Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkile ait ------ plakalı araca, 13/11/2021 tarihinde dava dışı -----plakalı aracın çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın sonucu düzenlenen kaza tespit tutanağından, ----- raporundan ve-----kayıtlarından da anlaşılacağı üzere ------ plakalı araç sürücüsü asli ve tam kusurlu olduğunu belirterek, şimdilik 100,00 TL hasar bedeli, 472,00 TL ------- hizmet bedeli olmak üzere toplam 572,00 TL’nin davalıdan temerrüt ta
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkillerinin murisi ...'nın 04.01.2020 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin murisin mirasçıları olduklarını, murisin hissedar ve yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti.'nin, davalı Taslîye Halinde ... Merkezi Roma İstanbul şb. ünvanlı şirketin acentesi olduğunu, ... şirketinin, ...nün ... sicil no'sunda kayıtlı iken 29.7.2006 tarihli ilan ile tasfiyesi sona ererek sicilden terkin edildiğini, ...'nın yetkilisi olduğu ... Sigortanın, ... şirketine doğmuş doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere maliki olduğu İstanbul İli Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi ... Ada (Eski Ada ...) ... Parsel ... Blok ...,Kat ... no'lu bağımsız bölüm üzerinde davalı ... şirketi lehine 2,. derece 1.sıradan 500.000 TL miktarlı bir teminat ipoteğinin 27.6,1995 tarihinde ... yevmiye no ile tesis ettirdiğini, tapu üzerinde ipotek şerhinin bulunması ve davalı şirketin sicilden terkin edilmesi nedeniyle tapuya ipotek fek talebi ve işlemi yaptırılamadığı için muris... mirasçıları olan müvekkillerinin tapudan faydalanamadıklarını ve menfaatlerinin zedelendiğini, ... Ltd. Şti.'nin de sicilden terkin edildiğini, ipotek fekki için yasal yollara başvurulacağından davalı şirketin sicil kaydının ihyası gerektiğini belirterek, tasfiye neticesi sicil kaydı terkin edilen Tasfiye Halinde ... Merkezi Roma İstanbul Şb. ünvanlı ticaret şirketinin sicil kaydının ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça, cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/06/2021 tarih ve 2021/123 Esas - 2021/466 Karar sayılı kararı ile; "... açılan dava terkin edilen tüzel kişiliğin yeniden ihyası istemine ilişkin olup ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması ve davacıların murisi ... 'nın maliki olduğu taşınmaz üzerine, terkin edilen şirket lehine konulan ipoteğin fekki talep edilmektedir.TTK 547 mad.kapsamında ek tasfiye işlemlerini tamamlamak için istemde bulunabilecekler sınırlı olarak sayılmış olup son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar şirketin ihyası davasını açabileceklerdir. Oysa ki davacıların murisi ... taşınmaz maliki ve ipotek borçlusudur. İpotek alacaklısı olan şirketin ihyasını talep edebilecekler arasında olmayıp davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " TTK 547. Md. gözetilerek davacının aktif husumet ehliyeti olmadığından açılmış olan davanın REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, ilaveten; davacı müvekkillerin aktif husumet ehliyetleri ve davayı açmada hukuki menfaatleri bulunduğunu, sicilden silinen şirketi ihya etmeden taşınmaz üzerindeki ipoteği fek ettirmelerinin mümkün olmadığını, bu yönde başvurabilecekleri başka bir yol da bulunmadığını, ipotek kaydı bulunması nedeniyle müvekkillerinin taşınmazla ilgili tasarrufta bulunamadıklarını ve maddi manevi zarara uğradıklarını, Davalı şirketin tasfiyesinin, tam ve usulüne uygun olarak gerçekleştirilmediğini, şirket lehine tesis edilen ipotek fek işlemi eksik bırakılarak tasfiyenin sonuçlandırıldığını ve şirketin 29.7.2006 tarihinde sicilden terkin edildiğini, Yargıtay 11.H.D.nin 2007/358 E. 2007/337 K. sayılı 6.6.2007 Tarihli kararı doğrultusunda, tasfiyenin gerektiği gibi tamamlanmadığı, ipotek hakkının fekki hususunun eksik bırakıldığı, dolayısıyla gerçek anlamda bir tasfiye işlemi yapılmadığı ve yapılan bu hatalı tasfiye işleminden zarara uğrayan müvekkillerinin dava açma hakları olduğunun açık olduğunu, işbu dava ile aynı mahiyette olan Yargıtay 11.H.D.nin 2016/532 E - 2016/1276 K sayılı 10.2.2016 tarihli kararında, yine mirasçıların şirketin ihyası davası açabileceklerinin açıkça kabul edildiğini, Mahkemenin gerekçeli kararının 3. bendinde vekalet ücretiyle ilgili kararını "tashih şerhi" ile değiştirdiğini, tashih şerhi ile hükmün kapsamının değiştirilip genişletilmesinin kanuna ve usule aykırı olduğunu, ayrıca tasfiye memurlarından ... vekilinin davaya cevap dahi vermediğini, ilk celseye katılarak vekaleti ve beyanlarını sunmak için süre istediğini ve mahkeme kararından sonra vekaletin dosyaya sunulduğunu, davaya cevap verilmediği, ilk celsede husumet yönünden ret kararı verildiği ve verilen emek göz önüne alındığında vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesinin de ayrıca usule aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının esastan ortadan kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.