8. Hukuk Dairesi 2013/1963 E. , 2013/7479 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... mirasçıları, ... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 09.03.2012 gün ve 194/67 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacılar ... ve arkadaşları vekili, dava konusu 108 ad
**8. Hukuk Dairesi 2013/1963 E. , 2013/7479 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... mirasçıları, ... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 09.03.2012 gün ve 194/67 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacılar ... ve arkadaşları vekili, dava konusu 108 ada 18, 104 ada 33, 105 ada 21 ve 127 ada 1 parsellerin tarafların ortak kök murisinden kaldığını, ½ payının yakın muris ...’dan dolayı davacılara ait olması gerektiğini, ne var ki kadastro sırasında taşınmazların tamamının davalıların yakın murisleri ... adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek, tapu kayıtlarının ½ oranında iptali ile miras payları oranında davacıların adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılardan ... 06.02.2009 havale tarihli dilekçe ile ve 19.02.2009 tarihli yargılama oturumunda; davayı kabul ettiğini bildirmiş, diğer davalı ... 25.02.2009 havale tarihli dilekçesiyle nizalı taşınmazlarla alakasının olmadığını açıklamıştır. Diğer davalılara usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen yargılama oturumlarına katılmadıkları gibi davaya cevap vermemişlerdir. Mahkemece, dava konusu taşınmazların tarafların ortak kök murisleri ...’den kaldığı, mirasçıları arasında taksim edilerek 1/2’şer oranda davacıların yakın murisi ... ile davalıların yakın murisleri ...’e kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüyle, dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptaliyle, taşınmazların tamamı iki pay kabul edilerek bir payının ..., 1 payının ... mirasçıları adına veraset belgelerindeki payları oranında da tapuya tesciline kararı verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde dilekçesinde yazılı nedenlerce davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davacılar lehine kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmü uyarınca hukuki niteliği yanında maddi olgu olan zilyetlik tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Mahkemece, tanık dinlenmeden birlikte dinlediği yerel bilirkişi beyanlarına değer vererek hüküm kurmuştur. HMK ’nun 266 .maddesinde hangi amaçla bilirkişinin bilgisine başvurulacağı açıklanmıştır. Bunun dışında tanık sözleri ile tespiti gereken bir yön için tanık dinlenmeden bilirkişinin bilgisi ile yetinilerek hüküm kurulması isabetsizdir. Kural olarak, bu tür davalarda zilyetliğin ilk önce tanık sözleri ile tespiti şarttır. Bu yapılmadıkça bilirkişi sözleri yalnız başına bir delil olamaz. Kaldı ki, davacılar vekili, dilekçesinde tanık deliline dayandığına göre, kendisine tanıklarını liste halinde vermek üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra yerel bilirkişi ve tanıkların 6100 sayılı HMK’nun 243 ve 244.maddeleri uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmaları veya hazır bulundurulmaları, aynı Kanunun 259/2 ve 290/2.maddeleri hükümleri uyarınca taşınmaz başında yapılacak keşif yerinde dinlenilerek, taşınmazın niteliği ile öncesinin kime ait olduğunun, kimler tarafından ne şekilde kullanıldığının, uyuşmazlık konusu olan bu yerin halen kimler tarafından zilyet ve tasarruf edildiğinin, üstün kullanma hakkının kimde bulunduğunun, mirasçılar arasında geçerli taksimin yapılıp yapılmadığının kendilerinden sorulup belirlenmesine çalışılması, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde çelişkinin giderilmesine çalışılması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekir. Kabule göre de, HMK'nun 261/1. maddesi hükmüne göre, tanıklar ayrı ayrı dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamazlar. Tanıklar gerektiğinde yüzleştirilir. Hakkında kanuni düzenleme bulunmamakla birlikte Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre yerel bilirkişilerinde dinlenme usulü tanıklar gibidir. Mahkemece, belirtilen usul hükmüne aykırı olarak yerel bilirkişilerin birlikte dinlenilmiş olmasıda doğru olmamıştır. Diğer yandan, tarafların ortak kök murisleri ...’in mirasçılık belgesi de dosya arasında bulunmamaktadır. Söz konusu mirasçılık belgesi temin edilerek dosya arasına konulmalı ve hüküm kurulurken göz önünde bulundurulmalıdır. Davalılardan ...’in davayı kabul ettiği de göz önünde bulundurularak, toplanacak taraf delilleri değerlendirilip uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilemez Açıklanan gerekçeler nedeniyle davalılardan ...’ın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 115,45 peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.