DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1924 E. , 2024/1233 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1924 Karar No : 2024/1233 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2018/2625, K:2021/3382 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1924 E. , 2024/1233 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1924 Karar No : 2024/1233 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2018/2625, K:2021/3382 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2018/2625, K:2021/3382 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedilerek anılan beraat kararının temyiz edilmeden 21/10/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüş ise de, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanı yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, sınavlara örgütün hâkim-savcı sınav çalışma evinde hazırlandığına, hâkim-savcı adaylığı staj döneminde örgüte ait evde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, hâkim-savcı adaylığı staj döneminde örgüte ait evde kaldığına yönelik şüpheli sıfatıyla Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadenin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararında, beraat ettiği kovuşturma dosyasında yer alan tanıklar N.Y. ve Y.İ.'nin soruşturma ve yargılama aşamalarında verdiği çelişkili beyanlara yer verilmesine rağmen, yargılama aşamasında tanık N.Y.'nin düzelttiği ifadesinin dikkate alınmadığı, tanık Y.İ.'nin staj döneminde müvekkili tanıdığını, örgütle ilişkisi olmadığını belirten beyanları da kararda yer almadığı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim gördüğü dönemlerde maddi imkânsızlık nedeniyle örgüt evlerinde kaldığı savunmasının da göz ardı edildiği; FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu iddiasının, yargı süreci içinde yer almadığı dönemleri de kapsadığı ve gerek kanunilik gerekse geriye yürümezlik ilkelerine aykırı olduğu, Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen ceza kovuşturması sürecinde temin edilen tanık beyanlarının, müvekkil lehine sonuçlar doğurduğu, ceza soruşturma ve kovuşturması sürecinde elde edilenlerin de, idari yargı mercileri için de bağlayıcı nitelikte olduğu, yargıç olduğu döneme ilişkin örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyabilecek herhangi bir delil bulunmadığı; kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının varlığı ve mesleğine kabul edildiği tarihten itibaren mesleğinin bağımsızlığına aykırı eylemleri somut olarak belirtilmeden, hangi şekilde sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ve hangi bireyin hukuki menfaatlerine zarar verdiği açıkça ortaya konulmamasının hukuka aykırı olduğu; darbe girişimini takip eden altı ay boyunca mesleğine devam ettiği, irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirmesine esas tarih aralığının 2008 ve 2012 yıllarını kapsadığı, bu tarih aralığında yurttaş olmanın beraberinde getirdiği Anayasal ödev ve sorumluluklar haricinde, kendisine bilahare tanınan yargı nüfuzunun beraberinde getirdiği sadakat yükümlülüğü olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, aksi bir kabulde dahi; belirtilen tarihlerde ne MGK tarafından ne de yargı organlarınca söz konusu örgütün silahlı terör örgütü olduğuna dair bir tespit de bulunmadığı; davalı idare tarafından tatbik edilen işlemin, işlem tarihi itibariyle dayanaktan yoksun olduğu; savunma hakkı tanınmamış olmasının, bilahare giderilebilir bir usuli eksiklik olarak görmenin hukuka uygun olmadığı, dosyaya sonradan eklenen belgelerin dahi irtibat ve iltisakını kanıtlamadığı; 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi hükmünün, olağanüstü hal ilanına sebep gösterilen "şiddet olaylarının bastırılması ve darbe girişiminin engellenmesi" amacına hizmet etmesi gerekirken, bu meşru amacı desteklemek yerine başka bir hakkın sınırlandırılması aracı olarak kullanıldığı, amaç saptırma yasağına aykırı olması ve Anayasa'ya aykırı olması sebebiyle uygulanabilirliğinin olmadığı, bu sebeplerle, söz konusu hükmün Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesince itirazen incelenmesi gerektiği; yargıç ve savcıların Anayasal teminatı ve kanundan doğan güvenceleri gözetilmeden, savunmaları dahi alınmadan meslekten çıkarılmalarını öngören ve uygulanması yorum yoluyla belirlenen 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesi hükmünün, Anayasa'nın 2, 15, 17, 20, 38, 139 ve 140. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/11/2021 tarih ve E:2018/2625, K:2021/3382 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 30/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.