Başvuru, hâkim olan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; arama kararının hukuka aykırı olması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hâkim olan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; arama kararının hukuka aykırı olması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/12/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu, 2001 yılında hâkim olarak göreve başlamış; en son Yargıtay Ceza Dairesinde tetkik hâkimi olarak görev yapmıştır. Darbe teşebbüsünden sonra başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'ninhiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesinin 16/7/2016 tarihli kararı ile başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına ve 24/8/2016 tarihinde meslekten ihraç edilmesine karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 19/7/2016 tarihinde, başvurucu hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin olarak müdafinin ve tarafların dosya içeriğini incelemesinin veya belgelerden örnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi uyarınca kısıtlanmasına, yakalanan kişinin veya şüphelilerin ifadelerini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanakların kısıtlama kararından ayrı tutulmasına karar vermiştir. 20/7/2016 tarihinde konutunda yapılan arama sonunda başvurucunun bilgisayarlarına, cep telefonuna ve ruhsatlı silahına el konulmuştur. Başvurucu aynı gün gözaltına alınmıştır. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. İfade alma işlemi sırasında başvurucuya FETÖ/PDY ile bağlantısı olup olmadığını aydınlatmaya yönelik sorular yöneltilmiştir. Bu kapsamda başvurucuya FETÖ/PDY'ye mensup kişilerle irtibatının olup olmadığı, bu yapıya ait evlerde, yurtlarda kalıp kalmadığı, örgütün dershanelerine gidip gitmediği, çocuklarına bu yapıya ait okullara gönderip göndermediği, himmet verip vermediği, Bank Asyaya para yatırıp yatırmadığı, yurt dışı gezilerine katılıp katılmadığı, Adalet Akademisi Sınav Komisyonlarında ve soru hazırlayan komisyonlarda görev alıp almadığı, darbe girişimi sırasında nerede olduğu, darbe sonrasına ilişkin olarak görevlendirilip görevlendirilmediği, HSYK seçimlerinde bu yapıya yönelik yönlendirmede bulunup bulunmadığı sorulmuştur. Başvurucu, ifadesinde; bu yapının yurtlarında ve evlerinde kalmadığını, dershanelerine gitmediğini, üniversite eğitimi sırasında iki yıl dayısının yanında iki yıl da ailesinin yanında kaldığını, çocuklarını bu yapıya ait okullara göndermediğini, Bank Asyada hesabının olmadığını, bu Bankaya para yatırmadığını, darbe girişimi sırasında evinde olduğunu, kendisine herhangi bir görev verilmediğini, HSYK seçimlerinde kimseyi arayıp yönlendirmediğini belirtmiştir. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde, tutuklanması istemiyle Ankara SulhCeza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklamaya sevk yazısında, başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu belirtilmiştir. Başvurucu, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/7/2016 tarihli kararıyla, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Şüphelilerin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren deliller, şüphelilerin saklanma veya kaçma şüphesini uyandıran somut olguların varlığı, fiilin kanunda karşılığı olan cezanın miktarı, suçların CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddesinde yer alan tutuklamaya ilişkin şartların gerçekleştiği dikkate alınarak adli kontrol uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerin CMK'nın vd. maddeleri gereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]" Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 10/10/2016 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutukluluk durumu incelenmiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince11/11/2016 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu, bu karar üzerine 9/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 9/5/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular özetle şöyledir:- HTS analiz raporunda, başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye oldukları isnadı ile soruşturulan diğer şüphelilerle görüşmeler yaptığı belirtilmiştir.- Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 21/4/2017 tarihli ByLock sorgulama raporunda, başvurucunun 17/9/2014 tarihinde ByLock uygulamasını kullandığı ileri sürülmüştür.-K.Y. adlı şahıs,Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla alınan 1/11/2016 tarihli ifadesinde; başvurucunun üniversite döneminde cemaat evinde kaldığını bildiğini beyan etmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 13/6/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama E.2017/74 sayılı dosya üzerinden başlamıştır. Başvurucu 25/10/2017 tarihinde tahliye edilmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 14/2/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "yapılan yargılama neticesinde de, her ne kadar sanığın, kendisini alacağı cezadan kurtarmaya matuf olarak aşamalarda inkar etse de, silahlı terör örgütü üyelerinin kendi aralarında iletişim amaçlı kullandıkları Bylock isimli şifreli ve gizli mesajlaşma ve iletişim yazılımını kendisinin kullandığı ... IMEI numaralı cihaz ve ... nolu hat ile 17/09/2014 tarihinden itibaren kullanmaya başladığı, BTK'dan alınan cevabi yazıya göre sanığın ByLock sunucu/sistemlerine bir çok kez temasta bulunduğunun belirlendiği, alınan tanık beyanına göre de sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün nihai amacı olan anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik olan toplantılarına düzenli olarak katıldığı, bu delil durumuna göre dijital materyal inceleme sonuçlarının beklenmesine gerek olmadığı kanaatinin mahkememizde hasıl olduğu, böylece sanığın belirlenen bu eylemlerinin örgütün amaçları doğrultusunda örgüt lehine faaliyetlerde bulunduğuna, sanığın silahlı örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisi içerisinde olmayı tercih etmek suretiyle, örgütün yapısına dahil olduğuna, FETÖ/PDY nin amaç ve ilkelerini gerçekleştirebilmek amacıyla örgüt stratejisini benimsediğine dair kesin delil teşkil ettiği ve bu yöndeki iddia ile tereddütsüz olarak örtüştüğü, bu haliyle sanığın eyleminin sübut bulduğu, yapılan yargılama, toplanan deliller, tanık beyanları, BTK'dan gelen cevabi yazı ve özellikle belirlenen ByLock tespit tutanağına göre sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği kanaatine varılmakla, sanığın bu eylem nedeniyle kendisini alacağı cezadan kurtarmaya matuf bulunan savunmasına itibar edilmeyerek, sabit olan eylemine uyan TCK nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK nın 58/9, 53, 63 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, karar vermek gerekmiş[tir]. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi devam etmektedir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-