17. Hukuk Dairesi 2013/2204 E. , 2013/6368 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın plakası tespit edilemeyen bir kamyonun tam kusurlu olarak çarpması sonucu hasarlandığını, da
**17. Hukuk Dairesi 2013/2204 E. , 2013/6368 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın plakası tespit edilemeyen bir kamyonun tam kusurlu olarak çarpması sonucu hasarlandığını, davalı sigorta şirketinin başvuruya rağmen ödeme yapmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.810,52 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili davacının hasarın oluş şeklini farklı biçimlerde izah ettiğini, araçtaki üç ayrı noktada bulunan hasarın aynı zamanda meydana gelebileceğinin teknik olarak imkansız olduğunu bildirip hasar miktarına ve faiz itiraz ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre kasko sigortalı araçta meydana gelen hasar ile kazanın birbiriyle uyuşmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir. Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarınn A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkca aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Davacı taraf, sahip olduğu aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını belirterek hasar tutarının davalı sigortadan tahsilini istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili ise davacının farklı zamanlarda, farklı şekillerde oluşan ve de kasko teminatında olmayan hasarlarını bir şekilde müvekkilinden tahsil etmenin yollarını aradığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece kazanın oluş şekline göre davacı tarafından farklı anlatımda bulunduğu ve varsayılan kaza ile hasarın uyumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla rizikonun teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Somut olaya bakıldığında, davalı sigorta şirketine kaskolu olan davacıya ait araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe yürürlük süresi içerisinde meydana geldiği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık söz konusu değildir. Davacı aracının park halinde bulunduğu liman sahasındaki görevliler tarafından tutanakta davacı aracına çimento tahliyesi yapan araç tarafından çarpıldığı, araçta yüklü şekilde hasar meydana geldiği ve jandarmaya haber verildiği belirtilmiştir. Jandarma tarafından tutulan olay yeri görgü tespit tutanağında ise kaza yerinde park halinde olan araçtaki hasar durumu tespit edilmiştir. Mahkemece keşif sırasında dinlenen tanık da dava konusu kazanın olay yerinde meydana geldiğini bildirmiştir. Tanık beyanı, olay yerinde görevliler tarafından tutulan tutanak ve jandarma olay yeri görgü tespit tutanağı içeriğine göre kazanın ve hasarın bildirilen yerde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda sigortalı araçta belirtilen kaza nedeniyle bir hasarın olduğu sabit olduğu gibi davacı sigortalı tarafından rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirildiği, rizikonun ihbar edilenden farklı bir şekilde gerçekleştiği davalı sigortacı tarafından ileri sürüldüğünden, olaydaki ispat külfeti mevcut durumun aksini iddia eden sigortacı üzerinde bulunmaktadır. Davalı sigortacı bu iddialarını soyut ifadelerle değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Dosya kapsamı itibariyle, sigortacı ileri sürdüğü hususları ispat edebilmiş değildir. O halde, dava konusu hasarın kasko sigortası teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek, sigortalı araçta oluşan gerçek zarar yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.