Başvuru, hukuka aykırı olarak hükümle birlikte tutuklanma ve davanın esasına ilişkin gerekçeli kararın geç yazılması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, hukuka aykırı olarak hükümle birlikte tutuklanma ve davanın esasına ilişkin gerekçeli kararın geç yazılması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/3/2014 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 16/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 4/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 4/8/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. İkinci Bölüm tarafından 17/5/2016 tarihinde yapılan toplantıda, başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2008/1756 sayılı soruşturma kapsamında 10/1/2009 tarihinde gözaltına alınmış; 11/1/2009 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimliğince tutuklanmıştır. Tutuklama kararına karşı yapılan itiraz üzerine 22/1/2009 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 2009/72 Değişik İşsayılı kararı ile başvurucuyutahliye etmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının E.2009/565 sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında 5/8/2009 tarihinde "Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, TBMM'yi ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, hükümeti ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs, suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçlarından kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince E.2009/191 sayılı dosya kapsamında yapılan yargılama sonucunda 5/8/2013 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutuklanmasına, diğer suçlardan beraatine karar verilmiştir. Başvurucu 6/8/2013 tarihinde -gerekçeli temyiz dilekçesini daha sonra sunmak üzere- kararı temyiz etmiştir. 12/8/2013 tarihinde başvurucu, hükümle birlikte verilen tutuklama kararına itiraz ederek tahliye talebinde bulunmuş, 16/8/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 2013/500 Değişik İş sayılı kararında " ... mahkeme heyetince verilen tutuklama kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı..." gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Bu karara karşı yapılan itirazı değerlendiren İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 22/8/2013 tarihli ve 2013/553 Değişik İş sayılı kararıyla "...mahkûmiyet kararı ile birlikte verilen tutuklama kararının ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, herhangi bir isabetsizlik görülmediği ..." gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Gerekçeli kararın yazılmasının uzaması nedeniyle başvurucu 25/12/2013 tarihinde yeniden tahliye talebinde bulunmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 27/12/2013 tarihli ve 2013/854 Değişik İş sayılı karar ile "Davanın kovuşturma aşamasının 5/8/2013 tarihinde sona erdiği, bu tarihte verilen kararlara itiraz süresinin ise 12/8/2013 tarihinde dolduğu, bu aşamadan sonra kovuşturma aşamasının tamamlanmış olduğu, bu nedenle itiraz süresinin geçtiği, ayrıca kararda usul ve yasaya aykırılık, kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı ve sanık Mustafa Balbay için verilmiş 4/12/2013 tarihli Anayasa Mahkemesi kararının bireysel başvuru üzerine seçilme hakkı ile ilgili karar olduğu, kararın itirazda bulunan sanık ile ilgili olacak şekilde yorumlanamayacağı, daha önce aynı konudaki talebin ve itirazın reddedilmiş olması ..." gerekçesine dayanarak yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Bu karara yapılan itiraz üzerine İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 23/1/2014 tarihli ve 2014/121 Değişik İş sayılı kararıyla "... İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin sanık hakkında vermiş olduğu 27/12/2013 tarihli tahliye talebinin reddi kararının ve gerekçesinin usul ve yasayauygun olduğu, herhangi bir isabetsizlik görülmediği..." gerekçesiyle başvurucunun itirazını reddetmiştir.Karar, başvurucuya 17/2/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.Başvurucu 11/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu 7/4/2014 tarihli dilekçesi ile karar veren İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin kapatıldığını ve gerekçeli kararın yazım aşamasında olduğunu beyan etmiştir.B. İlgili Hukuk 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)," 5271 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:"Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur."