Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/1091 E. , 2024/4041 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/1091 Karar No : 2024/4041 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca ve davalı idare yanında müdahil tarafınd…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/1091 E. , 2024/4041 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/1091 Karar No : 2024/4041 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca ve davalı idare yanında müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocukları/kardeşleri ...'ün hatalı tedavi sebebiyle vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle kardeş ... için 50.000,00 TL manevi, kardeş ... için 50.000,00 TL manevi, anne ... için 100.000,00 TL manevi, 5.000,00 TL (miktar artırım ile 84.676,84 TL) maddi, baba ... için 100.000,00 TL manevi, 5.000,00 TL (miktar artırım ile 88.141,24 TL) maddi olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi ve 10.000,00 TL (miktar artırım ile 172.818,08 TL) destekten yoksun kalma tazminatının vefat tarihi olan 07/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olaya yönelik olarak Adli Tıp 8. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda, kişinin ölümünün doğumsal kaynaklı kalp damar hastalığından olduğu, dosyadaki kayıtlı belgelerde çocuğun nöroloji polikliniklerinde epilepsi tanısı ile takip edildiği, EEG istenildiği, ilaç reçete edildiği, ancak epilepsi tanısını doğrular ve kesin gösterir ayrıntılı tıbbi kayıt olmadığı, çocuğun değişik tarihlerde çocuk kardiyoloji polikliniğine götürüldüğü, ancak EKG, EKO ve benzeri tanı koyucu tetkiklerin, muayene bulgularının dosyada bulunmadığı, bu nedenle değerlendirme yapılamadığının belirtildiği, dosyada bulunan bilgi ve belgeler, otopsi raporu ile anılan raporun birlikte değerlendirilmesinden, ... adına Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları E. A. Hastanesi tarafından 11/04/2005-16/04/2013 tarihli hasta hizmet ve ilaç listesi düzenlendiği, 29/04/2010, 23/03/2011, 20/06/2011, 18/01/2012 tarihli Kanuni Sultan Süleyman E. A. Hastanesi (eski Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi) tarafından düzenlenmiş tahakkuk fişinin tanı kısmında "epilepsi" hastası olduğunun belirtildiği, ...'ün 2005 yılından vefat ettiği 2012 yılına kadar epilepsi tedavisinin devam ettiği, ancak kalbi besleyen damarların kalp yüzeylerinde seyretmesi gerekirken müteveffanın kalbinde kalp kasının derinlerinde seyrettiği, kalp kasının fiziksel efor sarf ettiğinde kuvvetle kasılıp damarı tıkadığı ve hastanın şikayetine sebep olduğu, Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulunun raporu ile de doğumsal kaynaklı kalp rahatsızlığı sebebiyle vefat ettiği anlaşıldığından, müteveffanın uzun yıllar devam eden tedavi sürecinde kalp rahatsızlığının tespit edilememiş olmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, anne ve babanın mahrum kaldığı destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, ...'ün vefatı ile oğullarının desteğinden yoksun kalan davacılara ait tazminat tutarının anne ... için 84.676,84 TL, baba ... için 88.141,24 TL olduğunun belirtildiği, olayda, davacıların kardeşleri/çocukları ...'ün ölümünde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açık olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, bu olay nedeniyle davacılardan anne ... için 84.676,84 TL maddi tazminattan 5.000,00 TL'nin, davalı idareye başvuru tarihi olan 29/05/2015 tarihten itibaren, 79.676,84 TL'nin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten (09/05/2019) itibaren işleyecek yasal faiziyle, ... için 88.141,24 TL maddi tazminattan 5.000,00 TL'nin davalı idareye başvuru tarihi olan 29/05/2015 tarihten itibaren, 83.141,24 TL'nin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten (09/05/2019) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesi gerektiği, davacıların çektiği elem ve üzüntüye karşılık olarak, anne ... için 50.000,00 TL, baba ... için 50.000,00 TL, kardeş ... için 25.000,00 TL ve kardeş ... için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 29/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 16/02/2021 tarih ve E:2022/4902, K:2021/529 sayılı bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme neticesinde, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan bilimsel raporda çocuğun ölümünün doğumsal kaynaklı kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, çocuğun kardiyoloji polikliniğine götürüldüğü belirtilmiş ise de maddi tazminata hükmedilmesinin koşulları oluşmamakla birlikte, EKG, EKO ve benzeri tanı koyucu tetkiklerin, ayrıntılı muayene bulgularının davalı idarece dosyaya sunulamaması karşısında davacılarda sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği yönünde endişe ve üzüntüye yol açtığı görüldüğünden, davacıların duyduğu acı ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilmesi amacıyla manevi tazminat isteminin de değerlendirilmesi gerektiği, maddi tazminata hükmedilmesi için gerekli koşulların oluşmaması sebebiyle Mahkeme kararının maddi tazminata hükmedilmesine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurularının kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılması ve maddi tazminat talebine yönelik davanın reddi gerektiği, manevi tazminat yönünden ise, sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği yönünde endişe ve üzüntüye yol açtığı görüldüğünden, davacıların duyduğu acı ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilmesi amacıyla anne ... için 50.000,00 TL, baba ... için 50.000,00 TL, kardeş ... için 25.000,00 TL ve kardeş ... için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 29/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varıldığından Mahkeme kararının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik görülmediği, davalı idare ile davalı yanında müdahilin kararın bu kısmına yönelik istinaf başvurularının reddi gerektiği gerekçesiyle davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, davalı idarece müteveffa hakkında tutulması gereken kişisel verilerin mevzuata uygun biçimde tutulmadığı, sunulmayan kayıtların yakınlarının yanlış ve eksik tedaviye maruz kaldığının ve bu sebeple vefat ettiğinin aksini gösteremeyecek türden olmadığı, davada sunulan tüm bilgi ve belgeler ışığında maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, meydana gelen sonuç ile idarenin eylemi arasında bilimsel tıbbi belgeler ile teyid edilmiş şekilde uygun nedensellik bağı bulunmadığı, sorumluluk şartlarının gerçekleşmediği, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği ileri sürülmektedir. Davalı idare yanında müdahil tarafından, dava konusu olayda bilimsel tıbbi belgeler ile teyid edilmiş şekilde uygun nedensellik bağı kurulamadığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiş olup; davalı idare yanında müdahil tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Temyiz İstemine Konu Kararın, Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, taraflar ve davalı idare yanında müdahil tarafından dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyiz İstemine Konu Kararın, Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacıların çocukları/kardeşi ...'ün ablası olan davacı ...'ün gözaltı ve dudaklarda morarma, bayılma ve atak geçirmesi sebebiyle ilk önce İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Hastanesine daha sonra Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü, davacıya epilepsi tedavisi uygulanmaya başlandığı, müteveffa ...'de de aynı semptomlar görülmesi üzerine ...'e konulan teşhis gözetilerek "epilepsi" tanısı konulduğu, ...'e 14 yıl epilepsi tedavisi uygulandığı, 3-4 aylık periyotlar halinde tedavi sürecinin devam ettiği, tedavi süresince bayılma ataklarının devam ettiği, uzun yıllar Dr. ... tarafından tedavi edildikleri, tedavi ile ilgilenen doktorun değişmesi üzerine yeni doktor tarafından kalp rahatsızlığından şüphelenildiği ve kardiyoloji servisinden randevu alınmasının talep edildiği, ... için kardiyoloji servisine müracaat edilmesi üzerine 1 ay sonrasına gün verildiği, ancak randevu tarihi gelmeden 07/09/2012 tarihinde okulunun bahçesine basketbol oynarken rahatsızlandığı ve vefat ettiği, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma dosyasında Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen... tarih ve ... sayılı otopsi raporunda "doğumsal kaynaklı kalp damar hastalığı" sebebiyle vefat ettiğinin tespit edildiği, diğer iki kardeşin de acil olarak yapılan tetkikleri sonucunda "doğumsal kaynaklı kalp damar hastalığı" bulunduğunun tespit edildiği ve kalp pili ameliyatı yapıldığı, kalp pili takılması sonucunda iki kardeşin bayılma krizlerinin sona erdiği, sonrasında davacılar tarafından maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle 29/05/2015 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden; bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan 04/10/2021 tarihli beyan dilekçesinde, araştırılması istenilen tanı koyucu tetkik ve evrakla ilgili olarak Hastaneler tarafından kendilerine verilen tüm belgelerin dava dosyasına daha önce sunulduğu, bunun dışında başka herhangi bir evrakın ellerinde bulunmadığı bildirilmiş; Bölge İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak verilen 23/09/2021 tarihli ara kararı ile davacılar murisine yönelik tanı koyucu tetkikler ile ayrıntılı muayene bulguları davalı idareden istenilmiş, söz konusu ara kararına İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünce 03/12/2021 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile verilen cevapta, "hasta kayıtları ile ilgili mevzuat düzenlemelerinin 2016 yılında yürürlüğe girdiği, davanın 2015 yılında açıldığı, kayıtlarında bulunan hastane evrakının dosyaya zaten sunulduğu, kayıtların saklanması için herhangi bir süre zorunluluğu bulunmadığı" hususları beyan edilmiştir. Bölge İdare Mahkemesince, bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme ve ara kararı cevapları neticesinde olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla yeniden bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunca hazırlanan 05/04/2023 tarih ve 394 karar sayılı raporda; "1- Çocuğun ölümünün doğumsal kaynaklı kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu; 2- Dosyadaki kayıtlı belgelerden çocuğun kardiyoloji polikliniğine götürüldüğünün anlaşıldığı, EKG, EKO ve benzeri tanı koyucu tetkiklerin, ayrıntılı muayene bulgularının dosyada olmadığı, kurumlarının ... tarih ve ... karar nolu mütalasında ayrıntılı olarak tarif edilerek istenildiği, ancak poliklinik kayıt ve hizmet dökümü evrakının olduğu, bu nedenle sorulan hususlarda değerlendirme yapılamadığı, ilgili tıbbi kayıtları muhafaza etme sorumluluğu bulunan idarenin özen eksikliği olarak değerlendirildiği" yolunda görüş bildirilmiştir. Bilindiği üzere tıbbi bilgi ve belgelerin kayıt altına alınıp saklanması idarenin yükümlülüğü altındadır. Zira, sağlık hizmetine ilişkin bir uygulamanın kusurlu olup olmadığı da bu tıbbi belgelerin incelenmesi neticesinde ortaya çıkacaktır. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idare tarafından Adli Tıp Kurumunca istenen tıbbi bilgi ve belgelerin dosyaya sunulamadığı, bu nedenle davacılar murisinin tanı, teşhis ve tedavisinde hizmet kusuru olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin tıbbi kayıtları düzenli tutmayarak sağlık hizmetinin işletilmesinde kusurlu davrandığı açıktır. Buna göre, tıbbi kayıtları usulünce tutmayan davalı idarenin hizmetin kusurlu yürütülüp yürütülmediği noktasında inceleme yapmayı engellediği, ispat yükümlülüğünü yerine getiremeyen idarenin olayda hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığından hizmet kusuru ilke ve kuralları çerçevesinde davacıların maddi zararlarının da karşılanması gerekmektedir. Bu itibarla, davanın kısmen kabulü kısmen reddi yönündeki... İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idare ve davalı yanında müdahilin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına, maddi tazminat yönünden davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN REDDİNE, KISMEN KABULÜNE, davalı idarenin ve davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; A. Davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, B. Davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/10/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.