Başvuru, ulusal düzeyde yayın yapan Zaman gazetesinde yayımlanan bir haberde kullanılan ifadelerin kişilik haklarını zedelediği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ulusal düzeyde yayın yapan Zaman gazetesinde yayımlanan bir haberde kullanılan ifadelerin kişilik haklarını zedelediği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 25/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Ulusal düzeyde yayın yapan Zaman gazetesinin 3/3/2011 tarihli nüshasında, başvurucunun Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde Erzincan Adliyesinde yaşanan bazı yolsuzluk iddialarına yer verilerek başvurucu hakkında “Erzincan’daki reçete yolsuzluğundan da kurtarılmış” başlıklı bir haber yayımlanmıştır. Gazetede yayımlanan haber şöyledir:“Cihaner'in başsavcı olduğu dönemi kapsayan Nisan 2008 dönemi reçetelerinde 11 bin 249 liralık yolsuzluk yapıldığı öne sürüldü. Bilirkişi raporları ve Sayıştay ilamlarında, Erzincan Adliyesi'nde bazı çalışanlar ve yakınlarına reçetede yazılan 3 kutu ilaç yerine 23 kutunun fatura edildiği, boş reçeteler karşılığı ilaç verildiği, Tenzile Yayla isimli hastaya kırmızı reçeteyle verilebilen bir reçetede var olan miktarların bin katı miktarda faturalandırma yapıldığı tespitleri yer aldı. Usulsüz ödeme ve reçete yolsuzluğunun eczane sorumlularına dava açılarak kapatıldığı da ortaya çıktı. Erzincan Eczanesi'nin yetkilisi ve çalışanları hakkında kamu kurum ve kuruluşunu dolandırmak suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Bu dönemde harcama yetkilisi olan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında herhangi bir adlî ve idarî bir işlem yapılmaması dikkat çekti. Usulsüzlüğün gerçekleştirme görevlisi Özdemir Korkmaz'a ise idarî soruşturma kapsamında verilen göstermelik bir uyarı cezası verilerek dosyanın kapatıldığı vurgulandı.” Başvurucu, söz konusu haber nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek 10/3/2011 tarihinde, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde ilgililer aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi 3/4/2012 tarihli kararla davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir:“...Manevi tazminata karar verilebilmesi için kişilik haklarına bir saldırı bulunması, bunun hukuka aykırı bir şeklide gerçekleştirilmesi şarttır. Kişilik hakkı zedelenen kişinin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması, eylemi haklı kılan ve manevi tazminat sorumluluğunu ortadan kaldıran birer hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmektedir.Anayasa ile tanınmış olan basın özgürlüğünün amacı kamuyu ilgilendiren konularda doğru ve gerçeğe uygun haber vermeyi sağlamak, zamanında, gereken ayrıntıları ile ve doğru olarak kamu yararı bulunan haberleri toplayarak halka ulaştırmak, böylece toplumun düşünce ve kanaatlere ulaşmasını sağlayarak toplumun denetimine aracı olmaktır. Basının haber verme yanında aynı sınırlar içinde kullanılmak kaydı ile eleştiri hakkı da bulunmaktadır. Bu hakkın kullanılması nedeniyle kişilik hakları zarara uğrasa dahi, basın özgürlüğü üstün bir hak olarak hukuka uygunluk nedeni sayıldığından bundan zarar gören kişilerin tazminat hakkının doğmayacağı açıktır. Ancak basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi ve konu ile düşünce arasında düşünsel bağlılık temel kuralları ile sınırlıdır. Yapılan yayında bu unsurlardan herhangi birinin bulunmaması hukuka uygunluk nedenini ortadan kaldıracağından tazminat sorumluluğunun doğması kaçınılmazdır.Davaya konu yazının olayın özellikle değerlendirildiğinde davaya konu haberin verildiği andaki durum ve iddialara uygun olarak yansıtıldığı güncel görünürdeki durumun belirtilmiş olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetini taşımadığı, haber verme ve halkı bilgilendirme sınırlarının da aşılmadığı kanaat ve sonucuna varılmakla genel anlatımına bakıldığında davaya konu haberde reçete işleminin konu edildiği ve eleştirildiği görülmektedir.Toplanılan delillere, açıklanan gerekçeye göre gazetedeki yazının basın özgürlüğü kapsamında kaleme alınmış ve eleştiri sınırları içerisinde olduğu, hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği kanısına varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.” Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 27/5/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır. Anılan karar 9/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 25/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk Anayasa'nın maddesi şöyledir:"Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır." Anayasa'nın maddesi şöyledir:"Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.(İkinci fıkra mülga: 2001-4709/10 md.)Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.…" Anayasa'nın maddesi şöyledir:"Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.…" Anayasa'nın maddesi şöyledir:"Hâkimler ve savcılar adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hâkim ve savcılar eliyle yürütülür.Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.Hâkim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.…Hâkimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerden başka, resmî ve özel hiçbir görev alamazlar.Hâkimler ve savcılar idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.…" 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. …”