5. Hukuk Dairesi 2024/1065 E. , 2024/7386 K. MAHKEMESİ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1586 Esas, 2023/2220 Karar DAVA TARİHİ: 04.10.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: ...Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/192 Esas, 2022/223 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili …
**5. Hukuk Dairesi 2024/1065 E. , 2024/7386 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1586 Esas, 2023/2220 Karar DAVA TARİHİ: 04.10.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: ...Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/192 Esas, 2022/223 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ağrı ili, ...ilçesi, ... köyü 1309 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının dere yatağı hâline geldiğini ve bu durumun süreklilik arz ettiğini belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görev yönünden, hak düşürücü süre geçmiş olduğundan, hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, sayılan nedenlerden ötürü davanın usulden reddedilmediği takdirde esasa ilişkin itirazları dikkate alınarak davanın esas yönünden reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmaza ilişkin tapulama tarihlerinin öğrenilmesi adına Tapu ve Kadastro Müdürlüklerine müzekkere yazılmasına ve bu tarihlerde de dere yatağında bulunup bulunmadıkları noktasında bilirkişilerce inceleme yaptırılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça 221 sayılı Kanun ile tanınan 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı da anlaşıldığından hak düşürücü sürenin de kamu düzeninden olması ve Mahkemece resen gözetilmesi gerektiğinden davanın usulden reddine karar verilmesi ve idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı yolunda çözümlenmesini gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar olmadığını, taşınmaza yönelik yapılan arazi toplulaştırmasını bekletici mesele yapılmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber, bu tarihlere ait hava fotoğraflarının değerlendirilmesi, taşınmazın hangi tarihten beri dere yatağında bulunduğu, taşınmazın bedelinin hangi tarihteki niteliğe göre tespit edileceği ve vekalet ücreti konusunda oldukça önem arz ettiğini, 09 Eylül 2006 tarihli ve 26284 Sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 2006/27 sayılı " Dere Yatakları ve Taşkınlar" konulu Başbakanlık Genelgesinin 14 üncü maddesi gereği ... Nehri gibi akarsuların yataklarında veya kıyısında bulunan arazilerde nehir akımlarının etkisiyle toprak aşınmaları, kıyı erozyonları veya doğal dere yatağının zamanla yer değiştirebildiğini, bu bağlamda, nehir yataklarında veya kıyısında bulunan arazilerde tabiatıyla beklenen dolayısıyla olabilecek aşınma, erozyon veya doğal dere yatağı yer değiştirmesinden Devletin sorumlu tutulmaması gerektiğini, davacı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Geçici Madde 6 hükmüne göre: "Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir." davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, münavebe sisteminin, kapitalizasyon faiz oranının hatali olup arta kalan kısma değer azalışı verilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda uygulanan kapitalizasyon faiz oranının taşınmazın nitelik ve konumuna uygun düştüğü, belirlenen bedelin adil ve hakkaniyete uygun olduğu belirterek davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile idare adına tesciline karar verilmesi yerindedir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.