1. Hukuk Dairesi 2010/11853 E. , 2010/12257 K. "" MAHKEMESİ : KARŞIYAKA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2010 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, miras bırakanları D..'un adına kayıtlı 402 parsel sayılı taşınmazını aracı kullanmak suretiyle davalı oğluna temlikini sağladığını, amacın mirasçıdan mal kaçırma olup, işlemin muvazaalı olduğunu belirtip, pay oranında iptal ve tescile karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, işlemlerin muvazaalı olma…
**1. Hukuk Dairesi 2010/11853 E. , 2010/12257 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KARŞIYAKA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2010 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, miras bırakanları D..'un adına kayıtlı 402 parsel sayılı taşınmazını aracı kullanmak suretiyle davalı oğluna temlikini sağladığını, amacın mirasçıdan mal kaçırma olup, işlemin muvazaalı olduğunu belirtip, pay oranında iptal ve tescile karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, işlemlerin muvazaalı olmadığını belirtip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacıların iddialarını kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; tarafların miras bırakanı D..'un adına kayıtlı 402 parsel sayılı taşınmazını dava dışı 3.kişiye satış suretiyle temlik ettiği, onunda murisin çocuğu olan davalıya aynı şekilde devrettiği ve davalı adına sicil kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanlarının aracı kullanmak suretiyle davalıya yaptığı temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.