T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1427 KARAR NO : 2025/2016 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2025 NUMARASI : 2025/57 E.- 2025/399 K. DAVANIN KONUSU : ALACAK İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : DAVACI VEKİLİ KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1427 KARAR NO : 2025/2016 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2025 NUMARASI : 2025/57 E.- 2025/399 K. DAVANIN KONUSU : ALACAK İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : DAVACI VEKİLİ KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/11/2025 Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 17/06/2008 tarihli ortaklık sözleşmesi imzalandığını ve davacının, davalının işletmekte olduğu su bayiliği işletmesine % 50 hisse ile ortak olduğunu, sözleşme gereği her ay sonunda kazancın yarı yarıya paylaşılması gerekirken davalının davacıya herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine davacının sözleşmenin feshine ilişkin olarak çektiği ihtarname ile 50.000,00 TL ortaklık payı, 50.000 dolar cezai şart ve 15.000,00 TL kar payının ödenmesini davalıdan talep ettiğini ancak bir sonuç alamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL % 50 hisse bedeli, 1.491,50 TL cezai şart bedeli ve 1.000,00 TL kar payı olmak üzere toplam 12.491,50 TL'nin 30/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 04/03/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile cezai şarta ilişkin talepleri baki kalmak kaydıyla, ortaklık payına ilişkin taleplerini 56.401,34 TL'ye, kâr payı bedeline ilişkin taleplerini 2.971,87 TL'ye yükselttiklerini belirterek, davanın kabulüne, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesinin bu şekilde sonlandırılmasına ve karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından davacıya karşı Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/776 E. 2009/727 K. dosyasında açılmış olan birleşen davada birleşen davacı vekili dava dilekçesinde, birleşen davalı/asıl davacının, birleşen davacı/asıl davalının işletmesine 15.000,00 TL sermaye koyarak ve bizzat çalışmayı vaat etmek suretiyle ortak olduğunu, ancak birleşen davalı/asıl davacının söz konusu sermaye bedelini ödemediği gibi, işletmede de çalışmayıp başka bir yerde çalışmaya devam ettiğini, istediği zamanlar işletmeye gelip, ihtiyacı olduğunu söyleyerek işletmenin kasasından para aldığını, ayrıca birleşen davacı/asıl davalının şahsi alacağından kaynaklanan 37.450,00 TL bedelli (her biri 1.070,00 TL bedelli 35 adet) senetleri de kasadan aldığını ve iade etmediğini belirterek, senet bedellerine ve uğranılan zarara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 12.840,00 TL'nin senetlerin vade tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte birleşen davalı/asıl davacıdan tahsiline karar verilmesini ve davanın Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/530 E. sayılı derdest dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. Asıl davacı tarafından Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan 2022/141 E. 2022/147 K. sayılı davadaki dava dilekçesinde ise asıl davacı vekili, adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin alınan tasfiye kurulu raporunda davacının alacağının 321.037,49 TL olarak belirlenmiş olması nedeni ile asıl davada ıslah yolu ile arttırılmayan 262.155,78 TL'nin reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini ve davanın Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/530 E. sayılı derdest dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. CEVAP: Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde, iş bölümü itirazında bulunmuş, esas yönünden ise, her ne kadar taraflar arasında 17/06/2008 tarihli protokol düzenlenmiş ise de, davacının koymayı taahhüt ettiği 15.000,00 TL sermayeyi koymadığı gibi emeği ile de ortaklığa herhangi bir katkı sağlamadığını, bu sebeple taraflar arasındaki protokolün hiçbir zaman geçerlilik kazanmadığını, davacının geçerlilik kazanmamış bir protokole dayanarak açtığı davanın mevzuat uyarınca dinlenilmesine olanak bulunmadığını, diğer yandan davacının işletme kasasındaki davalının şahsen alacaklı olduğu senetleri alıp iade etmediği gibi, taraflar arasındaki protokol geçerli hale getirilmeden hakkı olduğunu iddia ederek işletme kasasından da zaman zaman para aldığını, hal böyle olunca davacının değil aslında davalının davacıdan alacaklı olduğunu, dava konusu işletmenin kâr elde edemeyip zarar ettiğini ve bu zararın tamamının da davalı tarafından karşılandığını, taraflar arasında bir ortaklık var ise davalının da zarara katlanması gerektiğini belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2009/776 E. 2009/727 K. sayılı davada davalı/asıl davacı vekili cevap dilekçesinde, sözleşmenin geçerli olduğunu, davalı/asıl davacının kasadan para alma durumunun söz konusu olmadığını, işletmeye ilişkin masrafları kendi kredi kartı ile karşılamış olup, kasadan senet aldığı iddiasının da ispat edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davalı vekili birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan 2022/141 E. 2022/147 K. davaya cevap dilekçesinde, zamanaşımı definde bulunmuş, asıl davadaki tasfiye kurulu raporuna yönelik itirazlarını yineleyerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI : Mahkemece, asıl ve birleşen davaya konu adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile adi ortaklığın faaliyetlerinden dolayı dava tarihi itibari ile toplam 107.290,86 TL net kar ettiği, kardan asıl davacı/birleşen davalı ortağın %50 payına 53.645,43 TL, asıl davalı/birleşen davacı ortağın %50 payına 53.645,43 TL isabet ettiğinin tespitine, asıl ve birleşen davacı/birleşen davalı ortak ...'in alacaklı bulunduğu 321.037,49 TL'nin (11.000,00 TL'sinin 25/08/2009 asıl dava tarihinden, 47.881,71 TL'sinin 05/03/2019 ıslah tarihinden, bakiye kısmın 01/03/2022 birleşen dava tarihinden itibaren) işleyecek reeskont faiziyle diğer ortak ...'dan tahsiline, birleşen davacı ve davalı/asıl davalı ortak ...'ın talebi ile bağlı kalınarak alacaklı bulunduğu 12.840,00 TL'nin 11/12/2009 birleşen dava tarihinden işleyecek reeskont faiziyle diğer ortak ...'ten tahsiline, asıl davacı ...'in cezai şart talebinin reddine, birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında birleşen davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/141 E. 2022/147 K. sayılı dosyasının davacı vekili istinaf talebinde, birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/766 E.- 2009/727 K. sayılı dosyasında gerekçeli kararın değerlendirme bölümünde davanın ispatlanamadığı kanaatine varıldığı açıkça belirtilmiş olduğu halde, kararın hüküm kısmında bu değerlendirmenin tam aksine olacak şekilde birleşen söz konusu davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, istinaf başvurularının kabulü ile, birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/766 E.- 2009/727 K. sayılı dosyası yönünden verilen kararın kaldırılarak, birleşen davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. Asıl ve birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/141 E. 2022/147 K. sayılı dosyasının davalısı, birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/766 E.- 2009/727 K. sayılı dosyasının davacı vekili istinaf talebinde, mahkemece bilirkişi heyetinin tasfiye kurulu olarak kabulüyle taraflarınca düzenlenen rapor doğrultusunda karar verilmiş ise de, hükme esas alınan raporun hatalı tespit ve hesaplamalar içerdiğini, rapora yönelik itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, hesaplamalara dahil edilen araçların kredilerinin işletme hesabından değil asıl davalı/birleşen davacı tarafından ödenmiş olup, araçlar ile ilgili olarak alacak talebinde bulunulabilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı halde hükme esas alınan raporda araçların reel değere katılarak hesaplama yapıldığını, ayrıca asıl davacı/birleşen davalının baştan itibaren edimini yerine getirmediğini ve bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin zaten baştan itibaren geçersiz olduğunu, dosya kapsamında yer alan ve asıl davacı/birleşen davalının da şahit sıfatıyla imzaladığı protokollerde birleşen davaya konu senetlerden bahsedildiğini, asıl davalı/birleşen davacının senetlerden kaynaklanan alacağının çok daha fazla olmasına rağmen mahkemece, taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle, davanın kısmi dava olduğu göz ardı edilerek alacağın tamamı açıklığa kavuşturulmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan rapordaki altın fiyatları, döviz kurları, asgari ücret, banka faiz güncel değerleri ve memur maaş katsayısı taban aylığı üzerinden yapılan hesaplamanın, işletme değeri belirlenip bunun değerinin de güncellenmesi suretiyle hesaplanan alacak tutarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, raporda usulüne uygun bir tasfiye yapılmadığını, raporda belirtilen ve hükme esas alınan işletmenin devir bedelinin neye göre hesaplandığının anlaşılamadığını, kaldı ki bahse konu su bayiinin devri durumunun da söz konusu olmadığını, işletmenin kapandığını ve malzemelerin "... Su"ya iade edildiğini, bu durumda hukuken devri mümkün olmayan işletme ile ilgili devir bedeli belirleyerek bu bedeli tasfiyeye dahil eden bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının açıkça yasal mevzuata aykırı olduğunu, tasfiyede hem hisse değeri hem de devir bedeli hesaplaması yapılmasının doğru olmadığını, bu hususlara ilişkin itirazlarının mahkemece göz ardı edilerek eksik ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak haksız ve hukuka aykırı karar verildiğini, ayrıca birleşen 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan 2022/141 E. sayılı davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının asıl davalı/birleşen davacı lehine ortadan kaldırılarak yeniden karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalar, taraflar arasındaki 17/06/2008 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile kurulmuş olan adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacak istemine ilişkindir. Mahkemece verilen 05/04/2022 tarihli karar Dairemizin 21/11/2024 tarih ve 2022/1843 E. 2024/1541 K. sayılı kararıyla; "..somut uyuşmazlıkta asıl davacı, yazılı sözleşmeye istinaden taraflar arasındaki adi ortaklıktan kaynaklanan sermaye, kâr payı ve cezai şart bedelinin asıl davalı/birleşen davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmekte olup, uyuşmazlık adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi niteliğinde olduğundan adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın da asliye ticaret mahkemesince heyet halinde verilmesi gerektiğinden, mahkemece tek hakimle karar verilmiş olması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosya mahkemesine iade edilmiştir. Anılan Kaldırma/Gönderme Kararı sonrasında söz konusu kararımız öncesinde dosyaya kazandırılmış ve önceki karara da esas alınmış olan bila tarihli tasfiye kurulu ek raporu esas alınarak mahkemece heyet halinde karar verilmiş ise de; rapor içeriğinde yer alan tespitler ve yapılan hesaplamalar itibariyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli değildir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir ( 6098 sayılı Kanun md. 620). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. Adi ortaklık ilişkisi, 6098 sayılı Kanun'un 639 uncu maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Adi ortaklığın tasfiyesindeki aşamalar şu şekilde gerçekleşecektir: Birinci aşamada; (taraflarca veya anlaşamamaları hâlinde mahkemece atanacak) tasfiye memuru tarafından sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasifi ile birlikte tüm mal varlığı belirlenerek hazırlanan mal varlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazlar toplanacak delillere göre hakim tarafından değerlendirilmeli, İkinci aşamada; tasfiye memuru tarafından ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri tasfiye memuru marifetiyle saptanmalı, Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, tasfiye memuru tarafından öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir. Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hâkim, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyip, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır. Adi ortaklığın tasfiyesinde yukarıda belirtilen bu aşamaların tamamen uygulanması mümkün olmayabilir. Mesela, adi ortaklığın borcu yoksa, üçüncü aşamada ortakların yaptığı giderler ile katılım payı (sermaye) geri verilmeli, artan kazanç veya zarar ortaklar arasında paylaştırılmalıdır. Yine ortaklık malvarlığı satılmış ise, ikinci aşamada sadece satılan malvarlığının değeri tasfiye memuru tarafından belirlenmelidir. Bu nedenle, tasfiye aşamalarının ortaklığın niteliğine uygun olarak hakim tarafından belirlenmesi ve bu doğrultuda tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerekir. Bu itibarla; mahkemece, istinaf incelemesine konu hükme esas alınan tasfiye raporunu düzenleyen heyette yer alan bilirkişiler dışında konusunda uzman bilirkişilerden 3 kişilik yeni bir tasfiye heyeti oluşturularak, dosya kapsamında yer alan rapor ve ek raporlara yönelik taraf itirazlarını da karşılar şekilde tasfiye raporu alınarak söz konusu rapor doğrultusunda yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK.'nın 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-ANKARA 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin,29/05/2025 tarih, 2025/57 E.- 2025/399 K. sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-)Dosyanın yukarıda açıklandığı şekilde karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-)Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 4-)Taraflarca yatırılan istinaf peşin harcının istek halinde başvuranlara iadesine, 5-)Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a,6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır