1. Hukuk Dairesi 2024/1277 E. , 2025/2766 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/299 E., 2023/122 K. Mahkeme kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili, ... …
**1. Hukuk Dairesi 2024/1277 E. , 2025/2766 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/299 E., 2023/122 K. Mahkeme kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... kasabasında bulunan ... ada 219 parsel sayılı taşınmazın kardeşi ile adına kayıtlı olduğunu, 219 ve 220 parsel sayılı taşınmazların doğu kısmında, 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazların arasındaki taşınmaz bölümünün babasından intikal etmek sureti ile kendisine ait olduğunu, dava konusu taşınmazın 100 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde bulunduğunu, kadastro tespiti sırasında yanlışlıkla mera olarak tespit edildiğini belirtip yaklaşık 1.500 metrekaresinin adına tescilini talep etmiştir. Yargılama sırasında davacının kardeşi ... davaya dahil edilmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın dere yatağı olduğundan tespit harici bırakıldığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, zilyetlik yoluyla edinilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili; dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacaklarını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2009/545 Esas, 2015/606 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde davacılar lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesi ile bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.620,11 metrekarelik taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ile arsa vasfı ile eşit hisselerle davacılar adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen bölümün kuru dere olduğu gerekçesi ile bu bölüme yönelik davanın reddine karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.03.2020 tarih, 2016/17254 Esas, 2020/1186 Karar sayılı kararıyla; davanın tescil davası olması nedeniyle tapuya kayıtlıymış gibi tapu iptali ve tescile ilişkin hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu açıklanmış, davada Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığının da taraf olması gereğine değinilerek sair hususlar incelenmeksizin karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; bozma sonrası alınan 25.11.2022 tarihli raporda da belirtildiği üzere; dava konusu alanın 167 ada sınırlandırmasında kuru dere olarak yer aldığı, 168 ada sınırlandırılmasında ise kuru dere ve yol olarak yer aldığı, 1959 yılına ait hava fotoğrafında dava konusu alanın çevresindeki taşınmazlarla benzer mahiyette olduğu, 1971 yılına ait hava fotoğrafında ise dava konusu alanın çevresindeki taşınmazlar ile farklı özellikte olduğu aynı yerin dere alanı ile aynı özelliklerine sahip olduğu, yine 1987 yılına ait hava fotoğrafında ise dava konusu alanın çevresindeki taşınmazlar ile farklı özellikte olduğu, aynı yerin dere alanı ile aynı özelliklere sahip olduğu, dava konusu alanın aynı zamanda 1971 ve 1987 yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu alanın zeminde bulunan 219 ve 220 parsel sayılı taşınmazların zemin yapısı ile de farklılık gösterdiği, aynı bilirkişi raporunda imar ve ihyasının yapılmadığının belirtildiği, raporda da belirtiliği üzere dava konusu alanın 1971 ve 1987 yıllarına ilişki hava fotoğraflarında dere ile aynı özelliğe sahip olması ve çevresindeki taşınmazlar ile farklı özelliklere sahip olması nedeni ile imar-ihyasının yapılmadığının kabulünün gerekeceği, yine davacı davacı tarafın dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın 219 parsel ile birlikte kullanıldığının beyan edilmesine rağmen bu durumun 1987 ve 1971 yıllarına ait hava fotoğrafları ile doğrulanmadığı, 24.04.2014 tarihli tanık anlatımlarında taşınmazın tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı belirtilmesine rağmen, bilirkişi raporunda bunun doğrulanmadığı gerekçesi ile sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu,dava konusu taşınmaza ilişkin 24.04.2012 tarihinde keşif icra ediliğini, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre; taşınmazın davacılara babalarından geçtiğinin, daha öncesinde de davacıların halalarına ait olduğunun, eskiden bu yerin bağ olduğunun belirtildiğini, keşif sonucunda alınan 07.05.2012 tarihli ziraat ve fen bilirkişisi raporuna göre davaya konu edilen yerin 2.046,32 m2 yer olduğunun, mevcut doğal sınırları itibariyle dere olarak tanımlanan yer ile dava konusu taşınmazın ayrı yerler olduğunun, dava konusu yerin halihazırda gübre olgunlaştırma yeri olarak kullanıldığının belirtildiğini, dava konusu taşınmaza ilişkin 24.04.2014 tarihinde tekrar keşif icra edildiğini, bu keşifte tanık ve bilirkişilerin dinlenildiklerini, davacıların zilyetliklerinin doğrulandığını, 13.05.14 tarihli bilirkişi raporunda .... 167 ada 218, 219, 220 numaralı parsellerin güneyinde kalan ve (A) harfi ile gösterilen alanın dere yatağı olmayıp tescil harici olarak bırakılan alandan olduğunun, (B) harfi ile gösterilen ve parseller arasındaki sınırı belirleyen yerin kuru dere ve yol olarak tescil harici bırakılması gerektiğinin mütalaa edildiğini, 25.11.2022 tarihli bilirkişi raporunun tek başına değerlendirmeye alındığını, bilirkişinin objektif olmayan ve hukukçu gibi hazırladığı rapor ile hüküm kurulduğunu, 24.04.2014 tarihli keşifte dava konusu bölgeyi en iyi bilen kişilerin beyanlarının alındığını ve bu hususun tutanağa geçirildiğini, davanın kabulü gerekirken reddi yönünde karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, 24.04.2014 tarihinde yapılan keşif ile 25.11.2022 tarihinde yapılan keşifler arasında çok ciddi çelişkiler olduğunu, Mahkemece bu çelişkilere ilişkin yeniden rapor aldırılarak bu durumun giderilmesi gerektiğini, mahalli tanık ve bilirkişilerin beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucu, Konya ili, Meram ilçesi, Sefaköy Mahallesinde bulunan çekişmeli taşınmaz bölümü dere yatağı olduğundan tespit harici bırakılmıştır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.