(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/12806 E. , 2008/1462 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... ile davalı vekili avukta ...'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenild
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/12806 E. , 2008/1462 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... ile davalı vekili avukta ...'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı kooperatifin arsası üzerine inşaat yaptırmak üzere anlaştığı ... İnşaat A.Ş ile aralarında çıkan ihtilafın giderilmesi konusunda hukuki yardımda bulunmak üzere davalı ile 21.1.1998 tarihli sözleşme düzenlediklerini, sözleşme gereğince 3. şahıslara intikal eden toplam 47 adet kat irtifakı tapusunun iptali için davalar açıp takip ettiğini, ücret sözleşmesi ile davaların kazanılması halinde kendisine 4 adet dairenin bitmiş halde verileceğinin, bunun da masraf ve aidatları davalı kooperatif tarafından karşılanmak üzere kooperatif üyeliği şeklinde temin edileceğinin kararlaştırıldığını, davaların reddi halinde dava değeri üzerinden asgari ücret ödeneceğinin hükme bağlandığını, davaların yargılaması devam ederken davalı kooperatifin dava konusu daireleri dava dışı bir başka kooperatife devrettiğini öğrendiğini, davaları kazansa bile kendisine ücret olarak verilmesi kararlaştırılan dairelerin 3. şahsa devri nedeniyle verilmesi imkanı kalmadığını ileri sürerek, vekalet görevini devam ettirmekle beraber 4 adet dairenin kendisine verilmesi gerektiğinin tespitine, kooperatifin bunları aynen, olmadığı takdirde hüküm tarihindeki değerlerinin vekalet ücreti olarak kendisine ödemesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin hasılı davaya iştirak niteliğinde bulunduğundan geçersiz olduğunu, açılan davalarda henüz kazanılan bir şey olmadığını, davacı avukatın açtığı davalar sonuçlanmadan ücret isteyemeyeceğini, 2007/12806 2008/1462 davacı avukatın yönlendirmesi sonucu görülen davalarda ifraz isteğinde bulunulduğunu, sonra da dava miktarını küçülttüklerinden bahisle kendilerini suçladığını, güven sıkıntısı doğduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalar devam ederken ücret yönünden taraflar arasında ihtilaf çıktığı, davacının ihtar çekerek ücretini istemesi ve eldeki davayı açması üzerine davalının davacı avukatı azlettiği, davacı avukatın ücretini isteyip hakkını aramasının azli haklı kılmadığı, taraflar arasında düzenlenen ücret sözleşmesinde 4 adet daire verileceği kararlaştırmasının geçersiz bulunduğu, Avukatlık Yasası gereğince geçersiz sözleşme nedeniyle davacının dava konusu müddeabihin %10’u oranında ücrete hak kazandığı, bilirkişi raporu ile 47 adet dairenin eldeki dava tarihi itibariyle belirlenen değeri üzerinden 399.500,00 YTL’den taleple bağlı kalınarak 340.000,00 YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazla hakkın saklı tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Mahkemece, davacı avukatın ücretini istemesinin hakkını aramak niteliğinde bulunduğu ve azlin haksız olduğu, avukatlık ücret sözleşmesinde, dava konusu dairelerden 4 adedinin davacı avukata ücreti vekalet olarak verileceğine dair kararlaştırma, hasılı davaya iştirak niteliğinde olduğundan Avukatlık Kanununun 163 ve 164.madde hükümlerine göre geçersiz sayılarak, aynı yasanın 164/4.maddesine göre müddeabihin %10 u ile %20 sı oranında avukatlık ücretinin tayini gerektiği gerekçe gösterilerek ve %10 takdir edilmek suretiyle davacı talebi ile bağlı kalınarak 340.000,00 YTL’nin tahsiline karar verilmiştir. Gerçekten taraflar arasında düzenlenen 21.1.1998 tarihli ücret sözleşmesinin, hasılı davaya iştirak niteliğinde bulunduğundan yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Kanununun 163. maddesine göre geçersiz olduğunda duraksama yoktur. Azil haksız dahi olsa davacı Avukatlık kanununa 13.1.2004 tarihinde 5043 sayılı kanunla eklenen geçici 21. madde Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden ücret sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 163/son maddesi gereği o tarihteki asgari ücret tarifesine göre ücret isteyebilir. Davacı, sözleşme gereği üstlendiği davalar henüz yargılama aşamasında iken ücretinin ödenmesi talebiyle 8.9.2003 tarihli ihtarnameyi göndererek ücretinin ödenmesini istemiş, 28.4.2004 tarihinde de eldeki davayı açmıştır. Davalı ise davalar neticelenmeden ücret istenemeyeceğini savunmuş, dava açılmasından sonra davacı avukatı 9.6.2004 tarihinde azletmiştir. Somut olayda öncelikle çözümlenmesi gereken husus, davacı avukatın üstlendiği ve takip ettiği davalar henüz sonuçlanmadan ücretini istemesinin ve bunu teminen müvekkiline karşı dava açmasının kusurlu bir hareket olup olmadığıdır. Avukatlık ücretinin ne zaman muaccel olacağı konusunda yasada açık bir hüküm yok ise de, yasanın 171/1 maddesi ve asgari ücret tarifesinin 2. maddesi düzenlemesi karşısında üstlenilen işin bitmesi ile ücretin muaccel olacağı kabul edilmelidir. Nitekim taraflar arasında düzenlenen 21.1.1998 tarihli sözleşmede de ücretin ... bitiminde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu halde dava bitmeden ücret isteyen davacının bu davayı açmakla taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mahkemenin kabulünün aksine davalı tarafça yapılan azil haklıdır. Avukatlık Kanununun 174. maddesine göre, avukatın haksız olarak azli halinde ücretin tamamı azil edilen vekile verilir ancak, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise, yani azil haklı ise avukatlık ücretinin ödenmesi gerekmez. Öyle olunca, mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken, delillerin yanlış değerlendirilmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: 1. bent gereği davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereği kararın davalı yararına BOZULMASINA,, aşağıda dökümü yazılan 0.90 YTL’ kalan harcın davacıdan alınmasına, davalının peşin harcının istek halinde iadesine, 7.2.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.