2. Hukuk Dairesi 2025/6644 E. , 2026/1407 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/927 E., 2025/1007 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından maddî ve manevî tazminatların miktarları ile baba ile ortak çocuklar arasındaki kişisel ilişki süreleri yönünden; davalı-karşı davacı erkek vekili t…
2. Hukuk Dairesi 2025/6644 E. , 2026/1407 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/927 E., 2025/1007 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından maddî ve manevî tazminatların miktarları ile baba ile ortak çocuklar arasındaki kişisel ilişki süreleri yönünden; davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü, hükmedilen maddî ve manevî tazminatlar, nafakalar, velâyet düzenlemesi, reddedilen kendi tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı paragraflar dışında, davalı-karşı davacı erkek vekilinin ise aşağıdaki (4) numaralı paragraf dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Kişisel ilişki düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken temel ilke çocuğun üstün yararıdır. (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına İlişkin Sözleşme, md.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi, md.l; 4721 sayılı Kanun, md. 339/1, 343/1, 346/1; 5395 sayılı Kanun, md.4/b). Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Yine, 4721 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; "Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir" hükmü yer almaktadır. Anne ve babasından veya bunlardan birinden ayrılan çocuğun ana veya babasıyla düzenli kişisel ilişki kurması ve sürdürmesi, çocuk için bir hak olduğu gibi ana veya baba için de bir haktır. Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun bedeni ve fikri gelişimi yanında analık veya babalık duygularını tatmini de önemlidir. 4721 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 324 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kişisel ilişki düzenlenmesinde çocuğun sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından üstün yararı esas tutulur. Somut uyuşmazlıkta yapılan yargılama ve toplanan deliller, dosyada yer alan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tanık olarak dinlenen müşterek çocuk ...'in, babasının sapıklık içeren diziler, uygunsuz videolar izlediğini anlattığı, erkek tarafından saklanan cinsel içerikli kayıtlar içerisinden kadın tarafından dosyaya sunulan baba-kız arasında cinsel ilişkiyi normalleştirir şekilde çizgi roman bulunduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle çocukların üstün yararı dikkate alınarak yatılı kişisel ilişkinin kaldırılması suretiyle yatısız olacak şekilde kişisel ilişki düzenlemesi yapılması gerekirken, kişisel ilişkinin yatılı olacak şekilde düzenlenmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevî tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığının anlaşılmasına nazaran davacı-karşı davalı kadın yararına hükmolunan manevî tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Türk Borçlar Kanununun 50... . maddeleri nazara alınarak daha uygun miktarda manevî tazminat (TMK m. 174/2) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 4.Davalı-karşı davacı erkek tarafından karşı dava dilekçesinde 1.000.000 TL maddî ve 1.000.000 TL manevî tazminat talep edilmiş olup, erkeğin tazminat talepleri hakkında Mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2), (3) ve (4) nolu paragraflarda belirtilen nedenlerden dolayı ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda (2) ve (3) numaralı paragraflarda belirtilen nedenlerden dolayı kişisel ilişkinin süresi ve manevi tazminatın miktarı yönünden kadın yararına, (4) numaralı paragrafta belirtilen nedenden dolayı hakkında hüküm kurulmayan tazminat taleplerinden dolayı ise erkek yararına BOZULMASINA, 3.Yukarıda (1) nolu paragrafta belirtilen nedenden dolayı taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.