T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/186 Esas KARAR NO : 2025/1246 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 07/12/2023 NUMARASI : 2022/165 Esas, 2023/294 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/186 Esas KARAR NO : 2025/1246 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 07/12/2023 NUMARASI : 2022/165 Esas, 2023/294 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ancak davalının müvekkilinden izin almaksızın bu markayı kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin "..." markasının Hindistan ve Pakistan'da tanınmış bir marka olduğunu, ayrıca Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede de tescilli veya tescil başvurusuna konu olduğunu, davalının kötü niyetli olarak söz konusu marka başvurusunu yaptığını, ayrıca davalının 2015/48728 ve 2019/15747 sayılı marka tescil başvurularının da müvekkilinin itirazı üzerine kötü niyetle yapıldığı gerekçesiyle reddedildiğini, kaldı ki hükümsüzlüğü talep edilen dava konusu bu markanın kullanılmaması sebebiyle de iptali gerektiğini iddia ederek, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğünü ve kullanmama nedeniyle iptalini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 2013 yılında kurulduğunu ve 21/04/2014 tarihinde marka başvurusunda bulunduğunu, tescilin ise 13/03/2015 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkilinin ... ... ... Bangladeş ile yapılan iş birliği sonucunda kurulduğunu ve bu firmaya ait formülleri kullanarak üretim yaptığını, bu kuruluşun ortağının müvekkili şirketin ortakları arasında yer aldığını ... markasının müvekkilinden önce Türkiye ve çevresinde tanınan bir marka olmadığını, müvekkilinin faaliyetleri sonucu tanınmışlık düzeyine ulaştırdığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...hükümsüzlük talep edilen dava konusu markanın başvuru tarihi 21/04/2014 olup, davacı tarafın ibraz ettiği deliller SMK 6/3 maddesi kapsamında başvuru tarihinden önce gerçek hak sahipliğini ispata yeter görülmemiştir. Dosyadaki delillerden dava konusu ... ibaresinin yıllar önce davacı kurum tarafından öncesinde Pakistan'da, sonrasında başkaca yurt dışında ihdas edilip kullanıldığı, davalının kendi beyanına göre de bu ibareden haberdar olduğu, davalı tarafın aynı markayı seri marka olarak tescil için 2015/48728 ve 2019/15747 başvuru nolu tescil başvurularının davacı tarafın itirazı üzerine kurum tarafından SMK 6/9 maddesi kapsamında kötü niyetli sayılarak reddedildiği ve bu red kararlarının kesinleştiği anlaşılmakla, aynı ibare yönünden dava konusu marka tescilinin de kötü niyetli olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Kötü niyetin söz konusu olduğu durumda hak düşürücü süre söz konusu olmadığından davacının hükümsüzlüğe dair talebi yönünden davanın kabulü gerekmiştir. Davacı vekili terditli olarak ikinci kademede markanın kullanmama nedeniyle iptalini de istemiş ise de, birinci kademedeki talep kabul edildiğinden kullanmama nedeniyle iptal yönünden ayrıca hüküm kurulmamıştır. Bu itibarla; 1-Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, marka hükümsüz kılınmakla ayrıca kullanmama nedeniyle iptal yönünden karar verilmesine yer olmadığına, " Şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Müvekkili şirketin, ... ... ... Bangladeş ile yapılan işbirliği neticesinde kurulmuş olup ... ... ... Bangladeş'e ait formülleri kullanmak suretiyle üretim yapmakta olduğunu, ... ... ... Bangladeş yetkilisi ...'in müvekkili şirketin ortakları arasında yer aldığını, müvekkili şirketin ismini ... Bangladeş'ten aldığını, kuruluş sürecinde bu husus davacı ... ... ... Pakistan'a da bildirildiğini, Davacı şirketin, tanınırlık kazandığı ülkelerde de yalnızca "..." olarak değil, "... PAKİSTAN" olarak bilinmekte olduğunu, müvekkilinin herhangi bir tanıtım veya reklam faaliyeti sırasında davacı ... ... ... Pakistan'la bir ilişiğinin bulunduğunu beyan etmediğini, davacı yanın Türkiye'de de sahip olduğunu iddia ettiği "tanınırlığından" hiçbir şekilde faydalanmaya çalışmadığını, Her ne kadar "...", Pakistan, Hindistan ve Bangladeş civarında tanınmış bir marka olsa da, müvekkili şirket kurulmadan önce Türkiye'de ve çevresinde tanınan hatta duyulan bir marka konumunda olmadığını, Müvekkili şirketin faaliyetleri neticesinde dava konusu marka Türkiye'de belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığını, durumu kendi lehine çevirmek isteyen davacı da Türkiye pazarına girmeye karar verdiğini, kötü niyetli olanın davacı taraf olduğunu, davacının davanın açılmasında davacının herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE Davacı, gerçek hak sahipliği ve kötüniyetli tescil iddiası ile markanın hükümsüzlüğünü ve kullanmama nedeni ile markanın iptalini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; mevcut delil durumu, bilirkişi raporu, davalı tarafın 2019/15747 ve 2015/48728 numaralı ... marka başvurularına davacı yanca yapılan itirazların kötüniyetli başvuru gerekçesi ile TPMK tarafından reddedildiğine dair evraklar, davalının kendi beyanına göre markadan öncesinde haberdar olduğu dikkate alındığında ilk derece mahkemesince SMK 6/9 maddesi gereğince tescilde kötüniyet kabul edilerek hükümsüzlük talebinin kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 10TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2025