4. Hukuk Dairesi 2010/5490 E. , 2011/5499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 09/05/2006 gününde verilen dilekçe ile yaralamalı trafik kazasından ... maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ... ile ... vekili Avukat ... ... tarafından süresi içinde istenilm
**4. Hukuk Dairesi 2010/5490 E. , 2011/5499 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 09/05/2006 gününde verilen dilekçe ile yaralamalı trafik kazasından ... maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ... ile ... vekili Avukat ... ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılardan ... ile ... tarafından temyiz olunmuştur. Dava konusu olayda yaralanan 1932 doğumlu davacı ... olay tarihinde emekli olup yargılama aşamasında, 15.11.2008 günü, yaşamını yitirmiştir. Dava konusu olayda % 100 oranında sürekli iş göremeyecek biçimde yaralanması nedeniyle olay tarihinden ölüm tarihine kadar geçen süredeki emekli aylığına göre iş göremezlik zararı hesaplanmıştır. Adı geçen, olay günü ile yaşamını yitirdiği güne kadar emekli aylıklarını almaya devam ettiğinden, emekli aylığı yönünden uğradığı herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Ek iş yaptığı da iddia edilmediğine göre davacının ev işlerini yapamaması nedeni ile uğradığı iş göremezlik zararının asgari ücret üzerinden hesaplanması gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilerek, net asgari ücret üzerinden hesaplanacak sürekli iş göremezlik zararının ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile emekli aylığına göre hesaplanan zararın ödetilmesine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden bozmayı gerektirmiştir. b)Başkasının bakım ve yardımına gereksinim duyulacak biçimde yaralanma olaylarında, maddi zarar kapsamında bulunan bakıcı ücreti belirlenirken; bakım gereksinimi duyan yaralanana aile birliği içinde bakılacağı olgusunun da değerlendirilmesi gerekir. Bu bağlamda, yaralanan evli ise eşinin 4721 sayılı Medeni Yasa'nın 185. (743 sayılı Medeni Yasa'nın 151.) maddesinde öngörülen yardım yükümlülüğünün bulunduğu; başkasının bakması durumunda ise yaralananın her halde gelirinden bakım için bir tutar pay ayırması gerekeceği olguları göz önünde tutulmalı ve belirlenen bakıcı giderine ilişkin tazminat tutarından, Borçlar Yasası'nın 43 ve 44. maddeleri gereğince indirim yapılmalıdır. Dava konusu olayda, davacının isteyebileceği bakıcı gideri tutarının, hesaplanan bakıcı gideri zararının % 50'si kadar olacağının kabulü dosya kapsamına daha uygundur. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, bakıcı giderinden % 50 oranında indirim yapılmamış olması bozmayı gerektirmiştir. c) Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Tarafların kusur durumu, dava konusu olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat tutarı fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır. d)Davacının yapmış olduğu tedavi giderleri dava tarihi olan 2006 yılına göre güncellenmiş ve tedavi giderlerine olay tarihinden itibaren faiz yürütülmüştür. Dava haksız eylemden kaynaklandığına göre olay tarihinde yapılan tedavi giderlerine olay tarihinden itibaren faiz yürütülebilir. Ancak olay tarihinden sonra yapılan tedavi giderlerine ise tedavinin yapıldığı tarih itibariyle yasal faiz yürütülmesi gerekir. Yerel mahkemece, farklı tarihlerde yapılan tedavi giderlerinin dava tarihine göre güncellenerek bu tarihteki değerine olay tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması doğru olmadığından, karar bu nedenle de bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a, b, c ve d) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/05/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.