8. Hukuk Dairesi 2022/5710 E. , 2024/5350 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin başvurusunun esastan reddine k
**8. Hukuk Dairesi 2022/5710 E. , 2024/5350 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Muğla ili Bodrum ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 393 ada 2 parsel sayılı 14.873,20 m2 yüzölçümündeki taşınmaz çamlık ve çalılık vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar vekili; dava konusu Muğla ili Bodrum ilçesi ... Mahallesinde kadastro tespit çalışması yapıldığını, davacıların murisi ...'ın zilyet ve tasarrufunda kalan 393 ada 2 parselin davalı adına tespit gördüğünü, davacıların murisine babasından kalan taşınmazda davacıların yıllarca tütün, buğday, arpa ekmek suretiyle 70-80 yıldır zilyet ve tasarrufta bulunduklarını belirterek, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile muris ... tespit tarihinden sonra öldüğünden taşınmazın iştirak halinde mirasçılar adına, mümkün olmadığı takdirde muris ... adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerindeki şartların oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazın 1965 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre, orman sayılmayan yerde kaldığı, taşınmazın öncesinde tarım arazisi olarak kullanılmakta iken, 1980-82 yılından sonra iradi olarak terk edilerek kullanılmaması nedeniyle dava konusu taşınmaz ve çevresinin ormanlaşmaya başladığı, incelenen 1992 yılı hava fotoğrafı ve 2004 yılı uydu fotoğrafına göre, tam kapalı kızılçam ağaçları ve çamlık-çalılık vasfında olduğu, 2004 yılından sonra taşınmaz üzerindeki orman ağaçlarının insan müdahalesi ile ortadan kaldırılmaya başlandığı, etrafını çevreleyen 393 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tam kapalı kızılçam ormanı halinde olup çamlık ve çalılık vasfı ile Hazine adına tespit edildiği; dava konusu taşınmazın ilk imar ihyasının 50-60 yıl önce tamamlanmasına rağmen, 1980-82 yıllarında iradi olarak terk edilip orman haline dönüşmesinden sonra tekrar imar ihya edilerek tarım arazisi halinde getirilmediği, halen imar ihyası tamamlanmamış (B) kısmının % 30 eğimli, çamlık ve çalılık vasfında olduğu, tespit tarihi olan 2007 yılı itibariyle zeminde kadastro tespitine yönelik çalışma yapıldığı, bu hali ile 2007 yılında yapılan arazi kadastrosu tespit günü itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde aranan imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının davacı lehine oluşmadığı gerekçesiyle" davanın reddine, dava konusu Muğla ili Bodrum ilçesi ... Mahallesi Yayla mevki 393 ada 2 parselin Maliye Hazinesi adına kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, "dosya içeriğine, dava dilekçesine, yapılan keşfe, mahkeme gözlemine, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı usulüne uygun yapılan inceleme ve araştırmaya, uzman bilirkişi raporuna, kararda yazılı gerektirici nedenlere, istinaf talep dilekçesi içeriğine göre; dava konusu taşınmazın eski tarihli hava fotoğraflarında açıklık olarak göründüğü, ancak 1980-1982'li yıllarda taşınmazın zilyetliğinin iradi olarak terk edilmesi üzerine taşınmazın üzerinde orman bitki örtüsünün oluştuğu, dava konusu taşınmazın 1987 ve 1992 yılları hava fotoğraflarında tamamı üzerinde ağaç/bitki formları bulunduğu (taşınmaz üzerinde görülen ağaç/bitki formlarının büyük çoğunluğunun çam, bir kısmının ise ahlat, meşe, menengiç ağaçları ile yöreye özgü çalı vs. maki bitkileri olduğu) taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapıldığına dair bir emare görülmediği; 1996 tarihli memleket haritasında üzerinde çam ağacı ve çalılık rumuzu bulunan açık yeşil renkli alanda kaldığı; zirai yönde yapılan değerlendirmede taşınmaz üzerinde hali hazırda herhangi bir kültür bitkisi bulunmadığı, kıraç yapıda olduğu, mevcutta bitkisel üretim faaliyeti bulunmadığı, (B) harfi ile gösterilen kısımda toprak bulunmaması ve eğimin yüksek olması nedeniyle mekanize tarıma uygun olmadığı, 6831 sayılı Orman Yasasının 1/j maddesi gereği toprak ve su rejimi açısından korunması gerekli yerlerden olduğu, (A) harfi ile gösterilen kısmın ise hali hazırda imar-ihyasının tamamlandığı, tarla olarak kullanılmaya müsait olduğu, üzerinde herhangi bir kültür bitkisi bulunmadığı, klizimetre ile yapılan ölçümde (A) harfi ile gösterilen yerin %5-10 eğimli, (B) harfi ile gösterilen yerin %30 eğimli, taşlık kayalık yapıda olup üzerinde toprak bulunmadığı; parselin bütününün doğusunun devlet ormanı, güneyi ve batısının orman tahdidinde orman sayılmayan, ancak 393 ada 15 parsel sayılı Maliye Hazinesi adına orman ve çalılık vasfı ile sınırlandırma ve tescil edilmiş eylemli orman (tam kapalı kızılçam ormanı) bulunduğu, kuzeyindeki 3 sayılı parselin etrafının devlet ormanı ile çevrili olduğu, belirlenen özellikleri itibarıyla taşınmazın kazanıma elverişli olmadığı, tespit tarihi olan 2007 tarihinden geriye doğru 20 yıllık (1987-2007 tarihleri arasındaki) dönemde, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığı, bu nedenle, imar-ihya ve tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl aralıksız, nizasız, malik sıfatıyla zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği, kadastro tespit tarihi itibariyle davacılar yararına TMK'nun 713 ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 nci maddelerinde belirtilen mülkiyeti kazanım koşullarının oluşmadığı ve davalı Hazine adına yapılan kadastro tespitinde hata bulunmadığı anlaşıldığından, bu yönüyle davacıların davasının reddine ilişkin mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.