Başvuru, zilyet olunan taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle kadastro tespitinin iptal edilmesi üzerine açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, zilyet olunan taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle kadastro tespitinin iptal edilmesi üzerine açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Tapulama Tespiti ve İtiraz Süreci İstanbul'un Beykoz ilçesi Güllü köyünde yapılan tapulama çalışmaları sırasında 152 parsel olarak sınırlandırılan 156 m² yüzölçümündeki taşınmaz "tarla" vasıflı olarak 26/9/1969 tarihinde 1/2 paylarla soyadları belirtilmeyen R. ve N. adlarına tespit edilmiştir. Tapulama tutanağının edinme sebebinde taşınmazın A. kızı H.nin 1943 yılında ölümüyle bu kişilere intikal ettiği belirtilmiş, bununla birlikte herhangi bir kayda dayanılmadan senetsizden tespit yapılmıştır. Orman Genel Müdürlüğünce, Beykoz Tapulama Mahkemesinde anılan tapulama tespitine askı ilanı süresi içinde itiraz edilmiş; Mahkeme 3/7/1974 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Mahkeme; tapulama tespitinin iptali ile uyuşmazlık konusu taşınmazın 706 m² yüzölçümlü kısmına ilişkin orman tahdidinin tapu kütüğüne aktarılmasına, bakiye 450 m² yüzölçümlü kısmının ise ayrı bir parsel numarası altında davalı taraf adına tapuya tesciline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, yapılan keşif ve uzman bilirkişi raporlarına göre taşınmazın 706 m2 yüzölçümlü kısmının kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş devlet orman tahdidi sınırları içinde kaldığı belirtilmiştir. Dava konusu taşınmaz, yüzölçümü 450 m2 olarak düzeltilmek suretiyle "hükmen tapulama" edinimli olarak 5/1/1977 tarihinde tespit malikleri Rahmi ve Naide adlarına tapuya tescil edilmiştir. Tapu Müdürlüğünce Mahkeme kararına dayalı olarak 2/9/2005 tarihinde isim tashihi yapılarak taşınmaz, R. ve N. adlarına 1/2 paylı olarak tescil edilmiştir. Aynı tarihte yapılan intikal sonrası kayıt maliklerinin mirasçıları tarafından bu taşınmaz satılarak yine 2/6/2005 tarihinde K.E.adına tapuya tescil edilmiştir. Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 30/11/1976 tarihli Mirasçılık Belgesi'ne göre Rahmi Sümer 18/10/1972 tarihinde vefat etmiş olup mirası Nahide Gökbayrak'a intikal etmiştir. Aynı Mahkemenin 30/11/1976 tarihli Mirasçılık Belgesi'nde de Nahide Gökbayrak'ın 17/3/1981 tarihinde vefat ettiği ve mirasının ise eşi G. ve çocuklarıHanife Erarslan ile başvurucu Sefer Gökbayrak, Aydın Gökbayrak, Hüseyin Cahit Gökbayrak'a intikal ettiği belirtilmiştir. Son olarak Mahkemenin 19/4/2011 tarihli Mirasçılık Belgesi'ne göre Hanife Erarslan 12/3/2011 tarihinde vefat etmiş olup mirası başvurucu Ahmet Erarslan ve Neşe Erarslan'a intikal etmiştir.B. Tazminat Davası Süreci Başvurucular, uyuşmazlık konusu taşınmazın 706 m2 yüzölçümlü kısmının herhangi bir tazminat ödenmeksizin orman olarak tapu kaydının iptal edildiği gerekçesiyle Hazine aleyhine Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinde 31/1/2013 tarihinde tazminat davası açmışlardır. Mahkeme 19/11/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, tazminat talep edilen taşınmaz bölümünün daha önce tapulama tespitine yapılan itiraz üzerine Tapulama Mahkemesince orman tahdidi sınırları içinde kaldığına işaret edilmiştir. Gerekçede, Anayasa'nın maddesine göre orman alanlarının özel mülke konu olamayacağı ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği belirtilmiştir. Mahkemeye göre başvurucuların adına yapılan kadastro tespitleri yolsuz olup yolsuz tescile dayalı olarak tazminat davası açılamaz. Mahkeme ayrıca, başvurucuların bir zararlarının da bulunmadığını belirtmiştir. Temyiz edilen karar, Yargıtay Hukuk Dairesince 16/6/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme talepleri aynı Dairenin 19/10/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucular vekiline 27/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 25/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. A. Ulusal Hukuk 12/7/1966 tarihli ve 766 sayılı mülga Tapulama Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Tarıma elverişli olmıyan sahipsiz yerler ile aynı nitelikte olan sahipsiz kayalar, tepeler, dağlar ve Orman Kanunu uyarınca orman sayılan yerler, tapulamaya tabi tutulmaz. Birlik sınırları içinde kalan bu gibi gayrimenkullerin tapulamaya 766 tabi olup olmadığı hususunda ilgililer arasında anlaşmazlık çıkarsa, tapulama tutanağı ve krokisi yapılır. Anlaşmazlık sebebi tutanakla belirtilir.Anlaşmazlık bu kanunda yazılı usul ve ilgili kanunların esasları dairesinde çözülür." 766 sayılı mülga Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:"Orman Kanunu uyarınca, tahditleri yapılarak kesinleşmiş ve tescil edilmiş ormanlara ait kayıtlar, müseccel bulunduğu birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılır." 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun "Kamu malları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Kamunun ortak kullanılmasına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerlerle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlerden:...D) Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunları hükümlerine tabidir.” 3402 sayılı Kanun’un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “ Orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez.” 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Tabii olarak yetişen ve emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır" 6831 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: "Bu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir suretle daraltma yapılamaz." 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mülkiyet hakkına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün birinci maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altına almadığını kabul etmektedir (Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (k.k.), B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 34478/97, 9/1/2007, § 52). AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün birinci maddesinin anlamı kapsamında bir "mülk" ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir "meşru beklenti" de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya [BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35; Lihtenştayn Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği kararlar için Pine Valley DevelopmentsLtd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87, 29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98, 24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No: 17849/91, 20/11/1995, § 31). Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek Cumhuriyeti [BD] (k.k.),B. No: 39794/98, 10/7/2002, § 69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak reddedildiği durumlarda “meşru bir beklentinin”bulunduğu sonucuna varılamaz (Kopecký/Slovakya, §§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33). AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadar anlaşılabilir olsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması, hukuki bir düzenlemeye ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına dayanması gereken meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya, § 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfi/Türkiye (k.k.), B. No: 22522/03, 9/12/2008). Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi bakımından AİHM, mülkiyet hakkının kapsamını belirlerken iç hukuktaki düzenlemeler ile yargısal uygulamaları gözeterek sonuca varmaktadır. Buna göre mera, orman gibi alanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağına dair Türk hukukundaki düzenlemeler nedeniyle başvurucuların bu taşınmazların mülkiyetini elde etmelerini sağlayabilecek bir meşru beklentilerinin doğmasının mümkün bulunmadığı kabul edilmiştir (Sarısoy ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 21303/07, 14/10/2014, § 35; Kadir Gündüz/Türkiye (k.k.), B. No: 50253/99, 18/10/2007; Nane ve diğerleri/Türkiye, B. No: 41192/04, 24/11/2009, §§ 25-28; Bölükbaş ve diğerleri/Türkiye, B. No: 29799/02, 9/2/2010, § 26; Usta/Türkiye (k.k.), B. No: 32212/11, 27/11/2012, § 44). Başvurucuların emsal olarak gösterdikleri Turgut ve diğerleri/Türkiye (B. No: 1411/03, 8/7/2008) kararınakonu olayda 1911 yılında tapuya tescil edilen taşınmazın tapu kaydı, orman olduğu için özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle yargı kararıyla iptal edilmiştir. AİHM, başvurucuların miras bırakanının 1911 yılında bu taşınmazı edindiğine ve başvurucuların tapu kayıtlarının Hazine yararına iptal edildiği tarihe kadar söz konusu taşınmazın iç hukuktaki tüm sonuçlarıyla birlikte meşru olduğuna işaret etmiştir. AİHM sonuç olarak tazminat ödenmeksizin tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaline karar vermiştir (Turgut ve diğerleri/Türkiye, §§ 86-93). Devecioğlu/Türkiye(B. No: 17203/03, 13/11/2008) kararında da AİHM, tapu siciline güven ilkesi çerçevesinde satın alınan bir taşınmazın tapu kaydının tazminat ödenmeksizin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Devecioğlu/Türkiye, §§ 31-41).