3. Hukuk Dairesi 2024/4297 E. , 2025/3348 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/963 E., 2024/1069 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2021/177 E., 2023/121 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafın…
**3. Hukuk Dairesi 2024/4297 E. , 2025/3348 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/963 E., 2024/1069 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2021/177 E., 2023/121 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 22.09.2018 tarihinde sezaryen ile davalı hastanede doğum yaptığını, doğum yaptıktan sonra ağrılarının başladığını, bu sırada kolunda serum takılı olduğu halde bacağından iğne yapıldığını, sonrasında o bölgede şişlik olmaya başladığını, şişliğin morluğa dönüştüğünü, cildinin enfeksiyon kaptığını, vücudundan irin akmaya başladığını, daha sonra plastik cerrahiye başvurarak ameliyat olduğunu, söz konusu ağrı kesici iğnenin serum ile verilebileceğinin açık olduğunu, iğnenin bacaktan yapılması sonucunda olası sonuç hakkında bilgi verilmediğini ileri sürerek; şimdilik 10,00 TL maddi tazminatın 22.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davacıya verilen ağrı kesicinin doğum sonrası hastaların ağrıları olması durumunda verilen bir ilaç olduğunu, meydana gelen olayın komplikasyon niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; enjeksiyondan sonra davacının sağlık durumunun bozulduğu, Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) 02.11.2022 tarihli raporu ile davacının tedavisine katılan sağlık peronelinin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun tespit edildiği, aydınlatılmış onamların alındığı, olayda ve gelişen süreçte davalı hastanenin kusurlu olmadığı ve oluşan zarardan sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına, toplanan delillere, delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve kararın dayandığı gerekçeye göre, davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin hatalı olduğunu, alınan bilirkişi raporunun eksik olduğunu, gerekçelendirme yapılmadığını, ağrı kesici ve enjeksiyon uygulaması hakkında müvekkilin bilgilendirilip bilgilendirilmediği hakkında bir araştırma yapılmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından ve hizmet kusurundan kaynaklanan zararın istemine ilişkindir. Mahkemece aldırılan ATK ve Üniversite doktorlarından oluşan bilirkişi heyet raporlarında, her ne kadar Hastanede yatmakta olan ve damar yolu açık olarak tedavi uygulanan hastalarda ağrı kesici tedavi için damar yolu tercih edilmekte ise de bazen etki süreleri daha uzun olduğu için ağrı kesicilerin kas içi uygulanabileceği şeklinde görüş bildirilmiş olup, hastanın bilgilendirildiği ve onamının alındığı, yara yerinin tamamen iyileştiği, bilirkişi raporlarının Yargıtay, taraf ve Mahkeme denetimine açık, denetlenebilir olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.