Başvuru, ceza infaz kurumunda meydana gelen intihara bağlı ölüm olayı ve ölüm temelinde açılan tazminat davasının uzun sürmesi nedeniyle yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda meydana gelen intihara bağlı ölüm olayı ve ölüm temelinde açılan tazminat davasının uzun sürmesi nedeniyle yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucunun oğlu F. çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlamasıyla Kayseri Sulh Ceza Hâkimliği kararı uyarınca 27/4/2010 tarihinde tutuklanarak İncesu Tutuklu Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) koğuşa yerleştirilmiştir. Kuruma yerleştirildiği tarih itibarıyla 18 yaşını doldurmamış (17 yıl 8 ay) olan F. hakkında düzenlenen genel adli muayene raporunda darp ve cebir izi bulunmadığı belirtilmiştir. F.nin yerleştirildiği koğuşta kendisi dâhil toplam yedi kişi barındırılmaktadır. Kurumun Psikososyal Servisi tarafından düzenlenen 28/4/2010 tarihli Çocuk Tutuklu/Hükümlü Ön Görüşme Tanıma Takip Formu'nda F.nin geçmişte fiziksel ya da psikolojik rahatsızlık geçirmediği, ilaç kullanmadığı, herhangi bir bağımlılığı olmadığı, daha önce kendisine zarar verme girişiminde bulunmadığı ve ilk kez ceza infaz kurumunda bulunduğu tespit edilmiştir. Formun sonuç kısmında ise F.nin kendisini ifade edebilen, sakin, duygusal, içine kapanık bir birey olarak değerlendirildiği, herhangi bir fiziksel/psikolojik rahatsızlık gözlemlenmediği ifade edilmiş ve ailesi ile görüşüldükten sonra genel değerlendirme yapılacağı kaydedilmiştir. 1/5/2010 tarihinde -Olay Tutanağı'nda belirtildiği şekliyle- koğuşta kalan çocukların kapıya şiddetle vurmaları üzerine Kurum personeli koğuşa intikal etmiş, F.nin uzun süredir tuvalette olduğunun söylenmesi üzerine kilitli olan tuvaletin kapısını kırarak içeri girmiş ve F.yi tuvalet penceresinin demir parmaklıklarına çarşaf parçası ile kendisini asmış vaziyette bulmuştur. F. bulunduğu yerden çarşafın kesilmesi suretiyle alınarak Kurum revirine taşınmış ve hemen akabinde acil servis ambulansı ile Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülmüştür. Hastane tarafından düzenlenen rapordan ambulansla getirildiğinde F.nin kalbinin durduğu anlaşılmıştır. İncesu Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) olay hakkında yürüttüğü soruşturmada ilk aşamada olay yeri krokisi ve olay yeri inceleme raporu hazırlamıştır. Anılan belgelere göre olay yerindeki 53x53 cm olan tuvalet penceresinin zemine mesafesi 157 cm olup koğuşun banyo ve çamaşırhanesinde yırtılmış çarşaf bulunmuştur. Pencerenin demir parmaklıklarına bağlanmış, ip şeklinde çarşaf parçaları vardır. Sonrasında olay günü Kurumda görevli bulunan personel listesi temin edilmiş, olay yeri fotoğrafları çekilmiştir. Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 18/10/2011 tarihli otopsi raporunda ölümün ası sonucu hipoksik beyin ve komplikasyonları sebebiyle gerçekleştiği tespit edilmiştir. Başsavcılık, mahpusların olay günü ve Kurum personelinin ise olaydan iki gün sonra ifadesini almıştır. 1/5/2010 günü nöbetçi olan ve olaya müdahale eden Kurum personeli A.R. ve O.Ş. birbiriyle örtüşen beyanlarında özetle olay günü gürültü duymaları üzerine koğuşa gittiklerini, koğuşta kalan çocukların tuvaletten uzun süre çıkmayan arkadaşları olduğunu söylemeleri üzerine tuvalet kapısını kırarak kendisini tuvalet penceresinin demir parmaklıklarına çarşaf ile asan F.yi bulunduğu yerden aldıklarını, ambulansı aradıklarını ve F.nin hastaneye sevkini sağladıklarını belirtmiştir. Kurum personeli ayrıca koğuşa olay günü nöbetleri başlayınca uğradıklarını, çocuklara bir sıkıntıları olup olmadığını sorduklarını, herhangi bir olumsuzluk tespit etmediklerini, F.nin bir problemi olduğuna dair izlenim de edinmediklerini ifade etmiştir. koğuşta F. ile birlikte kalan diğer mahpus çocuklar (toplam altı kişi) birbiriyle örtüşen ifadelerinde özetle olay günü F.nin tuvalete girip 15 dakika boyunca tuvaletten çıkmaması üzerine kapıyı çaldıklarını, içeriye bakmaya çalışıp içeriyi göremeyince Kurum personeline haber verdiklerini, Kurum personelinin kapıyı kırdığını, kendisini asmış vaziyetteki F.yi çıkararak ambulansa naklettiğini, ayrıca F.nin kendi hâlinde, içine kapanık, pek konuşmayan biri olduğunu ancak intihar edeceği yönünde bir izlenim edinmediklerini ifade etmiştir. Başsavcılık 28/6/2011 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Gerekçede, olay akışına ve toplanan delillere yer verdikten sonra F.nin intihara azmettirildiğine, teşvik edildiğine ya da intiharına herhangi bir şekilde yardım edildiğine dair delil olmadığını, Kurum personelinin de görevlerini ihmal ettiğine ilişkin herhangi bir bulgu tespit edilmediğini belirtmiştir. Karar itiraz aşamasından geçerek kesinleşmiştir. Başvurucu, Kayseri İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde oğlunun intiharında idarenin hizmet kusuru olduğu iddiasıyla tam yargı davası açmıştır. Mahkeme 25/9/2012 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararında öncelikle konuya ilişkin mevzuata ve ceza soruşturması dâhil olmak üzere olay akışına yer veren Mahkeme, insan hakları yargısı içtihadı uyarınca yaşam hakkına ilişkin pozitif yükümlülüğünün ihlal edildiğinden söz edilebilmesi için intihar riski bilinmesine rağmen gereken önlemlerin alınmaması gerektiğini vurgulamıştır. Kararda devamla ölümün ası nedeniyle meydana geldiğinin sabit olduğunu, eldeki deliller uyarınca, Kuruma gelmesini takiben üç dört gün içinde intihar eden F.nin intihar edeceği izlenimi veren herhangi şüpheli davranışı veya beyanının, yakınmasının olmadığını, tanık ifadelerinin de bu durumu desteklediğini, bu bağlamda Kurum idaresinin ölümün meydana gelmesinde bir kusuru olmadığını ifade ederek ret kararını gerekçelendirmiştir. Ret hükmüne yönelik temyiz talebi Danıştay Onuncu Dairesi tarafından 15/4/2016 tarihinde, karar düzeltme talebi de yine aynı Daire tarafından 29/9/2020 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 18/11/2020 tarihinde öğrenmesinin ardından 18/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.