Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasında reddedilen kısım için kanuni dayanağı olmaksızın aleyhe nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasında reddedilen kısım için kanuni dayanağı olmaksızın aleyhe nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Ankara'nın Gölbaşı ilçesi Tulumtaş köyünde bulunan 30 ada 7 parsel sayılı ve 41 ada 1 parsel sayılı paylı mülkiyete tabi taşınmazlar, hissesi oranında başvurucu adına kayıtlıdır. Bu taşınmazlar üzerinden Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından kamulaştırma yapılmaksızın enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucu 15/5/2013 tarihinde Gölbaşı (Ankara) Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açarak fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 000 TL tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 14/4/2014 tarihli bilirkişi raporunda; arsa vasıflı 30 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinin uygun olacağı, arsa vasıflı 41 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise tamamının kamulaştırılmasının uygun olacağı bildirilmiştir. Anılan bilirkişi raporunda, 30 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde irtifak hakkı tesis edilmesi nedeni ile oluşacak değer düşüklüğü oranı %28 olarak belirlenmiş; bu taşınmazın başvurucunun hissesine tekabül eden değerinin 670 TL, bu kısımda irtifak hakkı tesisi ile oluşacak değer düşüklüğü miktarının ise 508 TL olduğu belirtilmiştir. Raporda, 41 ada 1 parsel sayılı taşınmazın başvurucunun hissesine tekabül eden değeri 480 TL olarak belirlenmiş; başvurucunun her iki taşınmaz için davalı idareden talep edebileceği miktarın 508 TL ile 480 TL'nin toplamı olan 988 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Başvurucu 18/6/2014 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 30 ada 7 parsel sayılı taşınmaz için 670 TL, 41 ada 1 parsel sayılı taşınmaz için 480 TL olmak üzere toplam 150 TL olarak ıslah etmiştir. Anılan bilirkişi raporunu hüküm kurmaya elverişli bulan Mahkeme 13/11/2014 tarihli kararıyla taşınmazların bilirkişi raporunda belirtilen kısımları üzerinde davalı idare yararına daimî irtifak hakkı tesisine, 30 ada 7 parsel için 508 TL, 41 ada 1 parsel için ise 480 TL olmak üzere toplam 988 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme; maktu olarak hesaplanan dava ve ıslah harcının davalı idareden tahsiline, başvurucu lehine 500 TL maktu vekâlet ücretine hükmetmiştir. Taraflarca temyiz edilen karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 19/11/2015 tarihli kararıyla vekâlet ücreti ve yargılama harçları yönünden düzeltilerek onanmıştır. Daire; karar gerekçesinde 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun ile değişik 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun maddesinin on üçüncü fıkrası Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı kararı ile iptal edildiğinden 4/11/1983 tarihinden sonraki döneme ilişkin kamulaştırmasız el atmalarda nispi harca ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Daire; mahkeme kararının vekâlet ücretine ilişkin kısmını davanın kabul olunan kısmı üzerinden hesaplanan 018,68 TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak başvurucuya verilmesi, davanın ret olunan kısmı üzerinden hesaplanan 172,96 TL vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesi yönünde düzeltmiştir. Taraflar, onama kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Daire 20/12/2016 tarihli kararında; bilirkişi raporunda yazılı gerekçelere göre zemin bedeline hükmedilen dava konusu 41 ada 1 parselin davacı adına olan tapu kaydının iptaliyle idare adına tesciline karar verilmesi gerekirken taşınmaz üzerinde irtifak hakkı tesisine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek karar düzeltme istemini bu yönüyle kabul etmiştir. Daire 19/11/2015 tarihli onama kararı ile yaptığı düzeltmelere ek olarak mahkeme kararını da bu yönüyle düzelterek onamıştır. Nihai karar başvurucuya 13/1/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 24/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Kanun Hükümleri 2942 sayılı Kanun'a 18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılı Kanun ile ilave edilen ve 11/6/2013 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun'un maddesi ile değiştirilen "Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti" kenar başlıklı geçici maddenin (1), (7) ve (13) numaralı fıkraları şöyledir:"(1)Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. ...(7)Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir. ...(13) 4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve işlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır.” Anayasa Mahkemesi Kararı 6487 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kanun'un geçici maddesinin on üçüncü fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 13/3/2015 tarihli ve 29294 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı kararı ile iptal edilmiş; buna ilişkin iptal kararının yayımı tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği kararlaştırılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 6487 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kanun'un geçici maddesinin on üçüncü fıkrasının iptaline ilişkin hüküm gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"...Anayasa Mahkemesinin 2003 günlü, E.2002/112 ve K.2003/33 sayılı kararı üzerine ortaya çıkan içtihat farklılığının giderilmesi ve idarenin kamulaştırmasız el koyması yoluyla mağdur edilen vatandaşların haklarının korunması amacıyla 5999 Kanun'la 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddede, taleplerin çok yoğun olması halinde kamu idarelerinin tazminat ödeme konusunda zor durumda kalabilecekleri gözönünde bulundurularak bu şekildeki taleplerin karşılanabilmesi ve tazminatların ödenebilmesi için bazı özel düzenlemelere yer verilmiştir.Dava konusu kuralla, 1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe (2013) kadar gerçekleşen kamulaştırmasız el atmalar da madde kapsamına alınmış ve maddede yer verilen bazı hükümlerin bu taşınmazlar hakkında da uygulanması öngörülmüştür. Geçici maddede öngörülen hükümler, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 2942 sayılı Kanun'un maddesinin uygulandığı 1956 ilâ 1983 tarihlerini kapsayan dönemde oluşan bazı mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla çıkarılmıştır. Ancak kanun koyucu, bu mağduriyetlerin bir anda giderilmesinin bütçeye ölçüsüz bir yük getirerek kamusal hizmetlerinin aksamasına neden olacağını göz önünde bulundurarak münhasıran bu tarihleri kapsayan dönemde kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedellerinin ödenmesine ilişkin istisnai bazı hükümlere yer vermiştir. Geçmişe yönelik mağduriyetlerin giderilmesi ve o dönemden kaynaklanan ihtilafların tasfiyesi amacındaki üstün kamusal yarar dikkate alındığında, maliklerin de haklarının yeteri derecede gözetilmesi kaydıyla bu dönemle sınırlı olarak uygulanmak üzere bir takım istisnai düzenlemelerin yapılması mümkündür. Nitekim, geçici maddede, belirlenen bedelin ödenmesinde ödenek sınırlaması getirilmesi, borcun taksitler halinde ödenmesine imkan tanınması, haczedilmezlik yasağı öngörülmesi gibi malik aleyhine bir takım hükümlere yer verilmiş ise de belirlenen bedelin taksitler halinde ödenmesi durumunda 3095 sayılı Kanun uyarınca kanuni faiz ödenmesi öngörülerek malikin gecikmeden kaynaklanan zararları karşılanmak suretiyle kamusal yarar ile malikin kişisel yararı arasında makul bir denge kurulmuştur. Ancak, 1956 ilâ 1983 tarihlerini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine birtakım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 1983 tarihinden sonraki dönem için de uygulanmasının haklı bir temeli bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesince iptal edilen 2942 sayılı Kanun'un maddesinin doğurduğu ağır mağduriyetlerin bir anda giderilmesinin bütçeye getireceği ölçüsüz yük nedeniyle kamu hizmetlerinde meydana gelebilecek aksamalar dikkate alınarak o dönemle sınırlı olarak makul karşılanabilen bu istisnai hükümlerin sonraki dönemlere de uygulanması öngörülerek olağanlaştırılması, hukuk güvenliğini zedelemekte ve Anayasa'nın maddesinde güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın ve maddelerine aykırıdır. İptali gerekir...." Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 6/11/2012 tarihli ve E.2012/8526, K.2012/21485 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. ...Davanın niteliğine göre davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücreti taktir edilmesi, Doğru görülmemiştir. ..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/12/2012 tarihli ve E.2012/21794, K.2012/28197 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Dava, kamulaştırmasız el atılarak üzerine pilon dikilip enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın, pilon yeri bedeli ve irtifak hakkı karşılığının tahsili istemine ilişkindir....Davacı lehine hükmolunan bedel 3333,33-TL’nin altında olduğundan Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin maddesi uyarınca 400,00- TL vekalet ücretine, yine davalı idare yararına reddedilen miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken fazla maktu vekalet ücretine karar verilmiş olması, doğru değilse de; bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 13/2/2013 tarihli ve E.2012/26056, K.2012/21485 sayılı; 20/5/2013 tarihli ve E.2013/5463, K.2013/10048 sayılı kararları da benzer niteliktedir. B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasında ifade edilen hakkın kurucu unsurlarından birinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36). Mahkemeye erişim hakkı, Sözleşme'nin maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olup (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07, 16/6/2009, § 52) bu kapsamda (1) numaralı fıkra, herkesin kişisel hakları ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya bir yargı yeri önüne çıkarma hakkını güvence altına alır (Golder/Birleşik Krallık, § 36). Mahkemeye erişim hakkı, niteliği gereği devlet tarafından düzenleme yapılmayı gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp sınırlamalara tabidir. AİHM'e göre bu hak, Sözleşme'nin tanımlamaksızın kabul ettiği bir hak olduğundan bir hakkın kapsamını belirleyen (çerçevesini çizen) sınırlardan başka sınırlamalara da tabi olabilir. Ancak hiçbir durumda bu sınırlamalar hakkın özünü zedelememelidir (Golder/Birleşik Krallık, § 38). Ayrıca bu sınırlama, meşru bir amaç izlemeli ve kullanılan araçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmalıdır. Aksi takdirde bu sınırlama Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasıyla bağdaşmaz (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78,28/5/1985, § 57).