4. Hukuk Dairesi 2022/842 E. , 2024/8312 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1350 E., 2021/1442 K. DAVA TARİHİ : 20.11.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/ İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2013/510 E., 2021/643 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın
**4. Hukuk Dairesi 2022/842 E. , 2024/8312 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1350 E., 2021/1442 K. DAVA TARİHİ : 20.11.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/ İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2013/510 E., 2021/643 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...’ın 18.11.2013 tarihinde davalı şirket çalışanları tarafından akşam saat 19.30 sıralarında evinin yakınında bulunduğu kıraathaneden hile ile ''oğlun Harun trafikte birileri ile kavga etmiş adamlar da kendisini şirkete kadar takip etmişler bu yüzden derhal seni şirkete götürmemiz gerekiyor'' demek suretiyle kendisini kandırarak araca bindirdiğini ve araçtan inmesine izin vermeden davalı şirket binasına zorla götürüldüğünü, şirket yetkililerinin kendisinden gece saat 22.00 sıralarında zorla açık senet aldıklarını, senette kimin alacaklı olduğu belirtilmediği gibi, düzenleme tarihi, vade tarihi ve senet miktarının da yazılmadığını, senette davacı ...'ın sadece iki tane imzası alındığını, oğlu Harun'un şirkete verdiğini iddia ettikleri zararları davacıdan hürriyetini kısıtlamak suretiyle zorla ve hile ile yağma suçu işlemek suretiyle açık senet imzalatıldığını, davanın kabulüne, davacı ...'ı korkutmak, tehdit etmek hürriyetinden yoksun kılmak suretiyle kendisinden zorla açık senet alan davalı şirkete davacının borçlu olmadığının tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalı şirket tarafından müvekkil davacı hakkında başlatılacak olan icra takibinin ihtiyaten durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; savcılık soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği, davacı ...'ın oğlu olan ...'ın davalı şirkette çalıştığı sırada müşterilerden tahsil ettiği paraları müvekkil şirkete teslim etmediği, ... tarafından bu durumun itiraf edildiğini ve zarar miktarı kadar senedin imzalanarak şirkete verildiğini, davacının da oğlunun borcundan dolayı duyduğu mahcubiyet sebebi ile özgür iradesi ile bonoyu imzaladığını, davacının bonoda kefil değil aval konumunda olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; davacı, davalı şirket çalışanları tarafından korkutularak zorla elinden senet alındığı iddia edilmiş olup senetteki imzanın inkâr edilmediği, davaya konu bononun zorla alındığı iddia edilen zamana yönelik kamera kayıtlarının incelendiği, kamera kayıtlarında bonoda imzaları bulunan müştekilerin şirket dışına girip çıktıkları, sigara içtikleri, telefonda konuştukları, kaçma veya telefonla olayı ihbar ve şikayet etme imkanlarının olduğu halde bu yola başvurmadıkları, zorla alıkonulduklarına dair bir delil bulunmadığı, zorla senet imzalatıldığını kanıtlayamadıkları, ceza yargılaması sırasında dinlenilen ve mahkememize bildirilen tanıkların usul ekonomisi gereğince huzurda dinlenilmesine gerek görülmeyerek ceza yargılaması sırasında vermiş oldukları beyanların mahkemece yeterli görüldüğü, davacının dava konusu senedin cebir ve tehdit neticesinde alındığı, kambiyo senedi niteliğinde ve sebepten mücerret bulunan bonolara karşı borçlu bulunmadığının yazılı delillerle ispatı gerektiği ancak senedin davacıya zorla imzalattırıldığı iddiasının tanıkla ispatı mümkün olmasına karşın gerek huzurda gerek ceza yargılaması sırasında dinlenilen davacı tanıkların görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, duyumlarını beyan ettikleri, bu haliyle ispat yükü üzerinde olan davacının sunduğu delillerin davasını ispatlamaya elverişli olmadığı, suçlamaların mahiyeti itibarıyla konusu suç teşkil eden konularda yemin teklif edilemeyeceğinden yemin deliline dayanılmasının da söz konusu olamayacağı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hukuk hakiminin ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleri ile bağlı olmadığı gibi ceza hakimi tarafından verilen beraat kararı ile de bağlı olmadığını, alınan tanık ifadelerinden, davaya konu senedin davacı ...'dan 18.11.2013 tarihinde alındığının açıkça ortada olduğunu, davalı şirketin 18.11.2013 tarihine dair iş yerinin içini ya da dışını gösteren herhangi bir kamera kaydı ibraz etmediğini, davacının hiçbir aşamada davalı şirket çalışanlarının kendisine cebir ve şiddet uyguladığına dair bir iddiada bulunmadığını sadece kendisini kandırarak davalı şirkete götürdüler dediğini, davacının bu iddiasının bizatihi davalı şirket çalışanı Şeref Kürekçi'nin 17.12.2013 tarihinde kolluğa verdiği ifadesi ile kanıtlandığını, davacının anlatımlarına üstünlük tanınması gerektiğini, davacının şikayet etmede gecikmediğini, kendisinden 18.11.2013 Tarih gece saat 22:00 gibi dava konusu senet alındığını, ertesi gün yani 19.11.2013 tarihinde tekrar şirket çalışanının kendisini erkenden evinden aldığını, davalı şirkete götürdüğünü, kendisinin de 20.11.2013 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunup davayı açtığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; davacının zorla senet imzalattırıldığına yönelik yaptığı şikayet sonucunda yürütülen soruşturma sonucu ceza davası açıldığı, ceza davası sonucu beraat kararı verildiği ve kesinleştiği, başkaca davacı iddialarını ispata yarar dosyaya yansıyan bilgi, belge ve delil bulunmadığı, kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesi geçerli olup, davalının senedin altındaki temel ilişkiyi ispatla yükümlü olmadığı, bu sebeple ticari defterlerin incelenmesine gerek olmadığı, Ceza mahkemesinin beraat gerekçesine göre, ceza mahkemesi kararının, maddi vakıa yönünden hukuk hakiminin bağlayıcı bir tarafı bulunmuyor ise de, davacı tarafından gösterilen diğer deliller ve tanık ifadeleri davacının senedin zorla imzalattırıldığı iddiasını ispata yeterli olmadığı, bu halde ispat yükü üzerinde olan davacının iddialarını ispatlayamadığı, böylelikle davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle usûl ve yasaya uygun İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hukuk hakiminin ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleri ile bağlı olmadığı gibi ceza hakimi tarafından verilen beraat kararı ile de bağlı olmadığını, alınan tanık ifadelerinden, davaya konu senedin davacı ...'dan 18.11.2013 tarihinde alındığının açıkça ortada olduğunu, davalı şirketin 18.11.2013 tarihine dair iş yerinin içini ya da dışını gösteren herhangi bir kamera kaydı ibraz etmediğini, davacının hiçbir aşamada davalı şirket çalışanlarının kendisine cebir ve şiddet uyguladığına dair bir iddiada bulunmadığını, sadece kendisini kandırarak davalı şirkete götürdüler dediğini, hükme dayanak alınan kamera kayıtlarının olay gününü değil, bir sonraki günü yansıttığını, bu nedenle karar dayanak alınamayacağını, davanın ceza dosya kapsamı ve tanık beyanları ile ispatlandığını, eksik inceleme ile verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirket yetkilileri tarafından davacıya zorla imzalatıldığı iddia edilen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.