T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2024/1630 KARAR NO : 2025/2214 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 02/05/2024 NUMARASI : 2023/482 Esas - 2024/407 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 10/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan m…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2024/1630 KARAR NO : 2025/2214 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 02/05/2024 NUMARASI : 2023/482 Esas - 2024/407 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 10/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ... ...'in, 1.6.2014 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda vefat ettiğini, vefatı ile mirasçı olarak eşi ... ile müşterek çocukları ..., ... ... ve ...'in kaldığını, davacıların aynı zamanda bu olay nedeniyle destekten yoksun kaldığını, davacıların murisi ... ...’in kullandığı aracın, kaza tarihinde davalı sigorta şirketine ait ZMSS ile sigortalı olduğunu, aracın mütefevva ... ... adına kayıtlı olduğunu, bu poliçenin başlangıç ve bitiş tarihlerinin 19.8.2013/2014 tarihleri arasında olduğunu, olay tarihinin ise 1/6/2014 olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2010/778 E- 2011/272 K. sayıl kararı ile kaza nedeniyle oluşan hak sahiplerinin kusuru aranmaksızın poliçe bedellerinin kendilerine ödenmesi gerektiğini, sigorta şirketince bir kısım ödeme yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik ... için 250 TL, ... ... için 250 TL, ... için 250 TL, ... için 250 TL olmak üzere toplam 1.000 TL tazminatın yapılan ödemelerin mahsubu ve poliçe limiti ile sınırlı olarak olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın, 19.08.2013/2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMSS (Trafik) sigorta poliçesi ile ... ... adına kaza tarihi itibariyle vefat için şahıs başına 268.000,00 TL'sine kadar azami sorumluluk hadleri ile müvekkil şirkete sigorta ettirildiğini, işbu teminat miktarının kişiye ödenecek miktarı değil, davalı müvekkili sigorta şirketinin şahıs başına azami teminat miktarını teşkil etmekte olduğunu, kaza sonrasında davacılar tarafından yapılan başvuru üzerine sigortalı araç sürücüsünün %75 kusur oranına göre ... için 63.441,82 TL, ... ... için 8.537,93 TL ve kızı ... için ise 6.983,61 TL olmak üzere toplam 78.963,36 TL'nin 25/07/2014 tarihinde davacılar vekili Av. ... 'a ödendiğini, ödeme sonrasında müvekkili sigorta şirketinin davacılara karşı başkaca bir sorumluluğu kalmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne; davacılarının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; davacı ... için 122.896,04 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı ... için 3.519,09 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 133.198,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 25/07/2014 (kısmi ödeme) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin talebinin reddine, diğer davacılar ... ve ...'in destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesi öncelikli olarak kararında davalı şirket tarafından yapılan ödemenin iyi niyet çerçevesinde yapılıp yapılmadığının araştırılmasını istemişse de yargılama aşamasında görüldüğü üzere işbu ödemenin yapılmasına ilişkin hiçbir inceleme ve araştırılma yapılmadığını, davalı tarafın bu ödemeye ilişkin olarak savunması dahi alınmadan Mahkemece peşinen hüküm verilmiş olduğunu, dava konusu olmayan bedelin müvekkillerin hak kazanmış olduğu tazminat bedelinden mahsubuna itiraz ettiklerini, mahkeme kararında davalı sigorta şirketinin müvekkillere ödemiş oldukları meblağların hak kazanmış oldukları tazminat miktarlarından faizleri ile birlikte mahsubuna karar verilmiş ve müvekkilin alacak miktarı bu şekilde belirlendiğini, müvekkillerinin kaza tarihi itibariyle belirtilen bedelleri almaya hak kazanmış ancak gelinen dönem içerisinde işbu bedellerin enflasyon sebebiyle değerini kaybettiğini, müvekkillerinin 2014 yılında hak kazanmış oldukları tazminat bedellerinin denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde günümüz şartlarına uyarlanması ve akabinde işlem yapılması gerektiğini, kaldı ki anapara üzerinde herhangi bir faiz işlemi yapılmamasına karşın müvekkillere ödenen meblağlar üzerinden faiz işletilerek mahsup edilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili ... yönünden yapılan tedavi masraflarına ilişkin olarak kaldırma kararından sonra da inceleme yapılmadığı ve eski hüküm gerekçeli karara geçirildiğini, tedavi giderlerine ilişkin hükümde ret kararı verilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, müvekkil lehine tedavi giderlerine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; trafik sigortası genel şartlarında yapılan değişiklik gereği sürücü ölümleri kapsam dışı bırakıldığından davacı yan davasının reddi gerektiğini, poliçede taraf olan işleten (sigortalı) ya da işletenin eylemlerinden sorumlu bulunduğu kişilerin ölmesi durumunda ölen kişi, 3. kişi sayılmayacağı için desteğinden yoksun kalanların zararından sigortacı sorumlu olmayacağını, somut olayda davacıların desteği sürücü ... ...'in sevk ve idaresinde ki ... plakalı araç ile tek taraflı olarak yapmış olduğu trafik kazasında ölmesi sonucu destekten yoksun kaldıkları iddiası ile aracın ZMMS olan ... Sigorta A.Ş.'den destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunulduğunu, trafik kazası, sürücü işleten müteveffa ... ...'in sevk ve idaresinde iken sürücünün %100 kusuru neticesi tek taraflı olarak gerçekleştiğini, Genel Şartlar çerçevesinde davacı yan davasının reddi gerekirken kabulü hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı ve ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 27/04/2023 tarih, 2022/499 Esas ve 2023/852 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda davacılar tarafından destek ... ... vefatı sebebiyle tazminat talebiyle açtıkları davada, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde ölüm halinde kişi başına teminat limitinin 268.000,00 TL olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi vekili muris ...' nun vefatı sebebiyle eş ..., çocukları ... ... ve kızı ... için poliçe teminatından destek tazminatı ödediğini, yine desteğin anne ve babasının 15/03/2021 tarihinde karardan önce arabuluculuk müessesesine müracaat ettikleri ve uzlaşma ile destekten yoksunluk tazminatı aldıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan aktüerya raporlarında, anne ve baba için pay ayrılmadan hesaplama yapıldığı, davalı vekilince bu konuda itiraz olmadığı, desteğin anne ve babasına 18/03/2021 tarihinde ödeme yaptığı, dosyaya 27/04/2021 tarihinde itiraz dilekçesi verdiği halde bu ödemeden bahsetmediği ve dosya karara çıkmadan bilgi vermediği görülmektedir. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken davalı sigorta şirketinin müteveffanın anne ve babasına yaptığı ödemenin KTK 96/2 maddesi kapsamında iyi niyetle yapılmış olup olmadığı tartışılarak varılacak sonuca göre iyiniyetli olmadığı sonucuna varılması halinde tüm hak sahiplerinin payları dikkate alınıp tazminatlarının hesaplanması ve tüm hak sahipleri arasında garameten paylaştırma yapılması konularında, ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış usulü haklar da gözetilerek karar vermek olmalıdır..." gerekçesi ile kaldırıldığı, diğer istinaf taleplerinin ise reddine karar verildiğ anlaşılmıştır.Davacı ... için İlk Derece Mahkemesinin ilk hükmüne karşı reddedilen tedavi giderleri için davacı vekili tarafından istinaf talep edilmesi üzerine Dairemizce (mahkemece reddedilen ıslah dilekçesinde talep edilen tedavi gideri 5.523,50 TL) "... karar tarihine göre uygulanması gereken 2021 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı HMK'nın 341/4.fıkrası gereğince istinaf hakkı yoktur. Bu nedenle tedavi giderine ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddeleri gereğince reddi gerekmiştir..." gerekçesi ile reddine karar verildiğinden İlk Derece Mahkemesince kesinleşen ilk hükmü doğrultusunda hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığı gibi davacılar vekilinin istinaf talebi esasa girilmeden kesin hüküm nedeniyle red edildiğinden aynı hususlara değinen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hüküme karşı davacılar vekilince tazminat hesabı ve miktarına ilişkin olarak istinaf yasa yoluna başvurulmadığından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuş olması nedeniyle davacılar vekilinin 2014 yılındaki tazminat bedellerinin denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde günümüz şartlarına uyarlanması ve akabinde işlem yapılması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davadan önce parayı alan ve bu dönem zarfında parayı kullanan davacıların sebepsiz zenginleşmesinin önlenebilmesi için davadan önce yapılan ödemelerin hesaplanan tazminattan güncellenerek düşülmesi gerektiğinden hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davadan önce yapılan ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faizi hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle yapılan hesaplamaya göre karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Somut uyuşmazlıkta, davalıya ZMSS poliçesi bulunan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası 01.06.2014 tarihinde gerçekleşmiş ve davalıya trafik sigortası bulunan aracın işleteni vefat etmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatlarına göre bu halde davalının sorumluluğu 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatlarına göre belirlenecektir. 01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 E.- 411 K., 22.2.2012 gün 2011/17-787 E. - 2012/92 K., HGK'nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 E. - 2013/74 K. sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere davacılar, 3. kişi sıfatı ile yansıma yolu ile oluşan destekten yoksun kalma zararlarını talep edebilecektir. Davacılar talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyecektir. Bu durum karşısında; Davacılar, zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle, desteğin kazadaki kusuru davacılara yansıtılamayacağı, kazaya karışan desteğin sürücüsü olduğu aracın ZMSS poliçesi bulunmadığından davalı sigorta şirketi zarardan sorumlu olduğundan davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davalı sigorta şirketinin muris ... ...’in vefatı sebebiyle eş ..., çocukları ... ... ve kızı ... için poliçe teminatından destekten yoksun kalma tazminatı ödediği, yine desteğin anne ve babasının 15/03/2021 tarihinde karardan önce arabuluculuk müessesesine müracaat ettikleri ve uzlaşma ile destekten yoksunluk tazminatı aldıkları anlaşıldığından Dairemizce anne babaya yapılan bu ödemenin KTK'nın 96/2. maddesi kapsamında iyi niyetle yapılmış olup olmadığı tartışılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde Mahkemece bu konu tartışılmadan ödemenin iyiniyetli olduğu kanaatine varıldığı denilmek sureti ile bilirkiş raporu alınıp karar verilmesi doğru olmamıştır. 2918 sayılı KTK'nın 96/2. maddesine göre "...başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin zarar görenlerin birine veya birkaçına kendilerine düşecek olandan daha fazla ödemede bulunan iyi niyetli sigortacı, yaptığı ödeme çerçevesinde, diğer zarar görenlere karşı da borcundan kurtulmuş olur..." hükmünü içermektedir. Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketine, dava dışı anne ve babaya ödeme tarihinden önce eldeki davanın varlığı bilindiğinden, açılan davadan haberdar olmasına rağmen sigorta şirketinin yaptığı ödeme iyiniyetli ödeme sayılamayacaktır. Bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 96/2. maddesi gereğince, davacılara karşı da sorumluluktan kurtulabilmesi için öngörülen "başka tazminat taleplerinin olduğunu bilmeme" ve "iyiniyetle ödeme yapma" koşulları gerçeklemediğinden davalı Sigorta şirketinin destekten yoksun kalma tazminat sorumluluğu devam ettiğinden aksi yöndeki davalı vekili istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/11863 E.- 2024/64 K. sayılı kararı). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun Dairemiz kaldırma kararına uygun olarak düzenlenmediği anlaşılmakla Dairemizce "... hükme esas alınan 19/04/2021 tarihli aktüerya raporu tarihi itibariyle davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 27/04/2021 tarihinde dava dışı anne babaya yapılan ödeme düşülmeksizin kaza tarihindeki teminat limiti olan 268.000,00 TL esas alınarak garameten destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması için ek rapor alınmasına" karar verilerek ve bilirkişiden ek rapor alınmıştır.Dairemizce alınan bilirkişi ek raporundaki hesaplama"... Davalı sigorta şirketi tarafından 25.07.2014 tarihinde hak sahiplerinden davacı ... için 63.441,82 TL, davacı ... için 6.983,61 TL, davacı ... için 8.537,03 TL tazminat ödemesi yapıldığı, ... ayrıca dosyadaki ödeme makbuzundan dava dışı anne babaya 18.03.2021 tarihinde toplam 61.000,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Bununla birlikte14/04/2025 tarihli ara kararında “dava dışı anne babaya yapılan ödeme düşülmeksizin garameten paylaştırma yapılması” istendiğinden Mahkemenizin ara kararı uyarınca dava dışı anne babaya yapılan ödemeler dışlanacaktır..." açıklaması ile davacı ... için bu raporda belirlenen gerçek zarar tutarı (...'in indirimsiz maddi zararı 290.338,24 TL, yapılan ödemenin güncellenmiş (anapara*faiz) tutarı 101.924,06TL) 188.414,18 TL olarak belirlenmiştir. Kalan poliçe limiti olan 189.036,64 TL'nin eş, anne ve baba arasında yapılan garame hesabına göre ise davacı eş için 138.170,71 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmıştır. Bilirkişi ek raporu dosya kapsamına, yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olduğundan hükme esas alınmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde, sigorta şirketlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde maddi tazminattan sorumlu olduğu düzenlenmiştir. ZMMS poliçe limitini aşacak şekilde tazminat hesap edilmesi halinde, davacıya daha evvel ödeme güncelleme yapılmaksızın poliçe limitinden mahsubu ile bakiye tazminata hükmedilmelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2008/5394 E. ve 2009/101 K. ve 2019/1095 E. ve 2020/4563 K. sayılı kararı). Somut olayda davalı sigorta şirketinin olay tarihinde sürekli iş göremezlik (sakatlık ve ölüm) teminat limiti kişi başına 268.000,00 TL, kaza başına 1.340.000,00 TL'dir. Davaya konu kazada ölen ... ...'in hak sahibi olan tüm yakınlarının talep edebileceği tazminatlardan, davalı sigortacının bu limitle sınırlı olarak sorumlu olacağı açıktır. Buna göre desteğin eşi, 2 çocuğu, anne ve babasının sağ olduğu, eldeki davada davacılardan ...'in eş, ... ve ...'ın ise ölenin çocukları olduğu anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi tarafından 25.07.2014 tarihinde hak sahiplerinden davacı ... için 63.441,82 TL, davacı ... için 6.983,61 TL, davacı ... için 8.537,03 TL olmak üzere 78.963,36 TL tazminat ödemesi yapıldığı çekişmesizdir. Müteveffanın anne babasına yapılan ödeme ise KTK'nın 96/2. maddesi kapsamında iyiniyetli ödeme kabul edilmediğinden dosyada yapılan hesaplamada dava dışı anne ve babaya da pay ayrılarak zarar hesaplanacak ancak anne babaya yapılan ödeme poliçe limitinden düşülmeyecektir. Aynı kazada bir kişi ölmesi bir kişinin ise (...) yaralanmış olması nedeniyle her bir zarar bakımından kişi başı limit aşılmamak üzere kaza başı limit uygulanacaktır. Bu halde destek ... ...'in ölümü nedeniyle kişi başı poliçe limiti 268.000,00 TL'den dava tarihinden evvel yapılan ödemeler güncellenmeden düşüldüğünde kalan poliçe limiti 189.036,64 TL olacaktır. Bilirkişi ek raporunda dava dışı anne baba pay ayrılmaksızın yapılan hesaplamaya göre kalan poliçe limiti olan 189.036,64 TL'nin eş, anne ve baba arasında yapılan garame hesabına göre ise davacı eş için 138.170,71 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamış ancak ıslah ile 185.626,17 TL talep edilmiştir. Bu halde davacı ... bakımından 138.170,71 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin ve davacılar vekilinin davacı ... bakımından istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin davacı ... bakımından istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : A-Davalı vekilinin istinaf başvurusu ile davacılar vekilinin davacı ... için istinaf başvurusunun REDDİNE, Davacılar vekilinin davacı ... için istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: Davanın KISMEN KABULÜNE; Davacılarının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 1-Davacı ... için 138.170,71 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 2-Davacı ... için 3.519,09 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 133.198,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 25/07/2014 (kısmi ödeme) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacıların fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Diğer davacılar ... ve ...'in destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin AYRI AYRI REDDİNE, 4-Alınması gerekli 18.777,60 TL karar harcından davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 1.156,70 TL (peşin, ıslah ve tamamlama harcı adı altında yatırılan toplam miktar) harcın mahsubu ile bakiye 17.620,90 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacılar tarafından yatırılan 27,70 TL başvuru harcı ile 1.156,70 TL peşin harcın (peşin ıslah ve tamamlama harcı adı altında yatırılan toplam miktar) davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Davacılar tarafından tarafından yapılan 687,00 TL ATK gideri, 373,60 TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.310,60 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 3.576,85 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, kalan tutarın davacılar üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan 97,45 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 16,58 TL'sinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine, kalan tutarın davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davanın kabul edilen kısmı için davacılar ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden davacı ... için kesinleşen karar nedeniyle 2024 AAÜT hükümlerine göre belirlenen 21.874,77 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine; Davacı ... için Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 9-Davanın reddedilen kısmı için davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan (davacı ... 5.523,50 TL'sinden, ... ... 250,00 TL'sinden, davacı ... 3.410,47 TL'sinden ve davacı ... ise kalan kısımdan sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davalıya verilmesine, 10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ; 1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından yatırana iadesine, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 18.777,60 TL harçtan peşin alınan 4.433,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.344 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Yasası'na göre davacı ...'den alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf aşamasında bilirkişiden ek rapor alınması için yatırılan 1.000,00 TL gider avansının emek ve mesaisine karşılık bilirkişiye ödenmesine, 5-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 332,45 TL posta ve tebligat gideri, 1.000,00 TL bilirkişi gideri toplamı 1.332,45 TL yargılama gideri ile 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, 6-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/12/2025