11. Ceza Dairesi 2023/3347 E. , 2024/2179 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/3744 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ŞÜPHELİLER : ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUN
**11. Ceza Dairesi 2023/3347 E. , 2024/2179 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/3744 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ŞÜPHELİLER : ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2022 tarihli ve 2022/4725 Soruşturma, 2022/7436 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 15.03.2022 tarihli ve 2022/3744 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 15.03.2022 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.05.2023 tarihli ve 2022/34068 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55710 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55710 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, şüphelilerin sahte reçete düzenledikleri iddiasıyla yapılan şikayet üzerine hukuki ihtilaf ve de e-bildirgelerin resmi belge olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse de; müştekili vekilinin şikayet dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu suç duyurusu başlıklı dilekçe içeriğinden şüphelilerin kurumu zarara uğratmak amacıyla sahte reçete sahte rapor, sahte ilaç küpürü ibraz edildiğinden dolayı kurum zararının tespit edildiği cihetle cezai şart bedellerinin tahsiline karar verildiği anlaşılmakla, şüphelilerin ifadelerine başvurulmadan, şikayete konu kurum soruşturma dosyası incelenmeksizin, reçetelerde ismi yazan hastalar tanık olarak dinlenmeden ve sahteliği iddia edilen reçeteler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan kurum zararına ilişkin iddialar karşısında bu hususu aydınlatacak herhangi bir delil toplanmaksızın, eksik soruşturmayla verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın, kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı adına vekili tarafından sunulan şikâyet dilekçesinin, eczane sahibi oldukları belirtilen şüphelilerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenen reçeteleri kuruma fatura etmek suretiyle resmi/özel belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddiasına yönelik olmasına karşın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şikayet dilekçesi sonrası herhangi bir soruşturma işlemi yapılmaksızın, "Müşteki kurum SGK vekili şikayet dilekçesinde özetle, yapılan denetimlerde şüphelilerin bildirimi yapılan sigortalıların fiilen belirtilen işyerinde çalışmadıklarını, bu şekilde kurumun zarara uğradığını beyanla şikayetçi olduğu, her ne kadar şikayete konu olayla ilgili atılı suçlardan soruşturma yürütülmüş ise de....Şirketin gerçek ve faal bir şirket olması durumunda yapılan fiili çalışmaya dayalı olmayan sigortalılıkların Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından takip edilmesi gereken bir olay olduğu, bu hususta her zaman idari yaptırımda bulunabileceği, suç unsurunun da bu kapsamda oluşmayacağı, bu noktada olayda da gerçek bir şirket bulunduğundan, şüphelinin üzerine atılı suçun unsurları ile oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır." bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş; şikâyetçi vekili tarafından bu karara itiraz edilmesi üzerine, merci Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 15.03.2022 tarihli ve 2022/3744 Değişik İş sayılı kararı ile itiraz reddedilmiş ise de; hiçbir soruşturma işlemi yapılmadan, şikâyet konusu olayla ilgisi bulunmayan gerekçelerle şüpheliler hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın Cumhuriyet savcısının şikâyet konusu olayla ilgili soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla kabulüne karar verilmesi yerine, reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçeyle yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 15.03.2022 tarihli ve 2022/3744 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2024 tarihinde karar verildi.