüklenici şirketin kullanacağı krediler yönünden kefil olunması konusunda alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığını, 1163 sayılı yasa gereği kooperatiflerin ortaklarına konut edindirme amacı ile kurulduklarını ve bu amacın dışında 3.kişilerin borçlarına kefalet etmelerinin mümkün bulunmadığını, kooperatif kefaletine dair imzalanan her türlü belgenin bu nedenle geçersiz olduğunu, ancak buna rağmen akabinde davalı bankanın işbu kefalet hükmüne dayanarak kooperatifin banka hesabında yer alan 706.451,44-TL'ye el koyduğunu ve yine müvekkili aleyhine İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4786 sayılı dosyası üzerinden icrai takibe geçtiğini, ödeme emrinin iptaline ilişkin İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/310 E. sayılı dosyası üzerinden dava ikame ettiklerini, verilen karar ile kooperatifin kefaletinin geçersizliğinin kanıtlandığını ve icra takibinin de kooperatif açısından iptal ettirildiğini, böylelikle bankanın haksız yere kooperatifin parasına el koyduğunun da sabit olduğunu, zira bu mahkemenin gerekçeli kararında aynen “Kooperatif yetkililerine yapılan Genel Kurullarda 3. kişilerin veya müteahhit firmanın borçlarına kefil olma yetkisinin verilmediği, verilen yetkilerin arazi satın alınması, kooperatif ortaklarının ödeme ve bankalardan kullanacakları kredilerle ilgili olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.” denildiğini, kooperatif açısından ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, bu karar ile de sabit olduğu üzere kooperatif yöneticilerinin kooperatif adına müteahhit lehine kefil olma yetkisinin bulunmadığını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesi hükmüne göre genel kurulun kooperatifin en yetkili organı olduğunu, aynı kanunun 59. maddesi hükmüne göre de kooperatifi üçüncü kişilere karşı Yönetim Kurulunun temsil edeceğini, kooperatiflerin ancak ana sözleşmelerinde açıklanan amaçlar doğrultusunda faaliyette bulunabilecekleri gibi genel kurulun da ancak bu amaçlar doğrultusunda karar alabileceğini, müvekkili kooperatifin konut edindirme amacı ile kurulmuş olup, kooperatif genel kurullarında kooperatifin amacı dışında müteahhitin borçlarına kefil olunması yolunda bir karar alınması mümkün olmadığı gibi genel kurullarda böyle bir kararın alınmış da olmadığını, ayrıca bu kefalet kararının kooperatifin amacı ile de bağdaşmadığını, yönetim kurulunun kooperatifin ana sözleşmesinin ve genel kurullarının hilafına kooperatifi borç altına sokacak mahiyette böyle bir kararın yerine getirilmesi hususunda kooperatifi temsil etmesinin de mümkün olmadığını, bankanın da kredi sözleşmesi ve senet imzalatılırken kooperatifin böyle bir kefalet verme yetkisinin olmadığını zaten bilmekte olduklarını ve bilmelerinin de gerektiğini, kooperatif temsilcilerinin yetkisinin olmadığı bilinmesine rağmen icra takibine konu senette de kooperatifin kefil olarak yer aldığını ve takipte de borçlu olarak gösterildiğini, eski yönetim kurulu ile oluşturulan iş birliğine banka da dahil edilmek suretiyle geçersiz şekilde kooperatifin müteahhitin kefili haline getirilmiş olduğunu, bankanın ve eski yönetimin bu usulsüz ve haksız işlemleri nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/90308 sayılı dosyası üzerinden hem eski yöneticiler hem de banka aleyhine suç duyurusunda da bulunulduğunu, kooperatif ana sözleşmesi ve genel kurullarının Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş olup bu tutanakların herkese açık olduğunu, davalı bankanın da ilgili kredi sözleşmesini ve senedi imzalatırken kooperatifin böyle bir kefalet verme yetkisinin olmadığını bilmesi gerektiğini, bankanın usulsüz bu işlemleri sonucunda müvekkili kooperatifin bankadaki paralarına el koyup hakkında icra takibi başlattığını, aralarındaki tüketici kredilerine ilişkin sözleşmeye de bu suretle aykırı hareket ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili kooperatife ait 706.451,44-TL'ye haksız şekilde bankaca el konulmuş olması nedeniyle, el konulduğu tarih olan 01.04.2013'den itibaren reeskont faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.