T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1945 KARAR NO: 2026/556 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/02/2025 NUMARASI: 2024/667 E - 2025/173 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan in…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1945 KARAR NO: 2026/556 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/02/2025 NUMARASI: 2024/667 E - 2025/173 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., ahde vefa ilkesi gereğince davalı ile akdettiği sözleşmeye sadık kaldığını ve davalı borçlunun ödemesi gereken tutarları geç ödemesine rağmen araçların tamir ve bakım işlemlerini gerçekleştirdiğini, dava dışı kardeş şirket Yoğun Yedek vasıtasıyla yedek parça teminini sağladığını, davalının müvekkili ile akdettiği sözleşmenin 2.2. maddesinde; "Gerçekleştirilen hizmetlere ilişkin bedeller, söz konusu işe ilişkin faturayı takip eden ilk ayın son günü mesai bitimine kadar, iş sahibi yüklenicinin ..... İban numaralı hesabına yatırılacaktır. Aksi takdirde iş sahibi herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın temerrüde düşmüş sayılacak ve en yüksek ticari faiz üzerinden gecikme faizi ödeyecektir." hükmünün mevcut olduğunu, davalı borçlunun sözleşmede yer alan işbu madde uyarınca temerrüde düştüğünü, sözleşmede belirlenen vade, belirli vade niteliğinde ve herhangi bir ihtara gerek olmaksızın her bir fatura yönünden sözleşmenin ilgili maddesi gereği temerrüt faizinin ödenmesi gerektiğini, ancak davalı tarafından sözleşmeye uygun bir ödeme gerçekleştirilmediği gibi uzun zamandır fatura bedelleri de hiç ödenmediğini, icra takibi başlatılırken işlemiş faiz miktarı cari hesap ekstresindeki son işlem tarihine göre belirlenmişse de sözleşmedeki hüküm ve davalının temerrüdü gereği müvekkilinin takip öncesi faiz alacağını da ayrıca talep debileceğini, her bir fatura yönünden vade tarihinden takip tarihine kadar işleyecek ve hesaplanacak takip öncesi işlemiş faizin de (itirazın iptali talebimiz yönünden istenen 1.408,32-TL işlemiş faiz mahsup edilerek) tazmin ve tahsili gerektiğini ve talep ettiklerini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve kısmi dava olarak nitelendirilmek üzere; her bir fatura yönünden vade tarihinden takip tarihine kadar en yüksek ticari faiz oranı üzerinden işleyecek ve hesaplanacak faizin şimdilik 1.000,00 TL'sinin tazminini, karşı tarafın işbu sözleşmede belirtilen yükümlülüklere aykırı şekilde ödemelerini gerçekleştirmemesi ve temerrüde düşmesi akabinde icra takibine haksız bir şekilde itiraz etmesi sebebiyle, kısmi dava olarak nitelendirilmek ve belirli hale geldiğinde artırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL işlemiş faiz alacağInın tahsiline, vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile tarafımıza verilmesine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının takibi yetkisiz icra dairesinde başlatmış olup huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, İcra İflas Kanunun 50. maddesinin 1. fıkrası uyarınca para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesinin HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanması suretiyle belirleneceği, bu suretle HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme ve icra dairesi davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, Aynı kanunun ''Sözleşmeden doğan davalarda yetki'' başlıklı 10. maddesinde ise sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alındığını, aksine bir anlaşma yoksa para borçları için ifa yeri alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri olduğunu, somut olay nezdinde davacı şirketin yerleşim yeri .... / İstanbul; müvekkilinin ise yerleşim yerinin ......İstanbul olduğu, davacının icra takibini müvekkili şirketin yerleşim yeri uyarınca yetkili İstanbul Anadolu Adliyesi İcra Dairelerinde başlatmadığı gibi kendisinin yerleşim yeri uyarınca yetkili İstanbul Adliyesi İcra Dairelerinde de başlatmadığını, genel ve özel yetki kurallarının aksine hukuken yetkisiz icra dairesi olan Kocaeli İcra Dairelerinde icra takibi başlatıldığını, öte yandan davacının işlemiş faiz alacağının bulunmadığını, faturalar ve cari hesaba ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir ihtarname tebliğ edilmediğini, bu nedenle temerrütün gerçekleşmediğini, dolayısıyla cari hesap ve dayanak faturalar yönünden takip öncesi işlemiş faiz alacağının bulunmadığını beyanla huzurdaki davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; .. taraflar arasında imzalanan sözleşmede araçların bakım ve onarımı için sözleşmede taraflarca kararlaştırılmış bir bedel bulunmadığı, davalının araçların bakım ve onarımlarının ihtiyaç duyuldukça davacıya getirildiği, onarım ve bakıma ilişkin bedeller ile ödeme tarihlerinin önceden kesin şekilde bilinmesinin olanaklı olmadığı, sözleşmenin 2.2.maddesinin kayıtsız - şartsız kesin bir vade olarak kabul edilemeyeceği, faturalar üzerine vadeye ilişkin bir kayıt bulunmasının yerleşik içtihatlar uyarınca borçlunun temerrüdü için yeterli olmadığı, hasılı davalının takip öncesinde temerrüte düşmesi ve davacının faturalar için işlemiş faiz alacağı talep edebilmesi için davalıya temerrüte yönelik ihtar çekilmesi gerektiği, somut olayda kesin vade bulunmadığından ve takip öncesinde faturalar yönünden davalıya çekilmiş bir ihtarname de bulunmadığından borçlunun / davalının takip öncesinde temerrüte düşmediği, bu suretle davacının takip öncesi işlemiş faiz alacağının bulunmadığı kabul edilmiş / sonucuna varılmıştır. " gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve katılma yoluyla davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla itirazın iptali ve objektif dava yığılması şeklinde kısmi dava olarak nitelendirerek açtıkları ve sözleşme ile hüküm altına alınan işlemiş faiz alacağının yapılacak hesaplama sonucunda tahsiline karar verilmesi talep edildiğini, mahkemece itirazın iptali ve alacak talepleri hakkındaki davaların resen tefrikine karar verildiğini, itirazın iptaline ilişkin davanın yetkili icra dairesinde yapılmaması nedeniyle usulden reddine hatalı olarak karar verildiğini, taraflar arasında uzun bir süreçtir ticari ilişki olduğunu, belirli periyotlarda davalı tarafından ödemelerin yapıldığına dair kayıtların cari hesap dökümünden de görülebileceğini, temerrüt olgusunun oluşup oluşmadığıyla ilgili herhangi bir önemi olmayan sözleşmede banka hesap bilgisinin belirsiz olması durumunun sonuca etkili olmayacağını, davalıya ait olan veya yönlendirdiği araçlar müvekkili işyerine geldikten sonra davalı ile onay süreçleri yürütülerek bu onay süreçlerinin ardından müvekkili şirket tarafından bakım, onarım ve tamiri yapılan araçlara dair fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, faturaların altında belirli vade olduğunu, dolayısıyla bu tarih itibariyle ihtara gerek kalmaksızın daha fazla işlemiş faiz talep edilebileceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.2. Maddesindeki düzenleme uyarınca işlemiş faiz talebinde bulunulduğunu, ticari defter ve kayıtlarında yapılacak inceleme sonucunda bu faturalar kayıtlı olduğu belirlenebileceğini, davalı borçlu, sözleşmede yer alan işbu madde uyarınca herhangi bir ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğünü ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının itirazları doğrultusunda onanmasını, davacının haksız olarak başlattığı icra takibi nedeniyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Dava, faturalardan doğan işlemiş faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı ile aralarında araç tamir konusunda sözleşme ve cari hesap ilişkisi olduğunu, faturaların düzenlendiğini, faturalarda vade tarihinin belli olduğunu ileri sürmüştür.Taraflar arasındaki çerçeve sözleşmesinin 2.2. Maddesinin " gerçekleştirilen hizmetlere ilişkin kararlaştırılan bedellerin söz konusu işe ilişkin kesilen faturayı takip eden ilk ayın son günü mesai bitimine kadar iş sahibinin İBAN numaralı hesabına yatırılacağı, aksi takdirde iş sahibinin herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşmüş sayılacağı ve en yüksek ticari faiz üzerinden gecikme faizi ödeyeceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun 2/1. maddesine göre, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için temerrüt faizi ödemeye mecburdur.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur.Sözleşmenin 1.2. maddesi uyarınca aksi öngörülmediğinden her bir bakım ve onarım hizmetine ilişkin olarak teklif ve onay süreçleri ayrı ayrı gerçekleştirileceği kararlaştırılmasına rağmen, bu süreç tamamlanmadan davacı tarafça fatura düzenlenmiştir. Hizmet alım sözleşmesi içeriğinde verilecek hizmetlere yönelik taraflarca karalaştırılan bir bedel (sözleşme 2.2.md) bulunmamaktadır. Araçlarda yapılan onarım işlemleri yönünden her bir faturada yapılan onarımın kapsamına göre fiyat ve fatura bedeli değişmektedir. Aynı durum, araçların rutin bakım işlemleri için de söz konusu olup, sözleşmede rutin bakım fiyatlarına yönelik (rutin bakımların tarihi, araç sayısı, rutin bakımın içeriği ve kapsamı, değişim yapılacak parçalar vs..) bedel bulunmamaktadır. Dolayısıyla, sözleşmenin 2.2. maddesi uyarınca gerçekleştirilen hizmetlere ilişkin "taraflar arasında kararlaştırılan bedeller" denilmesine rağmen kararlaştırılan bir bedel yoktur. Hasılı, taraflarca önceden sözleşme ile belirlenmiş ve kararlaştırılan bir bedel bulunmamaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, faturadan doğan işlemiş faiz alacağı için yerleşik içtihatlar uyarınca, fatura üzerinde vadeye ilişkin bir kayıt bulunması borçlunun temerrüdü için yeterli değildir. Ayrıca ihtarname gönderilmesi gerekmektedir (İSTANBUL BAM 43 HD. 2022/2002 E. 2023/491 K.). Buna göre, düzenlenen ve takibe konu faturalara dayalı olarak ayrıca kısmi dava olarak açılan faiz alacağının temerrüt şartına bağlı olduğu anlaşılmış olmakla mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının ve katılma yoluyla davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının ve katılma yoluyla davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) Davalıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/02/2026