3. Hukuk Dairesi 2012/20035 E. , 2012/24318 K. MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili, davalının ...’da yaşadığını, ancak eşi olan müvekkilini bu ülkeye götürmeye yanaşmadığı gibi izne geldiğ…
**3. Hukuk Dairesi 2012/20035 E. , 2012/24318 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili, davalının ...’da yaşadığını, ancak eşi olan müvekkilini bu ülkeye götürmeye yanaşmadığı gibi izne geldiğinde de baskı ve şiddet uyguladığını, bu nedenle müvekkilinin ayrı yaşamda haklı olduğunu ileri sürerek, müvekkili lehine aylık 750 TL tedbir nafakası takdir edilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davacı eşin üzerine düşen görevleri yerine getirmekten kaçındığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; dinlenilen tanıkların beyanları ile davacı eşin sadakatsizlik derecesine varmayan ancak eşler arasındaki bağlılık duygusunu zedeleyecek tarzda ortaya çıkan davranışlarda bulunduğunun, davalı eşin ise davacıya şiddet uyguladığının ispatlandığı, buna göre her iki tarafında eşit kusurlu olduğu gerekçe gösterilerek, tarafların kusur ve ekonomik durumları ile hakkaniyet ilkesine göre istemin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK’ nun 195. maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen önlemleri alır. Aynı yasanın 197. maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.Davada, ayrı yaşamda haklılık nedenine dayalı olarak tedbir nafakası talebinde bulunulmuştur. Dinlenilen bir kısım davacı tanıkları ile davalı tanığı ...; davacının, Hollanda’da çalışan davalının yanına gidebilmek amacıyla dil dersi almak istediğini, ancak bu amaçla görüştüğü tanık Hülya’nın davalının istememesi nedeniyle davacıya ders vermekten vazgeçtiğini, diğer taraftan davalının davacıyı geçici de olsa yanına almak için bir girişimde bulunmadığını, bu nedenle davalı izne geldiğinde tarafların tartıştığını ve davalının davacıya karşı şiddet uyguladığını beyan etmişlerdir. Şu durumda, davalının evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmekten kaçındığı ve davacıya karşı güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, dolayısı ile davacı eşin ayrı yaşamakta haklı olduğu ortadadır.Diğer taraftan, tanıklardan ... ve ...’nin beyanlarında belirttikleri olaylar ise davalının yukarıda açıklanan davranışlarına davacının gösterdiği tepkinin yansıması olarak kabul edilmelidir.Şu durumda; ayrı yaşamda haklı olduğunu kanıtlayan davacının istemin tedbir nafakası olması ve eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesinin ayrı yaşama halinde de korunması gerektiği düşünüldüğünde, mahkemece davacının geçimi için gerekli, davalının geliri ile de orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, tanık beyanlarının yanılgılı değerlendirilmesi sonucunda kusur durumu gözetilerek düşük nafaka takdir edilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.